YOL MASALLARI…
Efendim yol hikayeleri aslında yazmakla bitmez… Bu nedenle
bizimkini “densizlik” olarak yorumlayabilirsiniz…
Zübeyde
Hanım…
Yol hikayelerine Zübeyde
Hanım Caddesi ile başlayalım… Elazığ’ın batıya açılan kapısı bu yol… Yıllardır
Belediyenin mi yoksa Karayollarının mı sorumluluğunda olduğu hep tartışıladurdu…
Yetkililer zaman zaman konu ile ilgili açıklamalar dahi yaptılar… Neticede
Belediye neşteri vurdu… Yerel seçimler öncesine denk gelen bu operasyon ne
şekilde yorumlanırsa yorumlansın Elazığ için güzel bir hizmet oldu… İstenince
oluyor… Yani Karayolları “yahu benim sorumluluk alanımda ki bir yolu niye
kazıyorsun” demiyor… Aynı şekilde vatandaş olarak bu yolun çok kısa bir süre
içinde hizmete girmesi için Karayollarının da ekipman ve diğer çalışmalara
katılmasını bekliyoruz…
Cip Yolu…
Cip mesire yerini bilirsiniz… Hafta sonları vatandaşların serin
bir mekanda günün çoluk-çocuk geçirmek için doluştukları bir yer… Ama gelin
görün ki yol varla yok arası bir şey… Keban yolundan Cip Barajı’na ayrılan
yaklaşık 1-2 Km. lik bir mesafe… Son derece dar ve toprak olan bu yol Cip mesire
yerinin güzelliğine yakışmıyor… Özellikle hafta sonları yüzlerce araç girip
çıkıyor… Bu kısa mesafeli yolun genişletilerek hizmete açılmasında o yetkli, yok
bu yetkili deyip vatandaş oyalanmadan modern bir yol yapılması her halde lüks
olmaz…
Gazi Caddesi…
Günlerden Çarşamba… Uykudan yeni uyanmış mahmur gözlerle yolun
gölge tarafından işe gidiyorum…İşyerlerinden kaldırımlara akan ve kaldırım
aralarına dolan suların üzerime sıçramaması için bir iki işyerinin önünden
akrobatik hareketle geçtikten sonra 50 Çarşısına varmadan önümde ani bir
kalabalık oluşuyor…Belediyenin kısa bir süre önce yaptığı ve iki yaşındaki bir
çocuğun ayağının rahatlıkla sığacağı kaldırım taşları arasındaki boşluğa ayağı
takılan bir bayanın yerde feryat edişine şahit oluyoruz… Düşen için olduğu
kadar, olaya şahit olanlar açısından da zor bir durum… Estetikten yoksun olduğu
kadar vatandaşları da zor durumda bırakan kaldırım taşları arasındaki
boşlukların doldurulması bilmiyorum acaba büyük bir külfet getirir mi?...
Kaldırımlar Kimin Babasının Malı?...
Aslında çok kez yazılıp çizilen bir konu… Ama sonuç alma
noktasında çözüm yok… Kaldırımların ve yolların işgali meselesi… Bu sorunda üç
ayrı nokta var..
Birincisi, kaldırımlara dizilen küçük oturaklarda çayını
yudumlayıp tespih çeken vatandaş yayaların yürümesini engelliyor… Özellikle bazı
sokaklarımızda sağlı sollu kaldırımların işgali nedeniyle bayanlar özellikle bu
sokaklardan geçmiyorlar.
İkincisi, işyerlerinin kaldırımları vitrin gibi kullanmaları… Bu
sorun son yıllarda Gazi Caddesi’ne de sıçramış durumda… Kaldırımlarda kasa kasa
salatalık, domates, biber, sebze ve meyve atıklarının bulunduğu kasaları
görmeniz mümkün…
Üçüncüsü ise, işyerlerinin yol kenarına dizdikleri betondan yada
demirden bir takım tanıtım levhaları…
Şimdi bu üç sorunda da görüldüğü gibi bütün halkımızın olan
kaldırım ve caddeler birilerinin babasının malı imiş gibi kullanılmasına müsaade
ediliyor… Anladığım kadarı ile bize göre sorun olan bu konular sorun değil yada
çözüm için gücümüz yetmiyor…
Kaldırımlar ve Kültür…
“Kaldırım mühendisi” sözü Elazığ’a mı özgü yoksa Türkiye
genelinde mi söyleniyor bilmiyorum ama bizim kaldırım mühendislerinden çok
vatandaşımız rahatsız…
Bakın anlatayım…
Caddenin ortasında burnun bir deliğini işaret parmağı ile tıkayıp
diğeri ile sümkündükten sonra elini elektrik direklerine sürüp giden, boğazını
temizleyip balgamını atan tüküren, kabuklu yiyecekleri çok rahat bir şekilde
yeyip kaldırımlara atan, küçücük ağaçların yapraklarını kopartan bizim
kültürümüzün yarattığı insanlar olamaz… Bu çirkinliklere bir diğer çirkinlik ise
bayanların rahatsız edilmesi…
Elazığ’a bir süre önce atanan memur arkadaş bu konudaki
rahatsızlığını şöyle ifade ediyor…
“-Eşimle birlikte Elazığ’da bir yere gitmede büyük sıkıntı
yaşıyoruz…Caddelerde çoğunlukla aynı yüzler eşinizin taa gözlerinin içine
bakıyor… Birkaç kez kava ettim bu yüzden… Ama bir iki kişi değil çoğunluk
sanki hiç insan görmemiş gibi bakışlarıyla rahatsız ediyor… Bu konuda mutlaka
bir çalışma yapılması gerekir… Aksi takdirde Elazığ’ın imajı oldukça kötü bir
noktaya gidecek…”
Aynı sıkıntıyı hepimiz yaşamıyor muyuz?
Caddelerdeki akıl hastaları ve dilenciler konusu ise yazma gereği duymuyorum…
Çünkü
bu sorunun çözümü bizde bulunmuyor!...