Önce
Tespit…
İlk Türk gazetesi olarak
Takvimi Vakayi bilinir… Bu gazeteden sonra Anadolu’da
yayımlanan ilk gazete ise Elazığ’daki Mamurat’ül Aziz
Gazetesi’dir… Gazete 1883-1884 yıllarında yayımlanmıştır…
Kurtuluş Savaşı döneminde Atatürk’ün “Gazi Basını” diyerek
adlandırdığı ve Milli Mücadeleye destek vermek amacı ile
çıkarılan 22 gazeteden biri de yine Elazığ’da Satvet-i
Milliye adıyla yayımlanmıştır… 1922 yılında yayımlanan
Satveti Milliye’nin tecrübeleri ile 1930 yılında yayın
hayatına başlayan Turan Gazetesi ise hala yayın hayatını
sürdürmektedir… Bu tablo gurur vericidir…
Yerel
Basının Önemi…
- Türkiye'de
demokratik çok sesliliğin gelişmesinde ve kamuoyunun
serbestçe oluşmasında birincil derecede önem taşır…
- Kültürel
ve yerel mirasın korunmasında önemli rol oynar…
- Sivil
Toplum Örgütlerinin gelişmesinde ve etkinliğini sağlamada
önem taşır…
- Yerel
Yönetimlerin kamuoyu adına denetlenmesinde en önemli
unsurdur…
- Çoğunluğun
koruyucusu olma özelliğine sahiptir…
Mevcut
Durum…
Elazığ Basın tecrübesi 120
yılı aşkın bir birikime sahiptir… Bu birikime bakarak
Elazığ basını nerede? Sorusuna ise umut verici bir cevap
veremiyoruz… Mevcut gazeteler içerik ve yenilik açısından
okuyucuyu tatminden uzaktadır… Basın tecrübesi çok yeni
olan bir ilde yayımlanan gazeteleri gıpta ile inceliyoruz…
Elazığ basını niçin çağın gerektirdiği gelişimi
gösteremedi? 1995 yılında Yeni Çağ Gazetesi ile ofset
baskıyla tanışan Yerel Medyamız bugün 1995 yılındaki
kalite seviyesinin altında mı yoksa bu çıtayı yükseltti
mi? Mevcut duruma baktığımızda yerel basınımızın çağın
gerektirdiği şekilde kendini geliştiremediğini ve
okuyucusunu tatmin edemediğini görmekteyiz.
Yerel
Medyanın Toplum Üzerindeki Etkisi ve Demokrasiye Katkısı…
Yerel medya, bulunduğu
yörede okurunun, dinleyicisinin o toplum sorunlarına
katılmasını kolaylaştırabilecek mekanizmaları
geliştirebilir... Geliştirmeyi bırakın ciddi bir yerel
medyadan söz ediyorsak zaten bunu sağlar... O bulunduğu
mekanda farklı görüşlerin birbirini anlaması ve birbirini
eleştirmesi için gereken forumu, mekanı oluşturur... Peki
şimdi temel soruna geliyoruz, Ülkemizde, insanların
çeşitli konularda araştırma yaparak tartışmadığı,
konuşmadığı, konuşanların birbirini anlamadığı daha
doğrusu anlamak istemediği, bir başkasının kendi yerine
düşünüp fikir yürütme kolaylığını benimsediği, bir
toplumda yerel medya, acaba bu hayati ruhiyemizi, bu
eğilimimizi ortadan kaldırabilir mi? Ya da böyle bir işlev
görebilir mi?
Ankara Üniversitesi İletişim
Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol MUTLU bu soruya şöyle
cevap veriyor: “Ben böyle bir işlev görebileceğini
düşünüyorum. Çünkü orada insanlar kendi seslerini
bulacaklar. İnsanlar orada kendi görüntülerini görecekler.
Belki gazetedeki resmi çok parlak olmayacak ama çarpık
falan da olsa kötü basılmış da olsa adam kendi resmini
görecek orada ve bir şey söylerkenki resmini görecek. Yani
"ben bir insanmışım" diyecek, ‘ben bir adammışım’ diyecek,
hoş bir şey bu. Bu katılımı da özendiren bir şey. ‘Ben bu
toplumun içinde varım, ben bu toplumun bir parçasıyım,
yurttaşıyım’ düşüncesini de geliştiren bir şey. Yani önce
mahalli mekanlarda yurttaşlık ve katılım, ondan sonra
merkezde yurttaşlık ve katılım diyorum.” Yerel medyanın
gerçek anlamda hizmet vermesi ile toplumun her alanda
gelişmesinin önünün de açılacağı bu kısa değerlendirmede
ifade edilmektedir…
Yeni
Girişimler…
Elazığ medyası bugün
okuyucuyu tatminden uzak dedik… Bu bizim tespitimiz değil…
Artık bilgi ve iletişim çağında yaşıyoruz… Vatandaş kıyas
yapma imkanına ve bizleri değerlendirme koşullarına sahip…
Çevre illerin gazetelerini yerel TV’lerini izleyerek yorum
yapabiliyor…
Bir ilaç firmasında çalışan
pazarlamacı arkadaş masamda duran yerel gazeteleri şöyle
bir göz ucuyla yokladıktan sonra soruyor:
“Yahu Allah aşkına siz hiç
çevre illerin gazetelerini TV’lerini izlemiyor, okumuyor
musunuz? Elazığ’da bu işler bu kadar basit mi?”
Aslında basit… Yani sermaye,
bilgi birikimi, deneyim, hedef, politika, sorumluluk,
kadro, teknoloji v.b. hiçbir aracınız olmadan bir gazete
çıkarmanız bu şehirde mümkün… Örnekleri ortada… Bir ara
hani her köşe nasıl Oto alım satımı, kısa bir süre önce de
Internet Kafe oldu ise yakın bir gelecekte de bunların
yerlerini yerel gazeteler alırsa şaşırmayın… Hele yerel
seçimlerde yaklaşırken…
Özellikle şu son günlerde
yerel bir yayın organı çıkarma düşüncesi ile çok sayıda
ziyaretçim oluyor… Bu konuda fikirlerimizi sorup nasıl
olabileceği konusunda nabız yokluyorlar… Bu konuda
gelenlere öncelikle niçin yerel bir yayın organı çıkarmayı
düşündüklerini soruyorum… Cevaplar genelde aynı: Yerel
gazeteler okuyucusu ile kopuk, halkın sesi olmaktan uzak,
devletin resmi yayın organı gibi, basın bültenlerinin bir
araya toplanmış hali… Bunları dinlerken bende soruyorum:
Bu iş için ne kadar bir bütçeniz var, kimlerle
çalışacaksınız, yayın hedefiniz, politikanız ne,
gazetecilik deneyiminiz var mı? Bu soruların hiç birine bu
güne kadar tatmin edici bir cevap almamış olmama rağmen bu
insanlardan bazıları gazete çıkarma cesaretini
göstermişlerdir… Ancak, çıkartılan bu gazeteler de
mevcutlardan daha iyi değil, hatta bazıları daha kötü
örnek olmuştur… Gazete sayısının artması ile birlikte
resmi ilan gelir pastası küçülmekte dolayısı ile ekonomik
olarak gazeteler önemli bir gelir elde edememektedirler…
Bunun sonucu olarak teknolojik yenilikleri takip etme,
nitelikli personel çalıştırma, gazete sayfa sayısını
artırma, tirajını büyütme gibi yapılması gereken hiçbir
atılım gerçekleştirilememektedir.
Burada aklıma şu geliyor…
Elazığ okuyucusunun beklentilerine cevap verecek iddiası
ile çıkartılan gazetelerin gerçekte hedefi başka mı?
Ekonomik getirisi olmayan,
yayınlanması için hiçbir kritere uymayan Yerel Gazeteler
imtiyaz sahibine bulunduğu bölgede prestij kazanmadan
öteye gidememektedir… Bir maden sahibinin İl Valisi ile
görüşmede büyük zorluklar çekerken, yerel bir gazete
sahibinin kolaylıkla bu makama ulaşması yerel gazetelerin
sağladığı prestije iyi bir örnek olduğu kanaatindeyim…
Yüzle ikiyüz arası tirajla okurla bütünleşme gibi bir
gayesi bulunmayan Yerel Gazetelerin aslında okunma gibi
bir gayesi de bulunmuyor… Bu gazetelerin iyi analiz
edildiğinde fikir gazetesi olmadığı hatta bir çoğunun
Yerel yönetimler değiştikçe yayın politikalarının da
değiştiği görülmektedir…
Bu konular aslında yazımın
nedeni değil… Yani kim hangi amaçla gazete çıkartırsa
çıkartsın ama köklü gazetelerimiz, bir asırlık basın
birikimimizle biz neredeyiz? İşte asıl amaç bütün bunlara
cevap aramak…Yerel Medyanın halkın beklentilerine cevap
verecek şekilde yapılanması ve gerçek gazetelerin önündeki
engellerin kaldırılarak Ülkemiz medyanın tekelleşmesini
önleyecek gelişmelere katkı sağlamak öncelikli
düşüncemizdir…
Yerel
Gazeteler İlan Gazetesi Olma Özelliğinden Kurtulmalıdır…
Yanılmıyorsam 2000 yılıydı…
Dönemin Kanal D Haber Koordinatörü Prof. Dr. Sayın Haluk
Şahin’le bir röportajımız oldu… Ulusal Medya dediğimiz
yaygın medyanın bu özelliğini yeterince yerine getirip
getiremediği konusunda bir soruma Sayın Şahin şu cevabı
verdi: “Bugün ulusal medya tam bir devekuşudur. Yani ne
tam deve ne de kuş olabilmiştir…” Sayın Şahin, bu benzetme
ile, yaygın medyanın bazen İstanbul merkezli yerel medya,
bazen de bütün Türkiye’yi içeren yayınları ile ulusal
medya olmaya soyunduğunu belirtiyor… Elazığ yerel medyası
için genel tespit ise Devlet İhalelerini yayımlayarak para
kazanma aracından öteye gidemeyen yada tek amacı bu olan
yayın organları gözü ile kamuoyunda değerlendirilmektedir…
Kamuoyu bu değerlendirmeyi yaparken ne kadar haksız? Yerel
Gazeteler bu soruya cevap vermelidir…
Yerel
Basının İçinde Bulunduğu Sorunlar ve Çıkış Yolları …
a)
Yerel Basının Ülkemizde çeşitli ekonomik sıkıntılar
nedeniyle gelişememesi çok önemli bir açmazdır… Meslekî
standartlara uygun gazetecilik yapan yerel basın-yayın
kuruluşlarının ayakta kalabilmesi ve gelişebilmesi için
Türkiye'de yerel basına devlet desteği sağlanmalıdır. Bu
kapsamda bir Yerel Medya Kuruluşu olmanın özellikleri
standartları oluşturularak bunlar KOBİ statüsünde
değerlendirilmeli ve Devlet Teşviklerinden
yararlandırılmalıdırlar… Yerel Gazetelerin tek gelir
kaynağının “Devlet İlanı” olması halinde sorunun çözümü
mümkün değildir…
b)
Gazetecilik meslek örgütleri ile devletin birlikte alacağı
önlemler sayesinde yerel gazeteler, 'aile gazetesi' durumundan kurtarılmalıdır…
c)
Gazeteciliğin standart kriterlerine uygun yayın yapmayan;
salt para kazanma kaygısını taşıyanların 'ilân gazetesi'
anlayışıyla yayımladığı yerel gazetelere karşı gazeteciler
cemiyetleri ve Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel
Müdürlüğü'nce önlem alınmalı ve gazete, dergi yayımlama
hakkı basit bir dilekçe ile değil bazı kriterleri yerine
getirenlere verilmelidir… Burada bir ticari işletme gibi
Ticaret ve Sanayi Odalarına kayıt zorunluluğu mutlaka
aranmalıdır…
d)
İletişim Fakültelerinde okuyan öğrencilere yerel medyada
staj yapma zorunluluğu getirilmeli, yine her yerel gazete,
bünyesinde en az iki stajyer öğrenci bulundurma zorunda
olmalıdır… İlimizde İletişim Fakültesi olmasına karşın bu
fakültenin yerel medyaya hiçbir katsısının olmadığını
görüyoruz…
e)
Yerel medya organlarında görev yapan kişilerin mutlaka
belli bir süre hizmet içi eğitimden geçirildikten sonra
aktif çalışmasına izin verilmeli ve gazeteciler
cemiyetlerine üye olmayan kişilerin gazetecilik alanında
çalışmasına karşı gereken önlemler alınmalıdır. Aksi
takdirde hiçbir gazetecilik deneyimi olmayan ve bir çoğu
15 ila 25 yaş arasında olan gerek TV kuruluşlarında
gerekse yerel medya organlarında görev alan kişiler
mesleğe zarar vermekte ve Medyanın kamuoyu önündeki
saygınlığını yitirmesine vesile olmaktadırlar…
f)
Yerel Medya kuruluşlarının çalıştırmak zorunda olduğu
personel sayısı kanunlarla belirlenmelidir. Tamamen
şişirme gazete künyeleri ile değil, gerçek anlamda
çalışanlarla gazete künyeleri oluşturulmalı ve bir
gazetenin muhabir sayı en az faal dört kişiden
oluşmalıdır…
g)
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, ifade
ettiğimiz kriterlere uygun gazeteleri teşvik etmek amacı
ile her ilde bir medya organını ödüllendirmeli ve
ödüllendirilen medya organları Türkiye birinciliği için
yarışmalıdır…
e)
Anadolu’daki bütün Gazeteci Derneklerinin bir araya
gelerek sorun ve önerilerini tek vücut halinde ilgili
makamlara taşıması önem taşımaktadır…
Sonuç…
Yukarıda da ifade ettiğim
gibi Yerel Medya demokratik çok sesliliğin gelişmesinde ve
kamuoyunun serbestçe oluşmasında en önemli araçlardan
biridir… Yerel Medyanın özgürce gelişmesi, illerin
kalkınmışlığını, gelişimini, demokratikleşmesini,
sorunlarını çözmesini de beraberinde getirmektedir…
Bu nedenle burada Elazığ
Yerel Medyasını yargılamak yada suçlu aramak gibi bir
niyetimiz yok.. Zaten bu üzerimize düşen bir vazifede
değil… Elazığ Yerel Medyasının bugün içinde bulunduğu
durum aslında bütün Anadolu illeri için de geçerli… Bu
nedenle bu yazıdaki asıl amaç Anadolu illerindeki bütün
Gazeteci Dernek, Cemiyet ve Birliklerinin bu amaçla bir
araya gelerek ortak bir platform oluşturup sorunları ve
beklentileri netleştirerek birinci derecede ilgili
makamlara ulaştırılmasına katkı sağlamaktır…
21. yüzyılda artık ‘bilgi
çağı’nı yaşıyoruz… Anadolu medyasının günün beklentilerine
cevap verecek şekilde yeniden yapılanması kaçınılmazdır…
Bu Anadolu insanının geleceği açısından önemlidir… Yaygın
medya kuruluşlarının Anadolu’nun sesi olma özelliği
bulunmamaktadır… Bazı TV kuruluşlarının iyi niyetle bu
yöndeki gayretleri olmasına karşın son derece zayıf
kaldığı ve sürekliliği olmadığı görülmektedir… İstanbul
merkezli medya organları ile Anadolu’nun sesinin kendi
iline, Türkiye’ye Dünya’ya duyurulmasına imkan yoktur…
Bir asırdan fazla basın
tecrübesi ile Elazığ’a yakışan, Elazığ’daki basın
kuruluşlarına yakışan, Anadolu’ya model olabilecek bir
birliktelikle bütün sorunları ve beklentileri bir rapor
haline getirerek bunu kamuoyu ile paylaşıp ilgili
makamlara taşımaktır… Gazeteci Dernekleri bu işte
lokomotif olmalıdır… İş birliği içerisinde fedakarca
çalışıp, mesleki gelişime katkı sağlayarak, Elazığ
medyasını Anadolu’nun “Babıali”si haline getirmek
sanıyorum Gazeteci derneklerinin Elazığ’a ve temsil
ettikleri camiaya en büyük hizmeti olacaktır…
KAYNAKÇA
Yerel Medya Eğitim Semineri
, Ankara 1988
Yerel Medya Eğitim
Semineri, Trabzon-1998
Atilla Girgin, Türkiye’deki
Yerel Basının Gelişimi, İstanbul-1997
Yerel Medya Eğitim
Semineri, Diyarbakır 1999
Fıratın Sesi Dergisi,
Elazığ 1999
Mehmet Faraç (Cumhuriyet
Gazetesi) 1999
Mete Belovacıklı (Seminer
Konuşması) 2002 Tunceli
Sinan Burhan (Jurnal Net)
Araştırma Yazısı 2003
Prof. Dr. Erol Mutlu (Seminer Konuşması)
www.byegm.gov.tr
Fikret İlkiz (Seminer
Konuşması) 2002 Tunceli
Yeni Çağ Gazetesi (Prof.
Dr.Haluk Şahin’le Röpörtaj) 2000 Elazığ
Nezih Demirkent (Seminer
Konuşması) 2000 Elazığ
Prof.Dr. Haluk Şahin
(Seminer Konuşması) 2000 Elazığ
Bedrettin Keleştimur
(Seminer Konuşması) 2000 Elazığ
Yorum Formu