Gındırlanük?!…
09 Mayıs 2003 Cuma


Bilmem farkında mısınız, kaç zamandır “gındırlanıp” gittiğimizin? Ben diyem yirmi siz deyin 25 yıl… Dile kolay tam yirmi beş yıldır gındırlanük… Şöyle kortik mortik de çıkmıyor, hiçdeğilse kısa bir süre kendimize gelelim…

Bu “gındırlanük” muahabbeti nereden çıktı diye soranlar olabilir…

Efendim dilimiz döndüğünce izah edelim…

Önceki gün bir dostla karşılaştık… “Nasılsın, işler güçler nasıl” hal hatır muhabbetimize kısa ve öz cevap verdi, “nolsun gakgo gındırlanıp güdük işte…”

Bu tek cümlelik bize özgü ifade kader gibi söyleniyor… Alın çizgisi yada değiştirilmesi bizim elimizde olmayan bir güç gibi…

Gelin bunu birlikte sorgulayalım…

Gındırlanıp giden ne?

Bütün bir Elazığ mı, yoksa Ahmet, Mehmet’ten ibaret bir şey mi?

Bence gındırlanan hem de karanlık bir meçhule doğru yol alan bütün bir Elazığ…

Sorgulamayan bir şehir olduk… Hiçbir şey umrumuzda değil… Şehrin gündemini meşgul eden ne kadar konu varsa 600 bin nüfuslu Elazığ’da sadece bir avuç insanın güdümünde şekilleniyor…

İyi de olsa böyle kötü de olsa…

Sorgulama yeteneğimizi kaybettik… Ve gındırlanıyoruz…

Tarihi Harput’un yok oluşu kaç kişinin umurunda… Ya Hazar Gölü’nün kirlenmesi?

Elazığ nasıl kalkınır, bu şehir işsizliğini nasıl çözer, doğal zenginliklerimiz nasıl ekonomiye kazandırılır, yastık altındaki paralar nasıl ekonomi çarkında döndürülür? Bu soruları 600 bin insandan kaç kişi soruyor, tartışıyor?

Aman yahu boşverin gındırlanmah varken!...

Sahi bu şehrin “Aydın” diye adlandırılan hadi bundan vazgeçtik (onların daha mühim işleri var) yarı aydınları” nerede?

Sizce her şey güllük gülistanlık mı..?

Tarihte “Abdellalılar” diye bir milletten bahsedilir… Bu milletin en büyük özelliği ıvır zıvır gündemle meşgul olmalarıdır… Mesala düşman birlikleri kale surlarını zorlarken bizim Abdellalılar düşmana karşı nasıl müdafa yapılacağı konusunda toplanıp bir karar vereceği yerde, helvanın en iyi yapılış teknikleri konusunda gece yarılarına kadar hareletli tartışmalar yaparlarmış… Tahmin edeceğiniz gibi böylesi bir milletin geleceği de olmaz… Yurtları dağıtılan bu Abdellalıların dünyanın dört bir yanına yayıldığı söylenir… Ve bir ülkede yada şehirde garip gelişmeler olursa Abdellalılar gündeme gelerek ‘acaba bizim şehir bu Abdellalılardan çok mu göç aldı’ diye birkaç akıl fikir sahibi insan kara kara düşünür…

Şimdi bizim de durumumuz bu… Aramızda Abdellallı var mı yok mu bilmem ama gündemimiz gelecek adına beni pek umutlandırmıyor…

Gındırlandığımız yer kuş tüyü zemin yada kumdan olacak ki, ayağa kalkmanın zahmeti yerine gındırlanmanın keyfi daha cazip geliyor… Tabi biz gındırlanıp tepe takla giderken, dışarıda bir şeyler değişiyor…

Bu değişimin farkında mısınız?...


Etem YALIN
E-Mail : e.yalin@elaziz.net