Elazığ’ın Teşvik Yasasına alınmayışı,
Havaalanı Problemi, Toplu Konut, Doğal Gaz, Yarım Kalmış
Projeler vs…
Siyaseten sahipsizlik görüntüleri ve haklı
tepkiler… Bu tepkiler sadece Elazığ’da yaşayanlar
tarafından gösterilmiyor… Aynı serzenişleri, Ankara’da,
İstanbul’da,
Adana’da kısacası Türkiye’nin dört bir
yanında yaşayan Elazığlı hemşerilerimizden duyabilirsiniz…
Bu tespiti yazılarımıza gelen yorumlardan çok iyi
anlıyoruz… Geçen hafta yazığım “KÜSTÜM” başlıklı yazıma
gelen cevaplara baktığımda okurlarımızın Umutsuzluğa
düştüğü izlenimlerini edindim…
Efendim:
1-
Elazığ’ın kalkınma ve gelişmesini hiçbir güç
önleyemez…
2-
Siyasetçilerin yetersizliği sadece kalkınmayı
geciktirir…
3-
Elazığ’ın dinamikleri, coğrafi konumu, tarihi ve
kültürel birikimi, memleket sevdalısı insanları ile sözde
değil gerçekte bölgenin parlayan yıldız şehri olacaktır…
Bunlar iddia değil… Patlamaya hazır bir
volkanı hangi yöntemlerle daha ne kadar
bekletebilirsiniz?.. Elazığ’da işte kalkınma ve gelişme
için patlamaya hazır bir bomba gibi… Bu bombanın pimi
aslında çekildi bile…
2001 yılında gerçekleştirilen Elazığ 1.
Ekonomi Kurultayı uyuyan devi
silkelemiştir…Önce Sanayi ve Ticaret Fuarı, ardından,
Elazığ dışındaki işadamlarımızla kurulan köprüler,
kolektif çalışma bilincinin yerleşmesi ile yeni müteşebbis
girişimler ve Akgün Center ile
devam eden bir süreç… Yani tren
harekete geçti… Hani 2002 seçimlerinde bir siyasetçinin
meşhur sloganı vardı ya, “Açın Türkiye’nin önünü”,
“Durdurmazsınız” gibi… Bu sloganlar Elazığ için gerçeğe
dönüşmüştür…Bilerek yada bilmeyerek Elazığ’ın önünü
tıkamak isteyenler yada koltuk kaygılarından seslerini
yükseltemeyenler bu trenin önünde duramazlar…
Bu yazımı bir yerlere not edin… Çok değil 5
yıl sonra yüzleşelim… Bugünkü Elazığ’la 5 yıl sonraki
Elazığ’ı tartışalım… Ve gelinen noktayı analiz edelim…
Bir gazeteci olarak insanları boş hayallere
yada umutsuzluğa sürüklemek benim işim değil… Gerçekçi bir
insan olarak bildiğim doğruları tavizsiz söylemek (aslında
bizim mesleğe pek uymaz) benim tarzımdır…
Bu nedenle burada altını çizerek
söylüyorum: Elazığ’ın geleceği konusunda kimse
karamsarlığa, ümitsizliği kapılmasın… Elazığ bölgedeki
herhangi bir il değil… Burası GAKKOŞLAR DİYARI ELAZIĞ…
HARPUT GÜNEŞİ ÜZERİNE…
TGRT’de “Harput Güneşi” ismiyle saçma sapan
bir dizinin iki bölümünü büyük bir sıkıntı içerisinde
izledik… Dizinin devamının olup olmayacağı bilmiyorum… 11
bölüm olarak çekileceği basına yansıdı… İnşallah iki
bölümde kalır diyorum… Dizi ne Elazığ örf ve adetlerini
içeriyor, nede Elazığlı kendini dizide bulabiliyor… Ekmek
Teknesi, Kurtlar Vadisi, Çocuklar Duymasın dizilerinde
Elazığ’la ilgili kullanılan argümanlar “Harput Güneşi”nden
daha fazla… Dizinin ismi, ve dizideki sahnelerden başka
Elazığ adına bir şeylere rastlamanız mümkün değil… Doğu ve
Güneydoğu’da çevrilen ve kurgusu aşiret ve kan davası
üzerine kurulan diğer diziler yetmezmiş gibi Elazığ’ı ve
Harputlu’yu anlatan bir dizinin de kurgusu yine aşiret ve
kan davası… Yani Doğu ve Güneydoğu denince herhalde aşiret
ve kan davalarından başka akıllara bir şey gelmiyor…
“Reklamın iyisi kötüsü
olmaz” demeyin…
Sinema
kültürü artık
dünyada en önemli tanıtım sektörü
haline gelmiştir… Biz Amerikanın pırıl pırıl şehirlerden
kurulu fakiri düşkünü olmayan insanların yaşadığı bir ülke
olduğunu Amerikan dizilerinden ve filimlerinden öğrendik.
Yene Kızılderililerin kötü, Amerikalıların iyi insanlar
olduğunu ve Amerikalıların Kızılderililere bir soy kırım
uygulamadığını! Binlercesi çevrilen Vestern
filmlerini izleye izleye artık
kanıtsadık. Bu nedenle
sinema son derece önemli bir tanıtım
aracı… Bu nedenle büyülü camı iyi kullanmak ve kaş yapayım
derken göz çıkarmamak gerekir…
Bu Yazı Hakkında Yazara
Görüşlerinizi Bu Form ile Ulaştırabilirsiniz.