Şiir Üzerine...
Şiir, duygu
pınarı
Sevda ile içilir
Raks eder kelimeler
Bir gül gibi açılır
Mısralar kanatlanır
Maveralar geçilir
Muhabbet sofrasında
Zevkten, hevadan kaçılır
Perde ötesi sırlar
Mısralar saçılır
Şair laleye benzer
Dikenlikte seçilir
Bir değil, bin prova
Hasret ile biçilir
Dil, okyanusta mercan
Nefes olur uçulur
Sözü, namus bilirim
Ses, ahenkle ölçülür.
Son Fasıl...
Dudayevi’in
hatırası için kaleme alınmıştır)
Akıl girdabında dipsiz uçurum
Nasıl çeker kendisine bir bakın
İdrakimden uzak tuttuğum ölüm
Meğer bana gölgeler kadar yakın
İçimdeki yangın nasıl sönecek
Bu devran bizi kavurup dönecek
Belki, ‘can azat olunca’ dinecek
Ölüm, bizlere uyku kadar yakın
Dudayev, Kafkasların ‘yalnız kurdu’
Asrın ‘Cehl’i, ‘Vahşi’ ce pusu kurdu
Yarab! Çiğnetme sen bu aziz yurdu
Hasret şerbeti ‘Uhut’ kadar yakın
Kavganı ‘ahit’ bildik ömür boyu
‘Kayı...’ gibi tebşire şayan soyu
Hürriyet için verilecek toyu
Canlar pahasına dün kadar yakın
Garbın ve şarkın şefkat pınarında
Zalime vurulacak şamarında
Anadolu mazinin imarında
Gaye ve ufkuna, şanıyla yakın
Süzülürken kartal bakışlarıyla
Civanlarımız o pak nakışlarıyla
Düşmana birer birer akışlarıyla
Cevşenli siperler, murada yakın
‘Gaip’den, ‘Zahir’e giden yoldayız
İmam Şamillerle aynı saftayız
Kanayan yaramızla secdedeyiz
Gülen yüzlerle doğacak gün yakın
Sevgiye Hasret...
İlk yuvam, ilk
yurdum ana rahminde
İlk yolculuğum, orda cana büründü
Yaradılış rahlesinden seyreyle
“Eti kemiğe giydirmiş” göründü.
Emin bir kundakta, haşyet ve iman
Nakışlarıyla, mayası çalındı.
Perde ötesi sır, iki hecede;
Anne ve şefkat, varlığa bezendi.
İlk sözümüz ağlamak, maveradan;
Şefkat göğsünde, gönlümüz barındı.
Kevser ırmağının üstünde sırat,
Ayaklarının altına serildi.
Dilime, hukukuma, vatanıma
‘Ana...’ dendi, zirvelere yüründü.
Bu ne güzel yol, ne güzel imtihan;
Şu arza, ismi cemalin taşındı.
Bir tohuma bak, bir de kainata;
Bir damla da, nar-ı cihan gezindi.
Aç, soru yumaklarını hayıflan!
‘yavrum’ sözü, varlığında varındı.
Sende vakar, kanatlanmış tevazu
Edep iksirinde kalpler yıkandı.
Anne! Kökü iffet, dalları sabır
Her tomur, şükür nimetiyle açıldı.
Sevgiye tarif istersen, ‘anne’ de;
Göz aktı gönle, sevgiye boyandı.
Bedrettin KELEŞTİMUR
29.04.2002