Doğu ve Güneydoğu için sayısız Ekonomik
Paket, Acil Eylem Planı ve. hükümet proğramları açıklandı.
Bakanlar Kurulu Toplantıları,
Diyarbakır’da, Şırnak’ta vb illerde yapıldı.
Her pakette doğu-güneydoğu bölgesindeki
yatırımlara, trilyonlarca liralık destek-kaynak vaat
edildi.
Doğu, Güneydoğu 10, 20, 30, 40, 50 yıldır
bekliyor!
Üçlü koalisyon kurulduktan sonra Başbakan
Yardımcısı Dr. Devlet Bahçeli, yine kendisine bağlı Devlet
Planlama Teşkilatı’nı (DPT) sekizinci beş yıllık plan ve
stratejik plan çalışmaları çerçevesinde bölgesel
planlamaya yönlendirdi.
DPT, Bahçeli’nin de katıldığı iki büyük
toplantıyı, Diyarbakır’da ve Erzurum’da yaptı.
Diyarbakır, Bahçeli’yi adeta kucakladı.
Doğu ve Güneydoğu’nun kalkınma planlarının
doğrudan yöresel ekonominin dinamikleri ve merkezi
ekonominin katkılarıyla hazırlanması bu toplantıların
gayesiydi.
Bölge insanına, iş adamına, moral ve
heyecan verilmesi, illerinden göçüp, Türkiye’nin batısında
ün, şan,para sahibi olmuş, yatırımcı, sanayici, ihracatçı,
müteahhit, turizmci, kendi doğduğu yere de bir çivi çaksın
diye toplantı üstüne toplantı, plan üstüne plan yapıldı.
Ve nihayet geldik 2002’nin yarısına.
Netice nedir denilirse, Elazığ deyişiyle “hepsi fıs!”
Krizler peşpeşe gelince, ekonomi “tısdımbılik” oldu.
Hükümet borç için IMF karşısında kırk “dıngılafıstik”
atacak hale geldi.
Doğu-güneydoğu, paketler, acil planlar unutuldu gitti.
Doğu-güneydoğu’nun, yoksulluğunu, geri
kalmışlığını, töresini, insanlık dramını, aşklarını ve
acılarını, roman diye yazanlar (Kar) ya da film diye
çekenler (Vizontele), Televizyona dizi yapanlar (Aşkına
Eşkıya, Aşkın Dağlarda Gezer, Keje, Berivan vb.) dolar
milyoneri, TL trilyoneri oldu.
Özel bankaların çoğu şubelerini kapatıp,
çekildi. Kamu bankaları da “yeniden yapılandırma” diye
bölge illerinden “ricata” başladı.
Önce “terör var” diye 20 yıl kimse
uğramadı, kuruş yatırım yapmadı, olanlar da kapattı. Terör
bitti bu defa “kriz var” diye kimse kuruş yatırım yapmadı,
parasını dolara, faize koyup, fabrikasını, dükkanını
kapatıp göç etti.
Özelleştirme diye devlet et kombinasını,
süt, çimento, yem fabrikasını satıp-savıp, yada kapatıp
çekildi. Bölgenin varlıklıları, beyleri büyük esnafı
tüccarı, orada kazandıkları paraları istifleyip,
Antalya’ya, İzmir’e, Adana’ya, Bursa’ya, Ankara-İstanbul
ve diğer vilayetlere nakli hane yaptı. Ahalisi kaldı yine
kendi kaderiyle başbaşa.
Baktılar ki kendilerinden başka kimseden
fayda yok, kolları sıvadılaır.
İllerde “Güçbirliği” oluşumları başladı.
Son örneği “Elazığ Güçbirliği AŞ” hafta
sonu dördüncü toplantısını, ülkenin dört bir yanındaki
işadamları, sanayiciler, bürokrat, yönetici, bankacıların
katılımıyla Afyon’da yaptı. Herkes bu “kavşak”
noktasındaki ile, kolayca gelebilsin kimse “mazeret”
bulmasın diye.
Güçbirliği AŞ’nin oluşturduğu Mis Holding
Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Demirbağ, amacın ile yatırım
çekmek, başta halen kapalı olan Eti Holding’e ait
Ferrokrom tesisleri olmak üzere “özelleştirme”
kapsamındaki kamu işletmelerini alıp, verimli ve yöreye
katkılı bir şekilde işletmek olduğunu söyledi. Fenerbahçe
başta olmak üzere büyük kulüplerin hepsinin yönetimlerinde
Elazığlı müteahhit, işadamları var.
Milyon dolarları futbolculara “ün-şan”
olsun diye sayıyorlar. Ankara’da, İstanbul’da Holdingleri,
Tatil köyleri, fabrikaları, otelleri, hatta milyon
dolarlık yarış atları, Metiş, Mön, Gülsan, Karakaya,
Kolin, Güven Hastaneleri, Çağ Hastaneleri...
Diğer iller deseniz öyle.
Çocukluğumun Elazığ’ında, Gazi caddesinde
küçücük tuhafiye-konfeksiyon mağazası olan Damat.
Elazığ’dan çıkıp bugün Damat-Tween adıyla
Türkiye’nin uluslar arası gurur markalarından birisi oldu.
Dünya literatürüne “Elazığ Vişnesi” olarak geçen bordo
mermerin ünü Beyaz Saray’a, Çin’e kadar ulaşmış durumda.
Ama Türkiye’nin ve Elazığ’ın dünya çapında
“mavi bayraklı” gölü Hazar’ın (Sivrice) kıyısında ve
şehrin içinde kalınacak bir otel dahi yok. Elazığ
varsılları, Akdeniz’de, Ege’de, İstanbul’da beş yıldızlı
otel ve tatil köyü sahibi.
On, yirmi, kırk-elli yıldır paketler
beklendi.
Devlet beklendi. Koç’lar, Sabancı’lar
beklendi.
Artık, gözü yolda beklemek yerine bir
şeyler yapma, gidenler ve kalanların güçlerini birleştirme
zamanı.
Tamam doğduğun yer mi, doyduğun yer mi?
Eyvallah ama, doyduğun yere beş çiviyse, doğduğun yere de
bir çivi çakmak neden olmasın?