Genel bir
seçimin henüz yapılıp yapılmayacağı tartışma konusu iken
bizim yerel seçimler üzerinde durmamızı garip
karşılayabilirsiniz...
Ancak bu
yazının yayınlandığı gün Yüksek Seçim Kurulu konuyla
ilgili net açıklamasını yapmış olabilir... Sanıyorum bu
açıklama genel bir seçimin yapılmayacağı ve meclisteki
milletvekili dağılımını etkileyecek bir yapılanma
olmayacağı şeklinde olacaktır...
Nedenine
gelince bir bardak suda fırtına koparan medyanın bile bu
konuda umudu yok... Dolayısı ile yapılan ve konunun uzmanı
yetkili ağızlar genel bir seçime gidilebileceği yönünde
hiç bir ipucu vermediler...
Sayın
Başbakanda konuyu özetledi: “Verilen penaltı iptal
olmaz...”
Türkiye ne
molla ne kabile devletidir... Yerleşmiş bir hukuk sistemi
ve demokrasinin kendi gelenekleri vardır... Bu nedenle
sorun kendi dinamikleri ile çözülecektir...
Bu özet
bilgilerden sonra biz yine işin özüne dönelim...
İşin özü şu:
Hiç bir tartışmaya meyil vermeyecek bir gerçekle 2004
ilkbaharında yerel seçimler yapılacak... İlimiz için bu
seçimler aslında genel seçimlerden daha büyük önem
taşıyor...
Bakınız, bir
siyasi parti karar verme mekanizmasına ne kadar yakın isim
var ise bunlar, hiçbir bilgi birikimi, eğitim, kültür ve
şehrin önünü açacak ufuktan yoksun olsalar bile, yerel
yönetimlerde görev alabiliyorlar...
Gelin bugün bu
görev yerlerinden belediye meclis üyeliğine bir bakalım...
Belediye Meclis
Üyeliği sizce çok basit yada önemsenmeyecek bir makam mı?
Bu makamı kimlerin doldurup doldurmayacağı o kadar önemsiz
mi? İlin kalkınma ve gelişmesinde ve Yerel yönetim karar
mekanizmasını denetleme noktasında bu kurum büyük önem
taşıyor...
Bu nedenle
belediye meclis üyeliği pazarlık konusu olmamalıdır...
Belediye başkan
adaylarının, köyün , aşiretin yada büyük bir ailenin bütün
oylarına karşılık bu makam için bir söz verme şansı
olmamalıdır... Bu makamı, hukukçu, avukat, mimar, esnaf
kısaca kendini kabul ettirmiş bilgi birikimine sahip
“AYDIN” insanların doldurması gerekmektedir... İki
bin, üç bin oya karşılık bu makamı işgal eden ve sadece
Belediye başkanının yaptıklarını onaylayan bir meclisin o
ile hiçbir yararı olmadığı gibi asli görevini yapmaktan
uzak oluşu nedeniyle zararı vardır... Çünkü bu yapıdaki
meclislerin yapılan icraatları yorumlama kabiliyetleri
yoktur...
Altıyüzbin
nüfuslu büyük bir şehirde yaşıyoruz... Kendi içimizde,
çevremizde, mahallemizde, apartmanımızda kısaca
bulunduğumuz her mekanda bu makama yakışır onlarca isim
var... Ancak ülkemizdeki siyasi yapı maalesef bu tür
insanların görev almasında önlerini tıkamaktadır...
Türkiye çağdaş
dünya ile aynı ligde bulunmak için son derece büyük
yapısal değişimler içerisinde... Bu değişimi her alana
yayarak uygulamakla ancak başarı yakalanabilir... Kağıt
üzerindeki hiçbir değişimin toplum yaşantısında etkisi
yoktur...
Samimiyetimiz
icraatımızla ortaya çıkar...
Yerel seçimler
öncesi üçüncüsünü yazdığımız bu yazı dizisinde kimseye
akıl verme gibi yanlışın içerisinde değiliz... Eğer biz bu
şehirde yaşıyor isek ve kendimizi sorumlu bireyler olarak
görüyor isek doğruları ve olması gerekenleri söylemekten
imtina etmeyeceğiz...
Bunlara;
kırılan, gücenen, kin duyanlar olsada...