HAZAR GÖLÜ'NE BİLİMİN BAKIŞI…...
07 Ağustos 2003
Pazartesi


Hazar Gölü Elazığ kamuoyunun şu an en önemli gündemi…

70 Sivil Toplum Örgütünün oluşturduğu Elazığ Sivil İnisiyatif Gurubu’nun Hazar Gölü ile ilgili yaptığı iyi niyetli girişimler sorunu Türkiye gündemine taşımıştır… Sonuç olarak Çevre Bakanlığı konuyu TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ne havale etmiş ve Fırat Üniversitesi ile MAM Hazar Gölü için “Hazar Gölü Yönetim Planı Alt Projesi 1. Aşama Raporu”nu hazırlamıştır…

Hazırlanan bu rapor bazı ilgililerin katılımı ile 5 Ağustos 2003 Salı günü Belediye Kültür Merkezi’nde MAM Başkanı Prof. Dr. Naci Görür tarafından kamuoyuna açıklandı…

Prof. Görür alt projeyi açıklamadan önce önemli bazı noktaların altını çizdi… Neydi bunlar?

Birincisi; 21. yüzyılda bizim hala Hazar Gölü Projesi Yönetim Planını oluşturma çalışmalarına yeni başlamamız “AYIP” olarak değerlendirildi…

İkincisi;  Halk olarak bilime önem vermeme, araştırmama, öğrenmeme, kafa yormama ve hepsinden daha vahimi bir başkasının toplum adına, kendimiz adına düşünme ve yorum yapma kolaylığı…

Üçüncüsü; sorumluluklardan kaçarak suçu bir başkasının üzerine atma basitliği…

Sayın Görür, proje sunumu öncesi üç-beş dakikaya sığdırdığı konuşması ile aslında Hazar Gölü’nün bu hale geliş nedenini çok güzel bir dille özetlemiş oldu…

Sayın Görür, sunumunda Hazar Gölü’nün yok oluş trendinde su rejimine yapılan müdahale ve kirliliğin en önemli etkenler olduğunu bilimsel araştırmalar ve elde edilen sonuçlarla açıkladı… Bilgin Elektrik A.Ş.’nin toplantıda hazır bulunan temsilcisinin, Hazar Gölü’nün yok oluş trendinde baş rolü kendilerinin değil kirliliğin olduğunu ifade etmesine Görür sert tepki göstererek, en başta yaptığı konuşmasını tekrarlayıp, Hazar Gölü’nün bugünkü durumundan bu şehirde yaşayan bütün kesimlerin, hükümetlerin, belediyelerin, yazlıkçıların, kamu kurum ve kuruluşlarının kamplarının, göl kıyısındaki yerleşim yerlerinin, günü birlik tatilcilerin kısaca her kesin sorumlu olduğunun bir kez daha altını çizdi…  Sayın Görür, Göl’den bir teneke suyun bile alınmasına karşı olduğunu da ifade ederek, dünyanın üçüncü büyük barajının bulunduğu bir şehirde, kurumaya doğru hızla ilerleyen küçücük bir gölden enerji elde edilmesinin mantığının sorgulanmasını istedi…

Kısaca bilim;

- Hazar Gölü’nün hızla yok olmaya başladığını,

- Gölden bir yılda  çeşitli nedenlerle çıkan su miktarının, Gölde giren su miktarından fazla olduğunu,

- Hazar Gölü’nün kuruması ile, Elazığ, Bingöl, Muş, Diyarbakır, Tunceli gibi geniş bir havzadaki yaşamın olumsuz etkileyeceğini,

- Hazar Gölü, kıyılarındaki kirliliğin insan sağlığını tehdit eder bir konuma geldiğini,

- Gölde bulunan canlı türlerinin kirlilik nedeniyle azaldığını,

- Gölün hala elden çıkmadığını,

- Gölün kurtarılabilmesi için öncelikle bir Yönetim Planının oluşturulmasının şart olduğunu söylüyor.

Yukarıda bir ideolojinin, bir siyasi görüşün yada bir kuruluşun tespitleri değil bilimin görüşleri sıralanıyor…

İşte asıl şimdi zor sınav başlıyor… Türkiye’de bilim ve aklın mı yoksa bir takım başka güçlerin mi etkili olduğunu Hazar Gölü’nün bundan sonraki yaşam mücadelesine bakıp göreceğiz…


Etem YALIN
E-Mail : e.yalin@elaziz.net