Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Etem YALIN << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

ÖTEKİ ELAZIĞ!..
15 Aralık 2003
Pazartesi


Keyifsiz bir yazı yazacağım için peşin özür dileyerek söze başlamak istiyorum…

Mübarek bir Cuma günü keşke daha güzel şeyler yazabilseydik… Ama sorunlardan kaçıp, gerçekleri söylemeyerek bir yere varılmıyor…

Bakınız. Yeni hazırlanan teşvik yasası kapsamına 36 il kişi başı milli geliri binbeşyüz (1500$) doların altında olduğu için dahil edildi… Bölgemizden Elazığ ve Tunceli bu kapsam dışında kaldı… İlimizin geliri binyediyüzdört (1704$) dolar olarak tespit edilmiş… Anlamı şu: Elazığ’da yaşayan çoluk çocuk genç yaşlı herkesin bir yıllık kazancı 2 milyar 470 milyon lira… Bu rakam dünkü dolar kuru üzerinden hesaplanmıştır…

Akılla mantıkla izah edilir yanı var ise söyleyin…

Elazığ’ın nüfusunu 450 bin olarak kabul edersek, bu nüfusun tümünün cebine giren yıllık kazanç bu… Yani dört nüfuslu bir aile iseniz yıllık hanenize giren para miktarı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre yaklaşık 10 milyar…

“Yahu ben tek başıma çalışıyorum ve tamı tamına 6 nüfusa bakıyorum.. Bunların ikisi ilköğretimde biri yüksek okulda  okuyor…” diyerek feryat edebilirsiniz ama DİE verilerinde yıllık geliriniz yukarıdaki gibi…

Sulanabilir arazilerinin ancak üçte biri sulanabilen Elazığ dolayısı ile bir tarım şehri değil… Mevcut sanayi bölgelerinde ise çalışan sayısı 5 binlerde… Batıda büyük bir sanayi tesisinin istihdam ettiği bir oranı bugün bütün sanayi kuruluşları ancak karşılayabiliyor… Yani Elazığ bir sanayi kenti de değil…

2002 rakamları ile İşkur’a kayıtlı işsiz sayısı 15 bin civarında… Bu sayı sanıyorum biraz daha yükselmiştir, ancak Elazığ’daki gerçek işsiz sayısı bu değil.. İki üç ay inşaatlarda çalışanları, seyyar satıcılık yapanları, 80-100 milyon lira ile bir işte boğaz tokluğuna çalışanları “işi var” gözü ile değerlendiremezsiniz…

Elazığ Valiliği Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne, Elazığ Belediyesi’ne ve çeşitli kuruluşlara yardım için başvuru yapanların listesine baktığınızda Elazığ’daki tablo şehrin ekonomik yapısı ve gerçek gelirini daha doğru ortaya koyuyor… Yani DİE’nin üst düzey bürokratlarının bilgisayar başında dirsek çürütüp büyük mesai harcayarak ortaya koydukları hesaplar Elazığ’ı ifade etmiyor…

Yeni teşvik yasası kriterlerinde bir hata var… Evdeki hesabın çarşıya uymadığı gibi bu hesapta ne Elazığ’a ne Tunceli’ye uydu… Keban Barajı gelirlerinin il gelirine dahil edilmesi mevcut sonucu doğurmuştur… Siyasetçilerin ve bürokratların savunması hazır: “Her ilde bir Keban var? Hangisini çıkaralım?” Hepsini de çıkarıp sonra hesaplayacaksınız… Başka izahı mı var?.. İl ekonomisine katkısı olmayan bir kamu yatırımının il geliri olarak kaydedilmesinin mantığı var mı?..

Türkiye’yi aydınlatıp, Elazığ’ı karartan Keban Barajı da işte öyle bir yatırım… Ankara penceresinden bu şehri seyredenlerin “öteki” Elazığ’ı birde bu perspektiften görmeleri gerekir… Üç tane bürokratın kağıt üstünde çarpması bölmesi ve toplaması ile herşey bitmiyor… Sahaya inmeniz lazım… Esnafıyla, sokaklarda gezen insanıyla, Valiliği, Belediyesi ve sivil toplum kuruluşları ile görüşmeniz lazım… Şehrin gerçek nüfus potansiyelinin bulunduğu kenar mahalleleri gezmeniz lazım… İnsanların hangi koşullarda yaşam savaşı verdiklerini ve İlin gerçek ekonomik boyutunu belki o zaman anlar, görür, bilir ve uygularsınız…

Ancak, gördüğümüz kadarıyla “zahmete gerek yok” diyorsunuz… Keban Barajı’ndan şu kadar gelir, Ferrokromdan şu kadar, Memur maaşları da şu kadar, topla ve nüfusa böl kişi başına 2 milyar 470 milyon lira… Oh! ne ala…Türkiye’de mucizeler yaratarak ayda 80 milyon lira gelir ile geçinen 5 milyon ailenin varlığından söz edilen bir dönemde, yıllık geliri ikibuçuk milyar olan bir şehrin bireyleri olarak aslında hiç “hıng mıng” demeye hakkımız yok!..

Adamlar yerden göğe haklılar!.. Son otuz yıla yakın bir zaman diliminde terörle mücadele kapsamında, OHAL sınırları içinde kalmış, devlet yatırımlarının durduğu, sermaye ve beyin göçünün yaşandığı, hayvancılığın bittiği, İlin ekonomik ve sosyal kalkınmışlığını gerçekleştirecek bir tek sorunun çözülmediği bir şehir mi ki, Elazığ?!..

Sonra elinizi vicdanınıza koyun… İşsizi aşsızı olmayan, sanayi hamlesini gerçekleştirmiş, sulu tarıma geçerek yılda üç kez hasat alan çiftçisi ile, hükümet kapısına giden bütün sorunları çözülmüş münevver bir ilin mutlu bireyleri olarak Elazığ’ın yeni teşvik yasasına girmesini istemek yasaya dahil edilen bölgemiz illerine haksızlık olmaz mı?

AB kapısındaki Türkiye, geri kalmış yörelerini bu sıkı hesaplama olmazsa nasıl kalkındıracak?

Efendim. Bu mübarek Cuma günü dua edelim… Ankara’nın Elazığ’ında buluşmak üzere, selametle kalınız...


Etem YALIN - E-Posta : etem@elaziz.net -
Haberleşmek için :
Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası - Basın Halkla İlişkiler - Tel: 0-424.218 35 00