Elazığ'da Siyasetin Yüz Yıl Öncesi ve Sonrası
     01 Temmuz 2002 Pazartesi


Baloş ile Baboş iki meftun-i şöhret
Kazara oldular mebus-u millet
Görenler bu iki çaylağı elbet
Dediler , seçime, mebusa lanet

Harputlu Abdülhamit Hazmi 

Abdülhamit Hazmi Harput’un yetiştirdiği önemli fikir adamlarından ve sanatkarlarından biridir. Merhum Hazmi’ nin yaşam öyküsünü ve şiirlerini bir kitapta toplayarak Elazığ halkına armağan eden Sayın Hayrettin Ayaz Beyefendiyi buradan kutlamak istiyorum. İstanbul Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından kültür hayatımıza kazandırılan bu eser gerek hazırlanma boyutu gerekse de baskı kısmı ile takdire şayandır. Ancak bizim bu yazımızda bu kitabın edebi kritiğini yapmak yerine yazımın başında da verdiğim merhum Hazmi’ nin şiirinden yola çıkarak Elazığ siyaseti ve siyasetçileri açısından kendimce bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Merhum Hazmi 1912 yılında yapılan seçimlerde İttihat ve Terakki listesinden Elazığ mebusu seçilen Hacı Baloş zade Mehmet Bey ile İspir zade Baboş Mustafa’nın ardından kaleme aldığı bu dörtlüğünde Baboş ve Baloş Beyleri fena halde hicvetmekte ve bu insanların Harput mebusluğuna “kazara” seçildiklerini , aslında bu insanların birer “çaylak” olduklarını belirtmektedir. Hazmi bu iki ismin yüzünden Harputluların siyaset kurumuna olan güvenlerinin kaybolduğunu , siyasetçiye de siyasete de lanet okur hale geldiklerini vurgulamaktadır.

Özellikle son yıllarda Türkiye de “siyaset kurumuna” karşı bilinçli bir yıpratma kampanyasının sürdürüldüğü , siyaset kurumunun ve “meclisin” itibarı en düşük kurumlar arasında yer aldığı yapılan kamuoyu araştırmalarında ortaya çıkmış bir gerçektir. Bu kampanyaların yapılmasında her ne kadar siyasetçilerinde gerek yolsuzluklarla gerek kayırmacılarla adlarının “beraber” anılmasının payı olsa da asıl amil herhalde başka olsa gerektir. Bilindiği gibi bu kampanyalar kapsamında özellikle bazı “atanmışlarla” “bürokratların” ve bazı “resmi kurumların” güvenirlik oranların sürekli “yüksek” tutulmaktadır. Bunun neticesi olarak ta insanlarda siyaset kurumuna olan güven azalmakta ve çare siyaset dışı kişi ve kurumlarda aranmaktadır.

Türkiye’nin bir parçası olan Elazığ dada durum çok farklı değildir. Maalesef siyaset kurumunun itibarı Elazığ da her geçen gün biraz daha zayıflamakta ve ivme her geçen saat biraz daha aşağı inmektedir. Bunda yukarıda belirtilen kampanyaların etkisi olmakla beraber Elazığ’ın kendine has bazı sorunlarının da olduğu bir gerçektir. Her geçen gün “büyük bir köy”  haline gelen , “sermaye ve beyin göçü” yaşanan Elazığ da mevcut ve önceki siyasetçilerin yeterli ve gerekli duyarlılığı gösteremediğine inanan Elazığ halkının siyasete olan güveni her saniye biraz daha zayıflamaktadır.

Başta devletin üst kademesinde olanlar olmak üzere bakanlar , bürokratlar ve milletvekilleri son yıllarda kamuoyuna karşı Elazığ için verdikleri bir çok sözü yerine getirememişlerdir. 193 madde olarak bilinen 4325 sayılı yatırım bölgelerine destek veren kanun konusunda başta dönemin Cumhurbaşkanı Demirel olmak üzere o dönemki bütün siyasiler , Ferrokrom konusunda yıllarca Elazığ halkına söz veren ve verdikleri sözlerin tam tersine imza atan Özelleştirme Yüksek Kurulu Üyeleri başta Başbakan Ecevit ve Bahçeli olmak üzere bütün bakanlar ve Elazığ milletvekillerine olan güven Elazığ da sarsılmıştır. Elazığ meydanlarında ve ekranlarında seslendirilen sözler ve taahhütler Kömürhan Köprüsünü geçince unutulur hale gelmiştir.

Yapılacak olan bir seçimde veya muhtemel Elazığ ziyaretlerinde halkın önüne çıkmayı planlayan herkesin ve her siyasetçinin bu argümanları göz önünde bulundurması gerekmektedir. Çünkü Elazığ halkı kendisine güvenen ve kendisinin yanında olan siyasetçiler ve vekiller aramaktadır.


Gıyasettin DAĞ
giyasettin@elaziz.net