Toplumların geçmişi bıraktıkları kültürel
eserlerle geçmişten bugüne, bugünden geleceğe aktarılır.
Bu kültür eserleri birçok alanda olabilir. Aynı zamanda bu
eserler insanlık tarihini de, insanın gelişmesini de
simgeler. Kültür mirasları toplumun ne denli “köklü” veya
“köksüz” olduğunu gösterir. İnsanlık tarihini belgeleyen
bu kültür eserlerine sahip olamayan toplumlar, gerçek
anlamda “millet" olamadıkları için yeni arayışlar içine
girerler. Bazen bu arayışlar yapıcı, bazen de çok yıkıcı
olabilmektedir.
İnsanlık tarihinin en eski mekanlarından
olan Mezopotamya toprakları, dünyanın yüzkarası bir rejimi
bahane ederek daha da “kirli”, “çirkin” ve
”adaletsiz” bir
savaşa sahne olmaktadır. İnsanlık tarihinin belgeleri olan
en eski kültür varlıkları işte bu “kirli” savaşın kurbanı
oldular. Gelişme ve değişimin en belirgin kanıtları olan
bu kültür mirası eserler Bağdat Müzesinde sergileniyordu…
Gelişen ve değişen insan adına ne varsa hepsi burada idi
ve ne yazık ki şimdi artık yok… İnsanlık adına ne varsa,
Ortadoğu topraklarının şahitliği yaptığı geçmişe ait ne
varsa yakıldı, yıkıldı, talan edildi…
Mezopotamya toprakları (Grekçe’de, mezo=
orta, ara; potamya=nehirler anlamına gelir. Bu iki
kelimenin birleşmesinden oluşan ve Türkçe anlamıyla
“nehirler arası” alan…olarak anılabilecek insanlık tarihi
müzesi kutsal bir tarihi toprak alanı…) bağrında yaşayıp
günümüze intikal eden ne kadar eser, belge varsa Bağdat
müzesinde sergileniyordu, bu kirli savaş başlayıncaya
kadar… Şunu da bel, belirtmekte yarar vardır; insanlık
tarihinin ilk belgelerinin tamamı bu topraklara ait olsa
da, eserler ve belgelerin tamamı maalesef Bağdat müzesinde
değil, tamamı bu topraklara ait olduğu bilinen ve çeşitli
dönemlerde “çalınmış” ve “Batı” müzelerinde teşhir edilen
eserlerden, belgelerden insanlık tarihini, medeniyetler
tarihini, dinler tarihini anlamak mümkün olmaktadır…
İnsanoğlunun yaratılışı hakkındaki kutsal
söylemlerin dışında eldeki somut belgeler olan “fosil”
belgeler ilk çağlardan günümüze kadar geçen zaman
dilimlerinde insanoğlunun geçirdiği aşamaları işte bu
kültür müzelerinde görmek, anlamak mümkün…Binlerce yıllık
insanlık birikimi olan bu kültür eserleri Mezopotamya
bölgesinde, insan tarafından meydana getirildi, insan alın
teri ve emeğinin birikimi olarak geçmişten bugüne yansıdı,
fakat yine “canavar” ruhlu insanoğlu tarafından yok
edildi… İnsanın yaşam felsefesini, gelişimini, değişimini
yansıtan bu kültür mirasları, ilk insan tipi olduğu kabul
edilen “mağara insanı” olan varlığın kambur duruşundan -
aslında mağarada eğilerek yaşamak zorunda olduğu için
kamburu gelişmiş- günümüzdeki dik duruşuna kadar farklı
gelişim ve değişim evrelerini yaşadığının belgeleridir…
İster yaratılış felsefesi ile, ister “oluşum” felsefesiyle
olsun “ilk insan” hayatının düzenlendiği Mezopotamya
toprakların altında hala birçok bilinmeyen, insanlık
kültür eserleri beklemektedir…
Modern çağın Arkeoloji biliminin belirleyip
çıkarılmayı bekleyen insanın yaşam tarihi belgelerinin
dışında hala keşfedilmeyi bekleyen nice değerlerin olduğu
muhakkaktır…Bilinen tarihi devirlerde olduğu gibi bugün de
“kaygan zeminler” üzerine kurulu Ortadoğu coğrafyasında
daha pek çok insanlık tarihi belgesi mevcut…Tarımdan
ticarete, yazıdan belgeye, düşünceden felsefeye,
matematikten astronomiye, sanattan edebiyata kadar birçok
bilim alanı bu topraklarda keşfedildi, gelişerek değişti….
İşte Sümerler medeniyeti… Mezopotamya’ya
isim babası olan Dicle ve Fırat nehirlerin hayat verdiği
verimli topraklarda Sümer medeniyeti oluştu, gelişti ve
zaman içinde değişti…Rençperliğin en ileri derecede
uygulandığı ve verim alındığı bir medeniyet kurdu
Sümerliler… Mimarlık, sanat, heykeltıraşlık, yapı
mimarisi, yaşam alanlarının planlanması, kutsal alanların
planlanması ve imarı, tarım aletlerinin yalnız kullanımı
değil, yapımını başaran Sümerliler... İnsanlık tarihini
Sümerlilerle başlatan bazı tarihçiler bu iddialarında pek
haksız da sayılmazlar…
Çağımızın en iyi diktatörünü yetiştiren
Mezopotamya topraklarında bugün olup bitenler ibret
verici…Iraklılar, acaba hiç düşünüyorlar mı ki geçmişteki
ileri medeniyet kuran Sümerlerin torunları olduklarını… Bu
torunlar, tarihte ilk devletin ataları tarafından
kurulduğunu biliyorlar mı?... Sümerliler tarafından
çağının en ileri bilim merkezlerini oluşturdukları,
buralarda matematik, cebir, kimya, astronomi gibi pozitif
bilimlerin öğretildiği, bu gün bile kullanılan 12'lik saat
sisteminin yine Sümerliler tarafından icat edildiğini
biliyorlar mı?
“Sümerce” olarak tarihte yerini alan
“ilk
yazı” sisteminin Mezopotamya topraklarında kullanıldığı ve
buradan dünyaya yayıldığını biliyorlar mı acaba?... Gılgamış destanları, Dünyanın harikalarından olan
Nemrut kümülüsü ve heykelleri, Babil bahçeleri, Nuh’un Gemisinin
kalıntıları, kutsal mekânların merkezleri de
Mezopotamya’da bulunması yada olması insanlara bir mesaj
olmuyor mu?...
Yer kürenin en yaşlı ve en kültür birikimli
bölge olarak insanlık tarihine şahitlik yapmış Mezopotamya
topraklarının altında hala açığa çıkarılmayı bekleyen
binlerce kültür hazineleri var... Dünyada “kent” kültürünün ilk örneklerinden olan
“Urakun” kutsal kitapta
İncil’de bile yerini almış, benzer güzellikte “Ninova”
kenti de Mezopotamya’da... Türkiye topraklarında,
Gaziantep’e yakın yerde bulunan önemli kent kalıntıları,
eşsiz mozaikleri olan “Zeugma” da bu bölgeye yakın... Her
ne kadar baraj gölü altında kalmış olsa da...Mezopotamya
ve çevresinde daha nice yerleşim alanları vardır kim
bilir?...
Bağdat Arkeoloji müzesinde sergilenen
eserler, insanlığın ortak mirası olan değerlerdi…
İnsanoğlunun geçmişini aydınlatan, günümüzden geçmişe
doğru yapılacak kültür yolculuğunun örnekleriydi… İnsanlık
tarihine “kirli savaş” olarak kayıt düşecek bu 20 günlük
işgalin giderek içinden çıkılmaz bir bataklık haline
geldiğini her gün görüyor ve duyuyoruz…
Irak topraklarında “sömürü” sistemi,
“zevk-sefa” örneği yaşam sürdüren “sahte kahraman
diktatörlerin" ne kadar “boş teneke” oldukları, kaçarak,
direnmeyerek kapasiteleri, karakterleri ortaya çıktı…
Müze yağması ve yakılmasının kimler
tarafından yapıldığını bilen de yok sorgulayan da…
2. Bölüm
devamı Pazartesi günü yayında
olacaktır.
Bu
yazı hakkında yorum yapmak için lütfen tıklayınız....