Elazığ 1998 yılında 193 sayılı yasa için
verdiği mücadeleyi 6 yıl sonra bir kez daha yaşadı…
Olayda bu kez iki değişmeyen bir değişen
vardı… Değişmeyenler: Elazığ ve Elazığ’ın mağduriyetini
önlemek isteyen sivil toplum örgütleri… Değişen ise
müracaat mercilerini dolduran hükümet yetkilileri ile
bürokratlardı…
***
1998 yılında hükümet yetkililerinden alınan
sözlere rağmen Elazığ bu yasa kapsamında dahil
edilmemişti. Ancak, ilgili yasanın bazı teşvikleri Elazığ
için de uygulanmıştı… Bedelsiz hazine arsası, enerji
indirimi gibi… 21 il ile başlayan dönemin yasası daha
sonra siyasetin sulandırması ile 61 ile yayılmış dolayısı
ile yasa anlamını yitirmişti…
***
Hükümet tarafından kişi başına Gayri Safi
Milli Hasıla oranı (GSMH) 1500 doların altında kalan
illerin yeni hazırlanmakta olan Teşvik Yasasına dahil
edileceğinin açıklanması ve yasa taslağının ilgili
bürokratlar tarafından 10 Ekim Cuma günü hükümete
verileceğinin öğrenilmesinin ardından Elazığ Ticaret ve
Sanayi Odası öncülüğünde bir araya gelen sivil toplum
kuruluşları “acil önlem” karı aldılar…
ETSO’da geniş katılımlı toplantının
ardından hazırlanan el ilanı şehre dağıtılarak konunun
önemi vurgulandı… Sonuç olarak alınan karar doğrultusunda
Ankara’da ilgili bakanlar ve bürokratlarla görüşmelerde
bulunulmak üzere sivil toplum örgütü yöneticileri,
sanayiciler, işadamları, siyasi parti temsilcileri ve
yerel basın mensuplarından oluşan bir heyet 9 Ekim 2003
akşamı Ankara’ya gitti…
***
Heyette bulunanlardan biri olarak bazı
gözlemlerimi aktarmak istiyorum:
193 sayılı yasanın tecrübesini yaşayan ve o
dönemde Ankara’ya giden çok sayıda işadamı ve sivil toplum
örgütü temsilcileri ile Ankara’ya giderken yaptığımız
sohbetlerde pek umutlu olmadıkları mesajlarını verdiler…
Ancak bu kez tek başına iktidar olan bir parti ve bu
partinin Genel Başkan Yardımcısı ile beraber dört
milletvekilinin Elazığlı oluşu umutları artıran sebepler
olarak görünüyordu… Ayrıca ETSO tarafından hazırlanan bir
harita vardı ki, haritaya bakıp yorum yapan her kes, bütün
Doğu Anadolu Bölgesi içerisinde sadece Elazığ ve Tunceli
illerinin kapsam dışı bırakılmasının büyük haksızlık
olduğunu ifade ettiler… Kapsama dahil edilen ilerin sarı
renge kapsam dışı kalan iki ilin kırmızıya boyandığı
harita gerçekten etkileyiciydi…
***
İki otobüs ve özel araçlarla Ankara’ya
giden sivil toplum örgütleri Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği’nde toplanarak ilk randevu yeri olan Başbakan
Yardımcısı Abdullatif Şener ile görüşmede bulundular..
Elazığ Milletvekillerinin de hazır bulunduğu bu ilk
görüşmede konuyu özetleyen dosya Sayın Şener’e takdim
edildi… Yine ETSO Başkanı Sayın Suat Öztürk’te konuyu kısa
bir değerlendirme ile özetledi… Başkan Öztürk’ü dinleyen
ve dosyayı inceleyen Şener, bürokratlar tarafından
hazırlanan ve 13 Ekim 2003 Pazartesi günü büyük ihtimalle
önlerine gelecek tasarıya Elazığ lehine oy vereceğini
ifade ederek, “Bu konuda şahadet ederim”dedi…
***
Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullatif Şener
ile ilk görüşmesini yapan ve moral bulan Elazığ heyetinin
ikinci durağı Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ali Coşkun
oldu…
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Toplantı
Salonu’na alınan Elazığ heyeti burada büyük ilgi gördü…
Bakan Coşkun, Elazığ heyetini büyük bir sıcaklıkla
karşıladı… Espiriler yaptı… İkramlarda bulunarak üzerinde
ismi ve resmi olan birer kalem dağıttı… Ve ziyaretin
sebebini öğrenmek için ilk konuşma hakkını ETSO Başkanı
Sayın Öztürk’e verdi…
ETSO Başkanı Sayın Suat Öztürk,
konuşmasında özetle, Elazığ’ın GSMH oranının hesaplanırken
Keban Barajı’nın il gelirine sayılmasının büyük haksızlık
yarattığını ifade etti. Yine uzun bir süre olağan üstü hal
kapsamında kalan Elazığ’ın mağduriyetinin bulunduğunu ve
son yirmi yıldan beri büyük sıkıntılar yaşayan Doğu
Anadolu Bölgesi içerisinde sadece Elazığ ve Tunceli
illerinin yasa kapsamı dışında bırakıldığını söyledi…
Elazığ’ın coğrafi konumu avantajlarını da anlatan Başkan
Öztürk, Elazığ ilinin bu yasaya adeta kilitlendiğinin
altını çizerek Elazığ için tarihi bir dönemin bu yasa ile
başlayacağını net bir şekilde dile getirdi…
***
Başkan Öztürk’ün konuşması devam ederken
toplantı salonuna AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve
Elazığ Milletvekili Sayın Necati Çetinkaya girdi… Sayın
Çetinkaya da kürsüde kendine hazırlanan yerde oturarak
Başkan Öztürk’ü dinlemeye başladı… Ancak bu arada Sayın
Çetinkaya’nın çalan cep telefonu ve tavırları dikkatlerden
kaçmadı…
Başkan Öztürk’ün değerlendirmelerini
dinleyen Sanayi Bakanı Ali Coşkun bölgenin ve yörenin bir
insanı olarak bu konuda elinden geleni yapacağını
belirterek, kendisinin Elazığlı bir bakan olduğunu ifade
etti… Yeni Teşvik Yasası’nın amacına ulaşması için bazı
kriterlerin mutlak suretle baz alınması gerektiğine işaret
eden Bakan Coşkun, Elazığ’ın yasada yer alması konusunda
Elazığlı milletvekilleri ile birlikte çalışacağını
söyleyerek sözü Sayın Necati Çetinkaya’ya bıraktı…
***
Sayın Çetinkaya’nın sözlerine Elazığ
heyetinin Ankara’ya gelişinin “zamansız ve gereksiz”
olduğunu söyleyerek başlaması salondaki sıcak havanın
dağılmasına neden oldu… Kendilerinin bu konuyu her
platformda takip ettiklerini belirten Sayın Çetinkaya, AK
Parti Kongresine atıfta bulunarak gündemlerinin “önemi” ve
“yoğunluğu”na dikkat çekti…
***
Sanayi Bakanı Sayın Ali Coşkun’la yapılan
toplantı da en can alıcı ve bütün heyeti büyük bir
memnuniyete sevkeden konuşmayı Prof.Dr. Abdulbaki Türkoğlu
yaptı… Türkoğlu çok açık bir şekilde, geçmişte 193 sayılı
yasada Elazığ’ı cezalandıranların sandıktan çıkamadığını
söyledi… Bunun üzerine şakayla karışık Sayın Bakan Ali
Coşkun, “bizi tehdit mi ediyorsunuz?” diye sordu… Sayın
Türkoğlu, Elazığ için yeni teşvik yasasının büyük önem
taşıdığını belirterek, parti olarak bu konuyu vatandaşa
anlatamayacaklarını söyledi…
Bakan Coşkun’la yapılan toplantı Sayın
Çetinkaya’nın tavır ve konuşmalarına rağmen umutlu bir
şekilde noktalandı…
***
Elazığ heyeti daha sonra Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşar Yardımcısı Sayın Lütfü Elvan ile bir
görüşme yaparak, yine hazırlanan dosya takdim edildi. Ve
Başkan Suat Öztürk tarafından kısa bir bilgi
verildi…Müsteşar Elvan’da heyetin ziyaretinden duyduğu
memnuniyeti belirterek konuyla ilgili olumlu konuşmalarda
bulundu… Ümit vericiydi…
***
Elazığ heyetinin son durağı Başbakan
Erdoğan uzun bir bekleyişin ardından Elazığ heyeti ile
ayak üstü kısa bir görüşme yaptı… DSİ Genel Müdürlüğü’nün
50 kuruluş yılı ve çeşitli açılışlar sonunda görüşme
imkanı bulunan Başbakan Erdoğan asansör önünde Elazığ
heyetini kabul etti… Basının görüntü almasına imkan
verilmeyen kısa toplantıda ETSO Başkanı Sayın Öztürk, kısa
cümlelerle Elazığ’ın mağduriyetini ve beklentilerini ifade
ederek hazırlanan dosyayı takdim etti. Başbakan Erdoğan
kriterlerden ödün verilmesinin mümkün olmadığını
söyleyerek, Elazığ’ın bir başka şekilde teşviklerle
desteklenebileceğini söyledi…
***
SONUÇ:
Ankara’da bir gün boyunca yoğun bir
koşuşturma yaşayan Elazığ heyeti aslında istediği net
cevabı alamadı… Hatta Sayın Başbakan’ın sön sözleri ile
adete bir şok yaşadı… Yerel TV Kanallarına değerlendirmede
bulunan AK Parti Elazığ Milletvekili Prof.Dr. Abdulbaki
Türkoğlu’nun yaşadığı duygusallık bunun kanıtıydı… Elazığ
için birinci istasyondan ilk trenin kaçtığını söylemek
doğrusu kehanet değil… Ancak, biten bir şey yok… Daha
önümüzde bir sürü istasyon var… Bunların birini yakalamak
için büyük bir gayret, özgüven, şahsi çıkar ve menfaatten
uzak samimi çalışma gerekiyor…
Ankara’da yaptığımız gözlemlerde Parti MKYK
üyeliği, parti genel başkan yardımcılığı, parti
yönetimlerinde bulunma bazı insanlar için Elazığ’dan daha
önemli ve öncelikli olarak yer alıyor… Bilindiği gibi AK
Parti ve MHP gibi iki büyük partinin kongreleri 12 Ekim
2003 Pazar günü Anakara’da yapıldı… Bu partilerin
kongrelerine Türkiye’nin dört bir yanından insanlar
gelmişti… Bu insanlar içerisinde çok sayıda Elazığlı’nın
da olduğunu gördük… Davet edildiğimiz bir siyasi partinin
seçim çalışmalarının yürütüldüğü oda da karşılaştığımız
tanıdık simaların sadece kongre için orada bulunmalarının
şaşkınlığını yaşadık…
Elazığ denince “mangalda kül bırakmayan”
bazı sivil toplum örgütleri, siyasiler ve yöneticileri
gözümüz Ankara’da, Elazığ’ın hakkını arayan heyetin
arasında çok aradı ama o kadar “küçülmüşlerdi” ki bir
türlü göremedik…
Ancak şimdi içim rahat…Elazığ topraklarına
girince gözümüzdeki merceklerle bu insanları “dev” gibi
görüyorum çünkü…
Sizin de içiniz rahat olsun… Çünkü Elazığ;
SAHAP (sız) değil!..