Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Türkülerimiz << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

Yemen Türküsü Tartışması :

 

Muş Milli Eğitim Müdürlüğü Resmi Sayfasında "Muş Türküsü" diye anılan
"Yemen Türküsü" ile ilgili yazışmaları ve gerçekleri bu sayfalarda
-yorumsuz- izleyebilirsiniz.


Yemen Türküsü / Muş Türküsü Üzerine Yapılan İnceleme

Aşağıdaki yazılanlar Muş Milli Eğitim Müdürlüğü Resmi Sitesinde M. Murat GÜVEN imzasıyla yazılanlardır. Muş Türküsü ve Yemen Türküsü ile ilgili yazılanlar -yorumsuz- aktarılmıştır...


Muş Türküsü (Tartışma)

Yıllardır büyük bir zevkle dinlediğimiz Havada Bulut Yok Türküsü üzerinde çok uzun bir zamandır çirkin bir oyun oynanıyor... Oyun diyorum çünkü Türkünün güftesinde geçen Muş kelimesinin birkaç uyanık tarafından Huş’a çevrilmeye çalışılmasına başka söyleyecek bir kelime bulamıyorum.

Bu oyun çirkin bir oyun; çünkü iddia sahipleri ilmî, mantıkî, edebî hiçbir delil ya da belge veyahut bilgi koymadan bir iki tane bilinçsiz sözün arkasına saklanarak bir Türkü ile ilgili gerçekleri değiştirmeye çalışıyorlar. Onların bu iddialarını ve neden yanlış olduğunu aşağıda ilmî metotlar kullanarak açıklayacağım. Ancak, önce bu oyunun neden oynanmaya çalıştığını tahlil etmeye çalışalım...

1- Soru : Muş’un Huş’la değişimini kim neden istiyor ?
Cevap: Türküyü başka bir ile ya da bölgeye bağlamak isteyip de Türkünün içinde Muş  kelimesi geçtiği için bunu bir türlü başaramayanlar.
2- Soru : Muş’un Huş’la değişimin tarihî veya edebî bir değeri var mıdır ?
Cevap: Kesinle hayır.Çünkü diğer bütün Türküler gibi anonim bir eser olan Havada Bulut Yok türküsü sadece Türk milletinin değil tüm Türk dünyasının ortak malıdır.
3- Soru : Bu işten zarara uğrayan var mı ?
Cevap: Evet.Öncelikle bu Türküyle ismini duyurabilen zavallı fakir Muş’un bu lüksü elinden alınmaya çalışılmış ve Türkü ile özdeşleşen Muş bundan zarar görmüştür.
4- Soru : Türküde geçen Muş kelimesinin gerçeği Huş mudur?
Cevap: Kesinlikle hayır. Şimdi size bunu ispat edelim

Derleme Nedir ?

Derleme kelimesi özellikle sözlü edebi metinlerin yazıya geçirilmesi işlemi için kullanılır. Belli bir ilmî metot ve disiplin içinde yapılır.Destan, efsane, masal, mani, bilmece, ninni, türkü gibi ürünler bilinmeyen bir zamanda ve bilinmeyen bir kişi tarafından söylenir.Daha sonra ağızdan ağıza yayılarak söylenir ve bu arada kısmen değişir.Ağızdan ağıza söylenişin devam ettiği bu sürecin bir noktasında eser bir derleyici tarafından tespit edilir ve
kaydedilir.Eserin yazıya geçirildiği bu ilk metin eserin orijinal metni kabul edilir.Bazen eserler farklı derleyiciler tarafından,farklı bölgelerde değişik metinler halinde tespit edilebilir.Her metin ayrı ayrı değerlendirilir ve eser üzerinde yapılan çalışmalar tüm bu metinler incelenerek yapılır.Aralarındaki dil ve anlatım farklılıkları genelde eserin tespit  edildiği yer,zaman ve esere kaynak olan kişinin sosyal ve kültürel yapısına bağlıdır.

Derleme nasıl yapılır ?

Derleme yapılacak bölgede öncelikle güvenilir kaynak kişi tespit edilir.Bu genellikle işin en önemli kısmıdır. Çünkü, kaynak kişinin kültürel anlamda yozlaşmamış,dejenere olmamış ve yörenin söyleyiş özelliklerine sahip biri olmasına dikkat edilir.Bu yüzden kaynak kişi olarak genellikle yaşlı kadınlar tercih edilir.Çünkü,onlar yabancı kültürlerle erkeklere oranla daha az ilişki içerisindedirler.Kaynak kişi tespitinden sonra eldeki imkânlar ölçüsünde en iyi şartlar altıda kayıt yapabilmek için gerekli malzeme temin edilir.Kaynak kişinin anlatımı için uygun ortam yaratılarak, kesinlikle hiçbir müdahale yapılmadan anlatması yada okuması sağlanır.Sonra da imkânı varsa kayıt kaynak kişiye dinletilir.Materyalin ne için ve nasıl kullanılacağı açık bir şekilde anlatılıp onayı alındıktan sonra kaynak kişinin adı   kullanılarak herhangi bir eserde kullanılabilir.

Havada Bulut Yok Türküsü Nasıl Derlendi

Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu Türkü yukarıda anlattığım ilmî ölçülere tamamen sadık kalınarak derlenmiştir.  İlki 1944 yılında Muzaffer Sarısözen başkanlığında Bedii Yönetken ve teknisyen Rıza Yetişken’den kurulu bir ekip tarafından Muş’ta yapılan derleme çalışmasında yörede düğünlerde def çalan ve düğünü yöneten Duriye Keskin İsimli bir kadın kaynak kişi olarak dinlenmiş,Türkü bir plâğa kaydedildikten sonra kendisine dinletilmiş ve onayı alındıktan sonra türkünün notası çıkarılmış ve TRT repertuarına 341 numarayla alınmıştır.Alınan metin şudur:

HAVADA BULUT YOK

        Havada bulut yok bu ne dumandır
        Mehlede ölüm yok bu ne şivandır
        Bu yemen elleri ne de yamandır

        Ano Yemen’dir gülü çemendir
        Giden gelmiyor acep nedendir ?
        Burası Muş’tur, yolu yokuştur
        Giden gelmiyor acep ne iştir ?

        Kışlanın önünde çalınır sazlar
        Ayağım yalnayak yüreğim sızlar
        Yemene gidene ağlasın kızlar
        Ano Yemen’dir gülü çemendir
        Giden gelmiyor acep nedendir ?
        Burası Muş’tur, yolu yokuştur
        Giden gelmiyor acep ne iştir ?

        Kışlanın önünde redif sesi var
        Açın çantasını bakın nesi var
        Bir çift potin ile bir de fesi var

        Ano Yemen’dir gülü çemendir
        Giden gelmiyor acep nedendir ?
        Burası Muş’tur, yolu yokuştur
        Giden gelmiyor acep ne iştir ?

Ayrıca,1961 yılında Mustafa Geceyatmaz,Fikret Otyam ve Teknisyen Mücahit Küçükbaran'dan oluşan ikinci bir grupta derleme çalışması yapmıştır.Bu iki grup ve daha sonra gelen başka gruplar;Muş Ovası,Güllü Hamam,Kalenin Bedenleri,Değirmenin Bendine,Dağlarda  Meşelerde,Evleri Var Hane Hane,Muş’un Etrafında Atlı Gezerem,Kınayı Getir Ane,Oy Nayim Nayim,Atım Atım Kır Atım,Garşıda Gıza Gurban,Şirazdır yar Şirazdır gibi türküleri derlemişler
 ve TRT repertuarına katmışlardır.

Bu türkülerden de Kınayı Getir Anayı İzzet Altınmeşe el çabukluğu marifet diyerek Diyarbakır türküsü haline sokarken Güllü Hamam da bir an da Urfa türküsü oluverdi. Eminim bunda Mehmet Özbek’in tıpkı Muş’u Huş ederken yürüttüğü gibi derin ilmi (!) çalışmalarının büyük katkısı olmuştur.
Hatta zaman zaman Muş’un kurtuluşuna denk gelen günlerde bu Türküler TRT sanatçıları tarafından seslendirilip Muş Türküleri adı altında yayınlanırdı.

Yukarıdaki derleme öyküsünün ardından gelelim türkünün edebi incelemesine...
Öncelikle eserin anonim olduğunu hatırlayalım.Anonim eser şu özellikleri taşır:
Yazarı belli değildir.
Yazıldığı zaman belli değildir.
Eser farklı yörelerde farklı kelimelerle söylenebilir.
Anonim eserler Türk milletinin ortak malıdır.Ancak,derlendikleri bölgenin adıyla anılırlar.
Örn: Muş Yöresinden derlenen bir Türkü gibi.
Anonim eserlerin sözlerinde ve bestesinde değişiklik yapma hakkı kimsede yoktur.Çünkü bu eserlerin sahibi Türk milletidir.

Bu bilgilerin ışığında hareket ettiğimiz zaman Türkünün orijinal halinin zaman zaman sanatçılar tarafından değiştirilmiş olduğunu ve ortada farklı metinlerin olduğu görülüyor. Mesela Prof Dr.Şükrü Elçin’in 1986 tarihinde basılan Halk Edebiyatına Giriş adlı eserinde  Türkü şu şekliyle yayınlamış :

        HAVADA BULUT YOK
        Havada bulut yok bu ne dumandır
        Mehlede ölen yok bu ne figandır
        Adı Yemendir gülü çemendir
        Giden gelmiyor acep nedendir ?

        Burası Muş’tur, yolu yokuştur
        Giden gelmiyor acep nedendir?
        Kışlanın önünde redif sesi var

        Bakın çantasında acep nesi var
        Bir çift kunduruyla bir de fesi var
        Adı Yemen’dir gülü çemendir

        Giden gelmiyor acep nedendir ?
        Burası Muş’tur, yolu yokuştur
        Giden gelmiyor acep nedendir?

      Sayın Şükrü Elçin’in şiirin orijinal metninden bir mısrayı atladığını görüyoruz.Bu da "Bu Yemen elleri ne de yamandır" mısrasıdır.Bunu atlayınca şiirin ilk dörtlükten sonra şekil bakımından bozulduğunu görüyoruz.Orijinal metinde şiirin üçlüklerden sonra nakaratlardan oluştuğu görülüyor:
         ___________
         ___________
         ___________

         Nakarat
         Nakarat
         Nakarat
         Nakarat

Oysa Şükrü Elçin’in ilk bölüm dörtlük ikinci bölüm ise üçlükle yapılmış bunun sebebi şiirden çıkarılan bir mısradır. Ayrıca Şükrü Elçin’in eserinde orijinal metinde bulunan bir bölümde alınmamıştır.Şiirin Ölçüsü üçlükler 11’li hece ölçüsü 6+5 duraklıdır.Nakarat  kısımları ise 10’lu hece ölçüsü ve 5+5 duraklıdır.Kafiye bakımından incelendiğinde de Şükrü Elçin’in metninde nakarat kısmında yanlışlık olduğu ortadadır.
         Burası Muş’tur yolu yokuştur
         Giden gelmiyor acep nedendir

Mısralarında yokuştur ile nedendir arasında hiçbir kafiye yoktur.
Oysa,orijinal metindeki,Burası Muş’tur,yolu yokuştur.Giden gelmiyor acep ne iştir? Mısralarında yokuş ve iş kelimeleri arasında iş ve uş arasında tam kafiye vardır ayrıca  anlam ve ahenk açısından daha uyumludur. Prof.Şükrü Elçin’in metni yine de doğruya en yakın metinler arasında gösterilebilir.Gerçek bir ilim adamı olan sayın Şükrü Elçin türküyü  bu şekilde tespit ederek yayınlamıştır.

 Oysa,bilhassa İnternet üzerinde yaptığım taramalarda öyle çok yanlışlıklarla karşılaştım ki çoğu inanılmazdı.Üstelik bir tanesi Kaynak kişinin adını ve repertuar numarasını ve türkünün hemen hemen orijinal metnini vermiş ancak nasıl olmuşsa bütün Muş’lar Huş’a dönüşmüş.Doğrusu TRT repertuarında bu değişikliğin yapıldığına ilmen inanamam.

         Bu düpedüz sahtekârlık olur...

Yemen Türküsü (Tartışma)-2

1967 yılında yayınlanan sayın Osman Attilâ’ya ait olan bir antoloji ise türküyü şu şekliyle  tespit etmiş:

          HAVADA BULUT YOK

          Havada bulut yok bu ne dumandır
          Mahallede ölen yok bu ne figandır
          Adı yemendir gülü çemendir
          Giden gelmiyor acep nedendir
          Burası Muş’tur yolu yokuştur
          Giden gelmiyor acep ne iştir.
          Kışlanın önünde redif sesi var
          Bakın çantasına acep nesi var
          Bir çift kundurayla bir de fesi var
          Burası Muş’tur yolu yokuştur
          Giden gelmiyor acep ne iştir.

Görüldüğü gibi günümüzden otuzbeş sene önce yayınlanan antolojideki tespit de sayın Şükrü Elçin’in tespitinden birkaç İstanbul ağzına çevirme gayreti dışında farksızdır.Bu örnekte de birinci kıtanın üçüncü mısrası yoktur.Bu da üçüncü mısranın Muş yöresine has olduğu sonucunu düşündürebilir.Bu mısra ile şiirin şekil bakımından tamamlandığını  düşünürsek türkünün şekil bakımından Muş’ta tamamlandığı sonucu çıkar.

Ruhi SU İnternet sitesinde türküyü adını ve şekil özelliklerin değiştirerek aşağıdaki şekilde yayınlamış :

          YEMEN TÜRKÜSÜ

          Havada bulut yook,
          Bu ne dumandır,
          Mahlede ölen yook,
          Bu ne figandır...

          Şu Yemen Elleri,
          Ne de yavandır.

          A bu, Yemen'dir
          Gülü çemendir
          Giden gelmiyor,
          Acep nedendir..?

          Burası Muş'tur,
          Yolu yokuştur,
          Giden gelmiyor,
          Acep ne iştir..?

          Kışlanın önünde
          Asker sesi var..
          Bakın çantasında
          Acep nesi var..?

          Bir çift kundurayla,
          Bir de fesi var...

          A bu, Yemen'dir
          Gülü çemendir
          Giden gelmiyor,
          Acep nedendir..?

          Burası Muştur
          Yolu yokuştur,
          Giden gelmiyor
          Acep ne iştir..?

          Burası Muştur
          Yolu yokuştur,
          Giden gelmiyor,
          Acep ne iştir..?

Sayın Ruhi Su üçüncü mısrayı yanlış da olsa (yaman-yavan) tespit ediyor ancak şiiri durak noktalarından bölerek şekil bakımından şiirin tamamen yanlış düzenlendiği inancını uyandıracak bir sonuca sebep oluyor.Ama,Türkünün orijinal hali (yaman-yavan,redif-asker,  Ano- a bu dışında) fazla değişikliğe uğratılmamış ve Muş, Huş edilmemiş.

TRT repertuar dairesinden türkünün orijinal metnini istediğimde bana şunu gönderdiler :

        HAVADA BULUT YOK

        Yöre: MUŞ
        Kaynak Kişi: Düriye Keskin
        Derleyen: Muzaffer SARISÖZEN

        HAVADA BULUT YOK BU NE DUMANDIR
        MEHLEDE ÖLÜM YOK BU NE ŞİVANDIR
        ŞU YEMEN ELLERİ NE DE YAMANDIR

        ANO YEMENDİR GÜLÜ ÇEMENDİR
        GİDEN GELMİYOR ACEP NEDENDİR

        ŞU DAĞIN ARDINDA REDİF SESİ VAR
        VARIN BAKIN ÇANTASINDA NESİ VAR
        BİR ÇİFT PABUÇ İLE BİR DE FESİ VAR

        BURASI HUŞ’TUR YOLU YOKUŞTUR
        GİDEN GELMİYOR ACEP NE İŞTİR

        KIŞLANIN ÖNÜNDE ÇALINIR SAZLAR
        AYAĞIM YALNAYAK YÜREĞİM SIZLAR
        YEMEN’E GİDENE AĞLIYOR KIZLAR

        BURASI HUŞ’TUR YOLU YOKUŞTUR
        GİDEN GELMİYOR ACEP NE İŞTİR

ŞİVAN:Ağıt,figan
REDİF:Terhis edildikleri halde ihtiyaç halinde yeniden askere alınan kişiler.
HUŞ:Yemen’in başkenti Sane ile Taiz şehirleri arasındaki bir Türk kalesinin ismidir.Türkü eski Türkçe ile yazılırken Huş’un üzerindeki nokta zamanla unutulmuş böylece HUŞ sözcüğü MUŞ oluvermiş ve dolayısıyla da bu türkü MUŞ ile bütünleşmiştir.

KAYNAK:TRT Müzik Dairesi Başkanlığı Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisi 1.cilt

Şimdi devletin en güvenilir kurumlarından birinde gerçeklerin nasıl çarpıtıldığını görelim. Bir kere türkünün "Huş" dışındaki bilgileri eski repertuar kayıtlarıyla aynı.Kimin marifetiyle olmuş bilemiyorum ama biri el çabukluğuyla Muş'u Huş etmiş.Üstelik de oldukça ilmi bir de açıklama yapmış efendim.Eski Türkçe’yle yazılırken -h- harfinin üstündeki nokta unutulmuş da onun için Muş,Huş olmuş.Umarım bu bilgiyi veren kişi eski yazı bilmiyordur.Çünkü, bilmiyorsa cahilliğine,biliyorsa sahtekarlığına vereceğim yaptığı yanlışı. Eski Türkçe’de üzerinde nokta olan H harfi Hı'dır. Üzerindeki noktayı yazmazsanız Ha olur. Ha harfini m olarak da ancak kara cahiller okur.

Ayrıca, Türkü derlenirken başvurulan Kaynak kişi Duriye Keskin bu Türküyü sözlü edebiyat geleneğinden öğrenen okuma yazması olmayan bir kişidir. Acaba bu türkü ne zaman yazılırken böyle bir yanlışlık ! yapılmış da hangi büyük zeka bunun farkına nasıl varmış ve ne zaman varmış.

Aslında her şey rahmetli Barış Manço'nun yıllar önce Yemen'e yaptığı bir gezi esnasında gittiği Huş Kalesi için söylediği ve sadece basit bir mantık yürütmeden ibaret olan "Burası Huş, yolu da yokuş , belki de bizim türküdeki Huş burası olabilir." sözlerinden kaynaklandı. Sonra kendi söylediği bu söze kendi de inandı. Asıl önemlisi yıllarca bu türküyü dinleyip içindeki Muş kelimesinden çeşitli sebeplerden ötürü hoşlanmayanlar da bu sözlere sıkıca sarıldılar ve yukarıdaki yanlışlara kadar gidildi.

Türkünün Şekil Bakımından İncelenmesi:

Türkü altı kıtadan oluşmuştur. Kıtalar üç tane üçlük ve nakaratlar ikiliklerden oluşmuştur. Sanırım Ruhi Su’da bu nedenle şiiri duraklardan bölmüştür Hece Ölçüsü:Üçlü kıt’alar 11’li hece ölçüsüyle,diğer kıtalar 10’lu hece ölçüsüyle yazılmıştır.

Durak : 6+5 ve 5+5 duraklıdır. Şiirin Kafiye şeması:

        a______________ dumandır
         ______________ şivandır dır’lar redif, -an’lar Tam Uyak
        a______________ yamandır
        b______________ çemendir
        b______________ nedendir -dir’ler redif, -en’ler Tam uyak
        c______________ yokuştur
        c______________ iştir -tır’lar redif, -iş’ler Tam uyak
        d______________ sesi var
        d______________ nesi var -i var’lar redif, -es’ler Tam uyak
        d______________ fesi var

        ______________
        ______________
        ______________ Nakarat
        ______________

        e______________ sazlar
        e______________ sızlar -lar’lar redif, -ız’lar Tam uyak,-z
        e______________ kızlar yarım uyak
        ______________
        ______________
        ______________ Nakarat
        ______________

Görüldüğü gibi eser anonim bir türkü olmakla beraber oldukça kuvvetli bir şekle sahiptir. Buradan türküyü ilk söyleyen kişinin hece ölçüsüne ve özelliklerine vakıf olduğu sonucuna varabiliriz. Ayrıca, diğer Muş türkülerinin bir çoğunda yukarıdaki şekil özelliklerinden bilhassa üçlükler ve ardından gelen nakaratlar oldukça çoktur. Bu bir söyleyiş farklılığıdırve Muş türkülerinin ayırt edilmesinde kullanılabilir.

Şimdi sıkı durun....Yukarıda Muş’un Huş edilmesinin kime ne yararı olacağını sormuş ve cevap olarak Türküyü başka bir ile ya da bölgeye bağlamak isteyip de Türkünün içinde Muş  kelimesi geçtiği için bunu bir türlü başaramayanlar.Cevabını vermiştim.Ama ben bunları yazarken şimdi aşağıya aldığım metni henüz görmemiştim. Aramalarım sırasında karşıma çıkana şaşırmadım,haklı olduğumu gördüm. Türkiye’de hiçbir kanuna,töreye,ahlâka saygısı kalmayan gözü kara, hilebâz zekalı, kazanayım da nasıl olursa olsun, elde edeyim ne pahasına olursa olsun felsefesiyle hareket eden basit ruhlu insanların çabalarının sonucuydu gördüğüm. Daha öz bir ifade ile sahtekârlığın belgesiydi bu.

Şimdi bu utanmaz insanların yukarıda incelemesini gördüğünüz metin ve şekil açısından incelemesini okuduğunuz türküyü ne hale soktuklarına ve nereye mal ettiklerine bir  bakalım.

         YEMEN TÜRKÜSÜ

        HAVADA BULUT YOK BU NE DUMANDIR
        MAHLEDE ÖLÜM YOK BU NE ŞİVANDIR
        ŞU YEMEN ELLERİ NE DE YAMANDIR

        ANO YEMENDİR GÜLÜ ÇEMENDİR
        GİDEN GELMİYOR ACEP NEDENDİR
        BURASI HUŞTUR YOLU YOKUŞTUR
        GİDEN GELMİYOR ACEP NEDENDİR

        KIŞLANIN ÖNÜNDE REDİF SESİ VAR
        BAKIN ÇANTASINDA ACEP NESİ VAR
        BİR ÇİFT PABUÇ İLE BİR DE FESİ VAR

        KIŞLANIN ÖNÜNDE ÜÇ AĞAÇ İNCİR
        KOLUMDA KELEPÇE BOYNUMDA ZİNCİR
        ZİNCİRİN YERLERİ NE YAMAN SANCIR

        KIŞLANIN ÖNÜNDE SIRA SÖĞÜTLER
        ZABİTLER OTURMUŞ ASKER ÖĞÜTLER
        YEMENE GİDECEK BU KOÇ YİĞİTLER

        KIŞLANIN ARDINI DUMAN BAĞLADI
        ANALAR BABALAR KARA BAĞLADI
        YEMENE GİDENE HERKES AĞLADI

        KIŞLANIN ARDINDA YÜZÜYOR KAZLAR
        AYAĞIM AĞRIYOR YÜREĞİM SIZLAR
        YEMENE GİDENE AĞLIYOR KIZLAR

        KIŞLANIN ARDINDA BİR KIRIK TESTİ
        ASKERİN ÜSTÜNE SAM YELİ ESTİ
        GELİNLİK TAZELER UMUDU KESTİ

        Anonim, Yöre: Elazığ

Bu okuduğunuz türkünün Havada Bulut Yok türküsüyle hiçbir alâkası olamadığını kendi vicdanları da kabul etmiş olacak ki türkünün adını değiştirmekten başka çare bulamamışlar. Şimdi içinde Muş kelimesi geçen bir türküyü Elazığ türküsü yapmak inandırıcı olamayacağı için önce Muş, Huş ediliyor sonra da türkü hiç ediliyor, taktik bu.

Aslında bu kültürel korsanlık uzun yıllardır kültüre kaynaklık eden vilayetlerin büyük sıkıntısıdır ve bazı vilayetler bunu ne yazık ki daha sıklıkla yapıyorlar. Mesela Çayda çıra yanıyor benim çocukluğumda Diyarbakır’a aitti.Sonra nasıl oldu anlamadım Elazığ’ın oldu.  Bizim Güllü Hamam bir anda Urfa’nın Yeni Hamam’ı oldu.

Gerçekte ise bunlara hiç gerek yok.Çünkü, bunlar zaten Türk milletinin ortak kültürel mirasıdır. Bizim görevimiz ufak-tefek çıkarlar için bu mirası, değiştirmemek, orijinal halini korumak ve sonraki nesillere aldığımız gibi aktarmaktır. Yoksa, çeşitli yörelerde elbette bir çok Yemen Türküsü söylenmiştir. Çünkü Yemen  bilhassa Doğu Anadolu halkı üzerinde derin izler bırakan bir bölge olmuştur. Bununla ilgili bir çok türkü, ağıt söylenmiş olması tabiidir.Peki neden ille de Havada bulut Yok türküsü isteniyor?Sanırım diğer Yemen Türkülerine göre daha çok sevilmesi ve dinlenmesi bazı töre tanımazların iştahını kabartıyor ve türküyü elde etmeleri için yukarıdaki gibi sahtekârlıklara başvurmalarına sebep oluyor. Ama, yukarıda yapılana söylenecek tek bir şey kalıyor...Ayıp!...Hem de Çok ayıp!...

M. Murat GÜVEN

Kaynak:Turkav / Burası Muş'tur

Her türlü öneri ve eleştirileriniz İçin bilgi@elaziz.net e-posta adresini kullanabilirsiniz...

Başa Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

footer top left corner  footer top right corner

www.elaziz.net -  Elazığ İli Güncel WEB Sitesi - Hızlı Menü Seçimi - Sık Kullanılanlara Ekle

 footer divider


Elazığspor
- Gakkoşistan - Fıkralarımız - P.H.Defteri - Geleneklerimiz - Şehir Rehberi - Resimlerimiz - İlçelerimiz - Harput Özel
- Tarihimiz - Musikimiz ! - Türkülerimiz - Efsanelerimiz - Camilerimiz - Resmi Bilgiler - Sanayimiz - Turizm Kaplıca -
-
Yerel Kültür - Yerel Folklor - Yerel Mutfak - Yerel Müzik - Yerel Lehçemiz - Yerel MP3 - Şiirlerimiz - Şıra Pazarı - Yeni -
- Basılı Yayınlar - Ö.Telefonlar - Özel Duyurular - 1999 Güneş T. - Derneklerimiz - E.Tüketici Derneği - Depremler - E. Basın List -
 
- Siyaset - Röportajlar - Uçak Seferleri - Anılarınız - Linkler - Kültür ve Sanat - Nöbetçi Eczane

Güncel  :
| 
Elazığ Forumlar | Yazarlar | Haberler | A.Dosyaları | Ferrokrom | Mail Listesi | Anketler | E-Ticaret |

   
footer bottom left corner
 
| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş