UCUZ KAHRAMANLIK ve HEZİMET!...
27 Ağustos 2003
Çarşamba


Önce şunu peşinen söyleyeyim… Futbol otoriteri değilim… Ancak yıllardan beri futbol takip eden iyi bir izleyici gibi az-çok bende bu işlerden anlarım…

Şu da yine bir gerçek ki, yazacaklarım için aslında otoriter yada duayen olmaya da gerek yok…

Konu; Elazığspor…

Sezon başında yapılan transferler, Teknik Direktör de dahil olmak üzere futbol meraklısı her kesim tarafından çeşitli şekillerde değerlendirildi… Kimine göre yapılan transferler son derece başarılı kimine göre ise vasattı… Teknik Direktör Sayın Ümit Turmuş için ise genel kanı, “bilinmeyen” yada “kariyerini ispatlamamış” şeklindeydi… 

Ankara’da oynanan Futbol Yazarları Turnuvası’nda Elazığspor özellikle Ankaragücü karşısında iyi bir futbol sergileyerek, geçen sezona göre daha iyi bir kadro kurduğunu göstermişti… Ancak, bir hafta sonra başlayacak olan lig için takımın iskeletinin belli olmaması taraftarda endişe uyandırmıştı… Zira forvet olan Cem’in stoper oynatılması, Czinege’nin kanatta değerlendirilmesi, orta sahada oyun kurucu görevini kimin üstlendiği belli değildi…

Elazığspor bu belirsizliklerle çıktığı ilk lig maçında, aslında otoriteleri şaşıran bir skorla Ankara’da ligin güçlü ekibi Gençlerbirliği’ni 3-2 mağlup etme başarısını gösterdi… Bu galibiyet Elazığ taraftarını heyecanlandırdı… Öyle ki, ligin ikinci karşılaşmasında konuk edilen Konyaspor maçına taraftar akın etti… Atatürk Stadyumu tarihinin en kalabalık günlerinden birini o gün yaşadı…

Ancak Stadyumu dolduran binlerce taraftar Elazığspor’dan en az 3 farklı bir galibiyet beklerken doğrusu kendi evinde bir hezimetten şans eseri kurtuldu… Karşılaşmayı seyreden ve futbolun “F”sinden anlamayan birine sorsanız, ”bu karşılaşma normalde kaç kaç biterdi” diye… Cevabı çok net bir şekilde; “Konya 5 Elazığ 1” olurdu…

Konyaspor’a kendi evinde farlı yenilmekten şans eseri kurtulan Elazığspor’da, alınan Gençlerbirliği galibiyeti tartışılmaya başlanmıştı ki Fenerbahçe maçı geldi çattı…

“Rakip Fenerbahçe’de olsa sahaya kazanmak için çıkacaksın” mantığı ile Elazığspor’un ligin sıradan ekiplerinden biri ile yapacağı bir karşılaşma gibi sahaya çıkmasını kim doğru bulabilir? Bugün Real Madrid bile sahaya çıkardığı takımını rakibine göre ayarlıyor… Oysa Elazığspor Konyaspor karşılaşmasında ortaya koyamadığı cesareti, İstanbul’da Fenerbahçe karşısında gösteriyor… İzahı aslında zor bir durum… İstanbul’da Feneri devirip günlerce manşetlerle kalmak, televizyon tartışma programlarının tek konusu olmak elbette güzel olurdu… Ama madalyonun birde diğer yüzü var… Futbol asla kumar değildir… Ortada gerçekler ve doğrular vardır… İşte bu gerçekler ve doğrulara göre yani işin kuralına göre hareket edersiniz yenersiniz, yenilirsiniz yada berabere kalırsınız… Benim gibi bilen- bilmeyen herkse de sizleri bu durumda eleştirmez…

Fenerbahçe karşılaşmasında tek forvet, ortasaha ve defansı güçlü bir kadro ile sahaya çıkıp oynasa idik acaba 7 gol yer miydik?… Belki 1-0 öne geçemezdik ama bu skorla da karşılaşmayı tamamlamazdık… Neticede eleme usulü kupa maçı oynamıyoruz… Yani “kaybedecek nemiz var” deyip “ya yeneriz ya yeniliriz” anlayışı ile lig maçına çıkılmaz… Çünkü, kaybedilen üç puandan daha önemlisi alınan farlı skorlu mağlubiyetle, futbol takımını oluşturan ekibin kendine güvensizliği ve demorilize oluşu önemlidir… Yine bir başka önemli konu taraftarınızı kaybedersiniz… Önümüzde bir Adana maçı var… Bu karşılaşmaya inanıyor musunuz Konyaspor karşılaşmasına gelen taraftar kitlesini toplayacağımızı?

Ligin henüz başındayız… Endişelerimiz geçen sezon içindir… Tekrar aynı kabusu yaşamak istemiyoruz… Ve kimse ile bir hesabımız yok… Yazmamızın birinci nedeni taraftarın genel talebi ikinci ise Testinin hala sağlam olduğunu hatırlatmaktır…

Son olarak şunu da rahatlıkla ifade etmek istiyorum… Elazığspor’un geleceği için çok endişeli değilim… Çünkü Sayın İrfan Yumakgil gibi futbolu bilen insanlar yönetimde var… Bu insanlar ne gerekiyorsa zamanında yapabilecek dirayete sahiptirler…


Etem YALIN
E-Mail : e.yalin@elaziz.net