17 Ekim Cuma günü Harput’ta son derece
önemli bir toplantı gerçekleştirildi...
Konu tarihi eserlerimizin korunması idi...
Toplantıya katılan ve kısa adı ÇEKÜL olan Çevre ve Kültür
Varlıklarını Korunma ve Tanıtma Vakfı Başkanı hemşehrimiz
Prof. Dr. sayın Metin Sözen, Türkiye Mimarlar Odası
Başkanı ve ÇEKÜL Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Oktay
Ekinci kültür varlıklarının korunması konusunda önemli
açıklamalarda ve tespitlerde bulundular...
***
Harput’ta gerçekleştirilen toplantıya;
ÇEKÜL Vakfı temsilcilerinin yanısıra Belediye Başkanı
sayın Hamza Yanılmaz, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.
sayın Feyzi Bingöl, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
sayın Suat Öztürk, kamu kurum ve kuruluşların müdürleri,
Belediye Başkan Yardımcıları, sivil toplum örgütü
temsilcileri, kültür ve sanat camiamızın yakından tanıdığı
isimlerle basın mensupları katıldılar...
***
Toplantının açılış konuşmasını yapan ÇEKÜL
Başkanı Sayın Metin Sözen, Vakfın Türkiye genelinde
yaptığı çalışmalarla amaçları hakkında verdiği bilgi ve
Harput için yapmayı düşündükleri projeler doğrusu bizleri
heyecanlandırdı...
Yıllardan beri ihmal edilen Harput, ÇEKÜL
gibi önemli bir Vakıf tarafından gündeme alınmıştı... Ve
toplantıda başta Elazığ Valiliği, Elazığ Belediyesi ve
sivil toplum örgütleri de, kültürel değerlerin korunması
konusunda hemfikirdi... Elazığ’da ortaya konulan
birliktelik ÇEKÜL konuklarının da dikkatini çekerek
“Elazığ aslında en önemli sorun olan birliktelik
meselesini çözmüş” yorumları ile övüldü...
***
Belediye Başkanı sayın Hamza Yanılmaz’ın
Harput için düşündüğü ve projesini hazırladığı önemli bir
çalışma bu toplantıda dile getirilirken, 1999 yerel
seçimleri öncesine gittik... Bilindiği gibi o dönemde de
yine bir seçim öncesi sayın Yanılmaz Harput’tan akıtılacak
bir şelale projesini gündeme getirmiş epeycede tartışma
yaratmıştı... İnşallah bu kez sayın Yanılmaz seçimlerden
galip çıktıktan sonra proje raflarda unutulmaz!..
***
Toplantının en can alıcı değerlendirmesini
sayın Oktay Ekinci yaptı... Sayın Ekinci’nin şu sözleri ve
tespitleri altı çizilip not almaya değer cinstendi...
- Gelişmiş hiç bir Avrupa ülkesi geçmişini
yok ederek kalkınmadı...
- Geçmişinden utanan yada geçmişini yok
sayan hiçbir modern ülke yoktur...
- Türkiye’nin her bir köşesinde olduğu gibi
Elazığ’da maalesef tarihi ve kültürel dokusunu yitirmiş...
- Kazım Efendi Sokağını koruyarak buranın
bir sanat sokağı haline getirilmesi Elazığ’ın onuru
olmalıdır...
- Elazığ’da herşeye rağmen Kapalıçarşı,
Bakırcılar çarışısı, Buğday meydanı gibi mekanlar ayakta
kalmıştır... Buraların korunması, Elazığ’ın kültürel ve
tarihsel kimliği açısından önem taşımaktadır...
Sayın Ekinci’nin yerel yönetimlere ve resmi
kurumlara mesajları açıktı...
***
Elbette tarihi eserlerin aslına uygun
olarak restore edilmesi ülkelerin gelişmişliği ile
alakalı... Yani sizin ülkenizde halen yolu, elektiriği,
suyu, sağlıkocağı olmayan yerleşim yerleri var ise
önceliğiniz mecburen bunlar oluyor...
Yine, Ülkemiz son 40 yılını anarşi ve
bölücü örgütlerle mücadeleye verdi... Sanıyorum bu alanda
yapılan harcama ile ülkemizdeki bütün tarihi eserler
yeniden inşa edilebilirdi... Bütün bunların yanı sıra
insanların eğitimli olması, sorumlu ve yetkililerin konuya
olan duyarlılığı da önem taşımaktadır... Ayakta kalan bir
tarihi eserin geçmişle günümüz arasında bir köprü ve yeni
nesillerin bu toprağı “VATAN” olarak görmesinde en büyük
değer olacağı kulaklarda küpe olmalıdır...
***
Yüz yıllık geçmişi ile Elazığ ve bin yıllık
tarihi birikimi ile Harput yaşadığımız topraklar...
Harput’tu ve Elazığ’ı “Türk mührü” ile geleceğe taşıyacak
bir elin parmaklarının sayısı kadar tarihi eser yarım
yamalak ayakta duruyor... Bunları eğer koruyamayacak ve
onaramayacak isek, sayın Ekinci’nin dediği gibi, “yazıklar
olsun bize...”