SORUNU KENDİMİZDE ARAMAK…
04 Ağustos 2004
Çarşamba

Son dönemlerde hep Elazığ’ın nasıl
kalkınabileceği üzerine kafa yoruyoruz…
Eli kalem tutan her üç kişiden biri mutlaka
bu konularla ilgili düşüncelerini dile getirmiştir… Bu
yazıları bir iki yıldır dikkatlice okuyan biriyim… Bu
arada şahsımın da çok sayıda yorumu olmuş hatta bazı TV
kanallarında bu konularla ilgili toplantılarda
konuşmuşumdur.
Elazığ 1999 yılından beri uygulanan ve
verilen bütün mücadelelere rağmen bir türlü giremediği
Teşvik Yasalarından büyük mağduriyete uğramıştır… Bunun
tartışmasını yapmak yersizdir… Ancak Elazığ ilinin,
bugünkü durumunun nedenlerini izah ederken teşvik yasası
yada sermaye göçünü göstermek çok doğru değil…
Gelin burada kendimizle yüzleşelim…
Hastalığın gerçek nedenini bulup teşhis etmeden yapılacak
her türlü tedavinin sonuç vermeyeceği malumunuzdur. O
halde, teşhisin doğru analizi için cesur olmalıyız… Bu çok
zor bir durum olabilir… Ama kangren olmuş bir uzvun
kesilmekten başka çaresi yoktur. Bilirsiniz…
Elazığ’da kuruluşunu gerçekleştirmesinin
üzerinden bir yıl geçmeyen bir özel bankanın bugün
ulaştığı aktif büyüklüğün 15 trilyonu geçtiğini bankanın
genel müdürü övünerek açıklıyor… Elazığ’da bulunan 12-13
banka şubesinden sadece birindeki para 15 trilyonun
üzerinde… Efendim, yani bizlerin para sorunu yok… Sorun
başka yerde!...
Elazığ’da küp şeker üretimi, tandır ekmeği
üretimi, tekstil üretimi, çeşitli gıda üretimleri mevcut…
Ancak, yine Elazığ’da neredeyse hiçbir markette bu
ürünleri bulmanıza imkan yok… Toptancılarımızın kaç tane
Elazığ üretiminin pazarlamasını yaptığı ortada…
Bu tabloya göre sizce de ortada bir sorun
yok mu? Yani Elazığ Teşvik Yasası kapsamına girse bütün
banka şubelerindeki para bir anda sanayi yatırımı olarak
ilin kalkınmasına yönelir mi? Yada bütün mağazalar
Elazığ’da üretilen ürünleri satmaya başlar mı? Vatandaş
olarak bizler girdiğimiz bir mağazada Elazığ üretimi olan
bir ürünü sorar mıyız? Toptancılarımız Elazığ mercimeği,
sabunu, bulguru, şekeri, unu, yemi varken Malatya’dan,
Antep’ten, Yozgat’tan, Kayseri’den ürün getirirler mi?
Mağazalarımız bugün 15-20 adet büyük çapta kanepe, oturma
gurubu, yatak odası takımı, mutfak dolabı üreten
firmaların mallarını mağazalarında satarlar mı?
Bitmedi devam edelim…
İnsanın kendi kendisi ile yüzleşmesi zordur
ha… Sakın bir yere kaçmayın okuyun…
Sanayi esnafının ağzı ile “sinek
avlıyoruz” dan kurtulup Malatya’ya giden Elazığ
insanının niçin böylesi bir zor tercihte bulunduğunu hiç
sorguladık mı? Mesela “yarın saat 14.00’da gel aracınız
hazır” deyip, müşterinizin aracını bir hafta sonra
veriyor musunuz? Yada “şu parçayı değiştim” deyip
sadece aynı parçayı yanlışlıkla! yeniden taktığınız oluyor
mu?.. İnsanlar durup dururken niçin kendi evlerinin
önündeki tamirciyi bırakıp komşu illere gidiyorlar?
Tüketici cephesine de bir göz atalım…
İşsizlik almış başını gidiyor… Bu yazıyı
okuyan her kesin yakın çevresinde ismen bildiği iyimser 10
işsiz genç vardır… Bunların bir kısmı da yüksek okul
mezunudur… Devlet artık ekmek kapısı olmaktan çıktığına
göre tek çare özel sektör değil mi? O halde özel sektör
yatırımlarının desteklenmesi hele Elazığ gibi kendi yağı
ile kavrulması gereken şehirlerde daha önceliklidir…
O halde biz Elazığlılar bu ilde üretilen
ürünlerin ne kadarını tüketmek için gayret gösteriyoruz…
Marketimizden soruyor, mahalle bakkalımızdan istiyoruz…
Tüketici olarak bizler kendi öz malımıza sahip çıkmaz isek
sanayicimizin büyümesini istihdamını artırmasını hangi
gerekçelerle bekleyebiliriz?..
Fazla söze hacet yok… Meramım anlaşılmıştır
sanıyorum… Küsmece darılmaca da yok… Sorun hepimizde…
İlimizin işsizi olmayan kalkınmış ve gelişmiş bir şehir
olması hepimizin ortak hayali… O halde sanayici, işadamı,
satıcı, tüketici, tedarikçi kısaca bu toplumu oluşturan
her kesim bahane üretmeksizin kendini sorgulamalıdır…
Gelin bu iş için Teşvik Yasasına Elazığ’ın
dahil edileceği takvimi beklemeyelim… Hemen şimdi kendi
kendimizle yüzleşelim… Ve yarın nasıl davranacağımıza
karar verelim… Çünkü aydınlık yada karanlık bir Elazığ’ı
tek ve sadece Elazığlılar olarak bizler oluşturabiliriz…
Suçlu yada bahane arama kolaylığından
vazgeçip hep birlikte zoru seçelim… Doğru olan bu
çünkü…