Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

   Ana Sayfa      Konuk Yazarlar      Yazar Ana Sayfa      Yazarlar / Prof. Dr. Ramazan DEMİR      << Geri Dön   

Ramazan DEMİR'in Haftalık Yazıları

Prof. Dr. Ramazan DEMİR - BİLİM

Biyografim Eski Yazılarımız Kitapları Hakkında Bilgi Kitap İstek Formu
E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa

Bağdat Kütüphanesi Neden Yakıldı ?.
24 Kasım 2004 Çarşamba - 1 Bölüm

Toplumların geçmişi bıraktıkları kültürel eserlerle geçmişten bugüne, bugünden geleceğe aktarılır. Bu kültür eserleri birçok alanda olabilir. Aynı zamanda bu eserler insanlık tarihini de, insanın gelişmesini de simgeler. Kültür mirasları toplumun ne denli “köklü” veya “köksüz” olduğunu gösterir. İnsanlık tarihini belgeleyen bu kültür eserlerine sahip olamayan toplumlar, gerçek anlamda “millet" olamadıkları için yeni arayışlar içine girerler. Bazen bu arayışlar yapıcı, bazen de çok yıkıcı olabilmektedir.

İnsanlık tarihinin en eski mekanlarından olan Mezopotamya toprakları, dünyanın yüzkarası bir rejimi bahane ederek daha da “kirli”, “çirkin” ve ”adaletsiz” bir savaşa sahne olmaktadır. İnsanlık tarihinin belgeleri olan en eski kültür varlıkları işte bu “kirli” savaşın kurbanı oldular. Gelişme ve değişimin en belirgin kanıtları olan bu kültür mirası eserler Bağdat Müzesinde sergileniyordu… Gelişen ve değişen insan adına ne varsa hepsi burada idi ve ne yazık ki şimdi artık  yok… İnsanlık adına ne varsa, Ortadoğu topraklarının şahitliği yaptığı geçmişe ait ne varsa yakıldı, yıkıldı, talan edildi…

Mezopotamya toprakları (Grekçe’de, mezo= orta, ara; potamya=nehirler anlamına gelir. Bu iki kelimenin birleşmesinden oluşan ve Türkçe anlamıyla “nehirler arası” alan…olarak anılabilecek insanlık tarihi müzesi kutsal bir tarihi toprak alanı…) bağrında yaşayıp günümüze intikal eden ne kadar eser, belge varsa Bağdat müzesinde sergileniyordu, bu kirli savaş başlayıncaya kadar… Şunu da bel, belirtmekte yarar vardır; insanlık tarihinin ilk belgelerinin tamamı bu topraklara ait olsa da, eserler ve belgelerin tamamı maalesef Bağdat müzesinde değil, tamamı bu topraklara ait olduğu bilinen ve çeşitli dönemlerde “çalınmış” ve “Batı” müzelerinde teşhir edilen eserlerden, belgelerden insanlık tarihini, medeniyetler tarihini, dinler tarihini anlamak mümkün olmaktadır…

İnsanoğlunun yaratılışı hakkındaki kutsal söylemlerin dışında eldeki somut belgeler olan “fosil” belgeler ilk çağlardan günümüze kadar geçen zaman dilimlerinde insanoğlunun geçirdiği aşamaları işte bu kültür müzelerinde görmek, anlamak mümkün…Binlerce yıllık insanlık birikimi olan bu kültür eserleri Mezopotamya bölgesinde, insan tarafından meydana getirildi, insan alın teri ve emeğinin birikimi olarak geçmişten bugüne yansıdı, fakat yine “canavar” ruhlu insanoğlu tarafından yok edildi… İnsanın yaşam felsefesini, gelişimini, değişimini yansıtan bu kültür mirasları, ilk insan tipi olduğu kabul edilen “mağara insanı” olan varlığın kambur duruşundan - aslında mağarada eğilerek yaşamak zorunda olduğu için kamburu gelişmiş- günümüzdeki dik duruşuna kadar farklı gelişim ve değişim evrelerini yaşadığının belgeleridir… İster yaratılış felsefesi ile, ister “oluşum” felsefesiyle olsun “ilk insan” hayatının düzenlendiği Mezopotamya toprakların altında hala birçok bilinmeyen, insanlık kültür eserleri beklemektedir…

Modern çağın Arkeoloji biliminin belirleyip çıkarılmayı bekleyen insanın yaşam tarihi belgelerinin dışında hala keşfedilmeyi bekleyen nice değerlerin olduğu muhakkaktır…Bilinen tarihi devirlerde olduğu gibi bugün de “kaygan zeminler” üzerine kurulu Ortadoğu coğrafyasında daha pek çok insanlık tarihi belgesi mevcut…Tarımdan ticarete, yazıdan belgeye, düşünceden felsefeye, matematikten astronomiye, sanattan edebiyata kadar birçok bilim alanı bu topraklarda keşfedildi, gelişerek değişti….

İşte Sümerler medeniyeti… Mezopotamya’ya isim babası olan Dicle ve Fırat nehirlerin hayat verdiği verimli topraklarda Sümer medeniyeti oluştu, gelişti ve zaman içinde değişti…Rençperliğin en ileri derecede uygulandığı ve verim alındığı bir medeniyet kurdu Sümerliler… Mimarlık, sanat, heykeltıraşlık, yapı mimarisi, yaşam alanlarının planlanması, kutsal alanların planlanması ve imarı, tarım aletlerinin yalnız kullanımı değil, yapımını başaran Sümerliler... İnsanlık tarihini Sümerlilerle başlatan bazı tarihçiler bu iddialarında pek haksız da sayılmazlar…

Çağımızın en iyi diktatörünü yetiştiren Mezopotamya topraklarında bugün olup bitenler ibret verici…Iraklılar, acaba hiç düşünüyorlar mı ki geçmişteki ileri medeniyet kuran Sümerlerin torunları olduklarını… Bu torunlar, tarihte ilk devletin ataları tarafından kurulduğunu biliyorlar mı?... Sümerliler tarafından çağının en ileri bilim merkezlerini oluşturdukları, buralarda matematik, cebir, kimya, astronomi gibi pozitif bilimlerin öğretildiği, bu gün bile kullanılan 12'lik saat sisteminin yine Sümerliler tarafından icat edildiğini biliyorlar mı?

“Sümerce” olarak tarihte yerini alan “ilk yazı” sisteminin Mezopotamya topraklarında kullanıldığı ve buradan dünyaya yayıldığını biliyorlar mı acaba?... Gılgamış destanları, Dünyanın harikalarından olan Nemrut kümülüsü ve heykelleri, Babil bahçeleri, Nuh’un Gemisinin kalıntıları, kutsal mekânların merkezleri de Mezopotamya’da bulunması yada olması insanlara bir mesaj olmuyor mu?...

Yer kürenin en yaşlı ve en kültür birikimli bölge olarak insanlık tarihine şahitlik yapmış Mezopotamya topraklarının altında hala açığa çıkarılmayı bekleyen binlerce kültür hazineleri var... Dünyada “kent” kültürünün ilk örneklerinden olan “Urakun” kutsal kitapta İncil’de bile yerini almış, benzer güzellikte “Ninova” kenti de Mezopotamya’da... Türkiye topraklarında, Gaziantep’e yakın yerde bulunan önemli kent kalıntıları, eşsiz mozaikleri olan “Zeugma” da bu bölgeye yakın... Her ne kadar baraj gölü altında kalmış olsa da...Mezopotamya ve çevresinde daha nice yerleşim alanları vardır kim bilir?...

Bağdat Arkeoloji müzesinde sergilenen eserler, insanlığın ortak mirası olan değerlerdi… İnsanoğlunun geçmişini aydınlatan, günümüzden geçmişe doğru yapılacak kültür yolculuğunun örnekleriydi… İnsanlık tarihine “kirli savaş” olarak kayıt düşecek bu 20 günlük işgalin giderek içinden çıkılmaz bir bataklık haline geldiğini her gün görüyor ve duyuyoruz…

Irak topraklarında “sömürü” sistemi, “zevk-sefa” örneği yaşam sürdüren “sahte kahraman diktatörlerin" ne kadar “boş teneke” oldukları, kaçarak, direnmeyerek kapasiteleri, karakterleri ortaya çıktı…

Müze yağması ve yakılmasının kimler tarafından yapıldığını bilen de yok sorgulayan da…

2. Bölüm devamı Pazartesi günü yayında olacaktır.

Bu yazı hakkında yorum yapmak için lütfen tıklayınız....

Yazarın Arşiv Yazıları :

 

Prof. Dr. Ramazan DEMİR - demir@med.akdeniz.edu.tr
Haberleşmek için :
Ramazan DEMİR (Prof. Dr.) Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Başkanı,
AKDENİZ Üniversitesi – ANTALYA  Telefax : 0-242-227 44 86

Biyografim Eski Yazılarımız Kitapları Hakkında Bilgi Kitap İstek Formu
E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Başa Dön

 


| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş