Hazar Gölü Elazığ kamuoyunun
şu an en önemli gündemi…
70 Sivil Toplum Örgütünün
oluşturduğu Elazığ Sivil İnisiyatif Gurubu’nun Hazar Gölü
ile ilgili yaptığı iyi niyetli girişimler sorunu Türkiye
gündemine taşımıştır… Sonuç olarak Çevre Bakanlığı konuyu
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ne havale etmiş ve Fırat
Üniversitesi ile MAM Hazar Gölü için “Hazar Gölü Yönetim
Planı Alt Projesi 1. Aşama Raporu”nu hazırlamıştır…
Hazırlanan bu rapor bazı
ilgililerin katılımı ile 5 Ağustos 2003 Salı günü Belediye
Kültür Merkezi’nde MAM Başkanı Prof. Dr. Naci Görür
tarafından kamuoyuna açıklandı…
Prof. Görür alt projeyi
açıklamadan önce önemli bazı noktaların altını çizdi…
Neydi bunlar?
Birincisi; 21. yüzyılda
bizim hala Hazar Gölü Projesi Yönetim Planını oluşturma
çalışmalarına yeni başlamamız “AYIP” olarak
değerlendirildi…
İkincisi; Halk olarak
bilime önem vermeme, araştırmama, öğrenmeme, kafa yormama
ve hepsinden daha vahimi bir başkasının toplum adına,
kendimiz adına düşünme ve yorum yapma kolaylığı…
Üçüncüsü; sorumluluklardan
kaçarak suçu bir başkasının üzerine atma basitliği…
Sayın Görür, proje sunumu
öncesi üç-beş dakikaya sığdırdığı konuşması ile aslında
Hazar Gölü’nün bu hale geliş nedenini çok güzel bir dille
özetlemiş oldu…
Sayın Görür, sunumunda Hazar
Gölü’nün yok oluş trendinde su rejimine yapılan müdahale
ve kirliliğin en önemli etkenler olduğunu bilimsel
araştırmalar ve elde edilen sonuçlarla açıkladı… Bilgin
Elektrik A.Ş.’nin toplantıda hazır bulunan temsilcisinin,
Hazar Gölü’nün yok oluş trendinde baş rolü kendilerinin
değil kirliliğin olduğunu ifade etmesine Görür sert tepki
göstererek, en başta yaptığı konuşmasını tekrarlayıp,
Hazar Gölü’nün bugünkü durumundan bu şehirde yaşayan bütün
kesimlerin, hükümetlerin, belediyelerin, yazlıkçıların,
kamu kurum ve kuruluşlarının kamplarının, göl kıyısındaki
yerleşim yerlerinin, günü birlik tatilcilerin kısaca her
kesin sorumlu olduğunun bir kez daha altını çizdi… Sayın
Görür, Göl’den bir teneke suyun bile alınmasına karşı
olduğunu da ifade ederek, dünyanın üçüncü büyük barajının
bulunduğu bir şehirde, kurumaya doğru hızla ilerleyen
küçücük bir gölden enerji elde edilmesinin mantığının
sorgulanmasını istedi…
Kısaca bilim;
- Hazar
Gölü’nün hızla yok olmaya başladığını,
- Gölden
bir yılda çeşitli nedenlerle çıkan su miktarının, Gölde
giren su miktarından fazla olduğunu,
- Hazar
Gölü’nün kuruması ile, Elazığ, Bingöl, Muş, Diyarbakır,
Tunceli gibi geniş bir havzadaki yaşamın olumsuz
etkileyeceğini,
- Hazar
Gölü, kıyılarındaki kirliliğin insan sağlığını tehdit eder
bir konuma geldiğini,
- Gölde
bulunan canlı türlerinin kirlilik nedeniyle azaldığını,
- Gölün
hala elden çıkmadığını,
- Gölün
kurtarılabilmesi için öncelikle bir Yönetim Planının
oluşturulmasının şart olduğunu söylüyor.
Yukarıda bir ideolojinin,
bir siyasi görüşün yada bir kuruluşun tespitleri değil
bilimin görüşleri sıralanıyor…
İşte asıl şimdi zor sınav
başlıyor… Türkiye’de bilim ve aklın mı yoksa bir takım
başka güçlerin mi etkili olduğunu Hazar Gölü’nün bundan
sonraki yaşam mücadelesine bakıp göreceğiz…