YOL MASALLARI...
12 Temmuz 2003 Cumartesi


YOL MASALLARI…

Efendim yol hikayeleri aslında yazmakla bitmez… Bu nedenle bizimkini “densizlik” olarak yorumlayabilirsiniz…

 

Zübeyde Hanım…

 

Yol hikayelerine Zübeyde Hanım Caddesi ile başlayalım… Elazığ’ın batıya açılan kapısı bu yol… Yıllardır Belediyenin mi yoksa Karayollarının mı sorumluluğunda olduğu hep tartışıladurdu… Yetkililer zaman zaman konu ile ilgili açıklamalar dahi yaptılar… Neticede Belediye neşteri vurdu… Yerel seçimler öncesine denk gelen bu operasyon ne şekilde yorumlanırsa yorumlansın Elazığ için güzel bir hizmet oldu… İstenince oluyor… Yani Karayolları “yahu benim sorumluluk alanımda ki bir yolu niye kazıyorsun” demiyor… Aynı şekilde vatandaş olarak bu yolun çok kısa bir süre içinde hizmete girmesi için Karayollarının da ekipman ve diğer çalışmalara katılmasını bekliyoruz…

 

Cip Yolu…

Cip mesire yerini bilirsiniz… Hafta sonları vatandaşların serin bir mekanda günün çoluk-çocuk geçirmek için doluştukları bir yer… Ama gelin görün ki yol varla yok arası bir şey… Keban yolundan Cip Barajı’na ayrılan yaklaşık 1-2 Km. lik bir mesafe… Son derece dar ve toprak olan bu yol Cip mesire yerinin güzelliğine yakışmıyor… Özellikle hafta sonları yüzlerce araç girip çıkıyor… Bu kısa mesafeli yolun genişletilerek hizmete açılmasında o yetkli, yok bu yetkili deyip vatandaş oyalanmadan modern bir yol yapılması her halde lüks olmaz…

 

Gazi Caddesi…

Günlerden Çarşamba… Uykudan yeni uyanmış mahmur gözlerle yolun gölge tarafından işe gidiyorum…İşyerlerinden kaldırımlara akan ve kaldırım aralarına dolan suların üzerime sıçramaması için bir iki işyerinin önünden akrobatik hareketle geçtikten sonra 50 Çarşısına varmadan önümde ani bir kalabalık oluşuyor…Belediyenin kısa bir süre önce yaptığı ve iki yaşındaki bir çocuğun ayağının rahatlıkla sığacağı kaldırım taşları arasındaki boşluğa ayağı takılan bir bayanın yerde feryat edişine şahit oluyoruz… Düşen için olduğu kadar, olaya şahit olanlar açısından da zor bir durum… Estetikten yoksun olduğu kadar vatandaşları da zor durumda bırakan kaldırım taşları arasındaki boşlukların doldurulması bilmiyorum acaba büyük bir külfet getirir mi?...

 

Kaldırımlar Kimin Babasının Malı?...

Aslında çok kez yazılıp çizilen bir konu… Ama sonuç alma noktasında çözüm yok… Kaldırımların ve yolların işgali meselesi… Bu sorunda üç ayrı nokta var..

Birincisi, kaldırımlara dizilen küçük oturaklarda çayını yudumlayıp tespih çeken vatandaş yayaların yürümesini engelliyor… Özellikle bazı sokaklarımızda sağlı sollu kaldırımların işgali nedeniyle bayanlar özellikle bu sokaklardan geçmiyorlar.

İkincisi, işyerlerinin kaldırımları vitrin gibi kullanmaları… Bu sorun son yıllarda Gazi Caddesi’ne de sıçramış durumda… Kaldırımlarda kasa kasa salatalık, domates, biber, sebze ve meyve atıklarının bulunduğu kasaları görmeniz mümkün…

Üçüncüsü ise, işyerlerinin yol kenarına dizdikleri betondan yada demirden bir takım tanıtım levhaları…

Şimdi bu üç sorunda da görüldüğü gibi bütün halkımızın olan kaldırım ve caddeler birilerinin babasının malı imiş gibi kullanılmasına müsaade ediliyor… Anladığım kadarı ile bize göre sorun olan bu konular sorun değil yada çözüm için gücümüz yetmiyor…

 

Kaldırımlar ve Kültür…

“Kaldırım mühendisi” sözü Elazığ’a mı özgü yoksa Türkiye genelinde mi söyleniyor bilmiyorum ama bizim kaldırım mühendislerinden çok vatandaşımız rahatsız…

Bakın anlatayım…

 

Caddenin ortasında burnun bir deliğini işaret parmağı ile tıkayıp diğeri ile sümkündükten sonra elini elektrik direklerine sürüp giden, boğazını temizleyip balgamını atan tüküren, kabuklu yiyecekleri çok rahat bir şekilde yeyip kaldırımlara atan, küçücük ağaçların yapraklarını kopartan bizim kültürümüzün yarattığı insanlar olamaz… Bu çirkinliklere bir diğer çirkinlik ise bayanların rahatsız edilmesi…

Elazığ’a bir süre önce atanan memur arkadaş bu konudaki rahatsızlığını şöyle ifade ediyor…

 

“-Eşimle birlikte Elazığ’da bir yere gitmede büyük sıkıntı yaşıyoruz…Caddelerde çoğunlukla aynı yüzler eşinizin taa gözlerinin içine bakıyor… Birkaç kez kava ettim bu yüzden… Ama bir iki kişi değil  çoğunluk sanki hiç insan görmemiş gibi bakışlarıyla rahatsız ediyor… Bu konuda mutlaka bir çalışma yapılması gerekir… Aksi takdirde Elazığ’ın imajı oldukça kötü bir noktaya gidecek…” 

 

Aynı sıkıntıyı hepimiz yaşamıyor muyuz?

 

Caddelerdeki akıl hastaları ve dilenciler konusu ise yazma gereği duymuyorum…

Çünkü bu sorunun çözümü bizde bulunmuyor!...


Etem YALIN
E-Mail : e.yalin@elaziz.net