ÇİVİSİ ÇIKAN MEDYA VE GERÇEK CESUR YÜREKLER...
28 Haziran 2004
Pazartesi

Medya
dördüncü güç olarak özellikle son yıllarda en fazla
sorgulanan kurumlar arasında yer aldı… Zaman zaman
medyanın 4. güç olma özelliğini aşarak
kimi zaman ikinci ve hatta birinci güç olduğu da iddia
edildi… Bu durum özellikle koalisyon hükümetleri döneminde
kendini daha fazla hissettirdi.
Mevcut durumu özetleyen basınımızın duayenleri,
Türkiye’de yargı, yasama ve yürütme asli görevini yerine
getiremediği için
medyanın kimi zaman bunların yerini
doldurduğunu iddia ettiler… Bu durum çok tartışıldı… İşin
doğrusu bir sonuca da varılmadı…
Benim ise üzerinde durmak istediğim konu
aslında medyanın bulunması gereken yer değil… Yapması
gerekenler yada sorumluluklarını yerine getirmesi…
3 Kasım seçimleri ile birlikte tek başına
iktidar olan AKP medyanın da üstlendiği rolü değiştirdi…
Medyanın yeni rolü, hükümetin karşısında olanlar ve
destekleyenler olarak yeniden şekillendi…
***
Bu rol dağılımında olup bitenleri doğru
anlamak isteyen vatandaş ise hangi yayın kuruluna
inanacaklarını şaşırmış durumda…
Bir yayın grubu Türkiye’de ekonominin
bayram havasında olduğunu, bir diğeri ise ekonomik kriz
ortamının devam ettiğini söylüyor… Yani birinde ak olan
diğerinde kara…
Kara olduğunu iddia eden yayın grubu bir
siyasi parti genel başkanının sahipliğinde olduğu için
işin doğrusu çok ciddiye alınmadı… Adamlar doğru da
söyleseler “yalancı çoban” konumundan bir türlü
kurtulamadılar… Ancak belli bir prestije sahip olan ve
okunma/izlenme oranı bir hayli yüksek olan karşıt
medyanın Türkiye’yi süt-liman
göstermesi, hiçbir yamukluğun olmadığını bangır bangır
iddia etmesi aklı başında insanları bir vesvese içinde
bıraktı… Yani Türkiye’ye sihirli bir değnek mi değmişti de
bir anda her şey süt-liman olmuştu?... Çok geçmedi kokusu
çıktı… Meğer ilgili
medyanın devlete olan borcu 2007’ye
kadar ballı tarifeden ötelenmiş… 270 trilyon borcun 4 yıl
kaymaklı tarafından ötelenmesine karşın hükümet
borazanlığı yapmak çok da şaşılacak bir durum değil!..
Yani elinizi vicdanınıza koyun sizin kredi kartı borcunuzu
iki yıl erteleseler aynısını siz de yapmaz mısınız?..
***
Babıali patentli yaygın medya iki ayrı
dereden topladığı cürufla yarı bulanık akarken yerel medya
kendi mecrasında ninni söyler gibi usul usul kıvrılarak
süzülürken birden şelale olup çağlayıverdi…
“Haydaa şimdi bu da ne?..”
diyerekten olayın şokunu yaşayan Ankara iki direk sağ
kroşe almış boksör şaşkınlığı içinde…
Yerel medya Elazığ adına göstermiş olduğu
büyük bir duyarlılıkla gerçek birer “cesur yürek”
olduklarını da ortaya koydular… Zira tek geliri devlet
ilanları sayılabilecek bir akarı kesme yolunda riske
girdiler…
Nasıl mı?..
Açıklayayım: Şimdi yeni teşvik yasasından
yararlanacak iller belirlenirken kişi başına geliri 1500
doların altında olanların açıklanması ile birlikte, Elazığ
gibi zengin illerin medyası da doğal olarak zengin
gözüküyor!..
Yani Sayın hükümet üyeleri, “Elazığ ve
Tunceli illerinin ilanları bundan böyle en yakın komşu
iller Malatya, Bingöl ve Diyarbakır yerel gazetelerinde
yayımlanacak” diyerekten ilgili yasaya bir maddecik
ilave yapabilirler… Şimdi bazı gazete sahiplerinin
“uyandırma denizi bulandırma” malum benzetmesiyle beni
kara listeye aldıklarını sezer gibiyim… Yahu iyi de bu
cinlik minlik değil ki, adamların bu işlere kafa yoran bir
sürü danışmanı şuyu buyu var… Hele gidin bir Ankara
kulislerini görün… Adamlar akşamdan yatıp sabah ne
cinlikler yapacaklarının hesaplarını yapıyorlar… Ve bu
işler için maaş alıyorlar… Hem de asgari ücret cinsinden
değil!...
Efendim. Sözün kısası makbuldur…
Bu nedenle sözlerimizi daha fazla uzatmadan
İlimiz yerel medya kuruluşlarını ve bütün çalışanlarını
kutluyorum…