Harput
Kal’asında, kartal bakışlı
Murat Ovasında, buğday nakışlı
Bu dağ, nehir, uçan kuş bizi söyler;
Fırat Havzasında civan akışlı..
Duruşun bir gonca lale gibidir
Süzülüşün özge bale gibidir
Maziden atiye hikmet gözesi;
Gönlümün huzmesi hale gibidir..
Elazığ şehrinde tüten her ocak
Feyziyle ısındı, kandı her bucak
Pamuk yumağı gibi şelaleden;
Açılır sevdaya yeryüzü kucak..
Kömürhan Köprüsü bir ince elek
Fırat’ın Türküsü bir güzel dilek
Büyüsün bu diyar, özde büyüsün
Geçmişe bakıp ta versin bin Belek..
Yeni nesil ümit dolu, hınç dolu
Sana rehber olsun ecdadın yolu
Oğuz’un Kayı, Kınık nice kolu
Domaniçler sürgün versin yeniden
Kıyama kalkar su, huşu içinde
Dökülür deryaya, koşu içinde
Damla damla akan gözyaşı değil;
Yedi başak veren düşü içinde.
Bu kutsal davada harmanımız var
Derde deva olan dermanımız var
İlim ve irfandır bizim yolumuz
Suya gem vuracak fermanımız var.
Fırat'ta Zaman...
Boğum boğum kıvrılan dağlar
omuz omuza
Ağrı’dan Toroslara taştan set oluşturmuş
Diz çökmüş eteğinde su gibi akan zaman
Malazgirt Ovasında tarihi buluşturmuş
Fırat Nil’in kardeşi, Tunaysa yay kirişi
Ok menzilinde takvim yapraklar tutuşturmuş
Afşin’i, Danişmend’i, Mengücek’i, Artuk’u
Edebi Devlet için dört yana at koşturmuş
Erzurum’dan Haleb’e, Artukoğlu diyarı
Kartal Yuvası bize Belek’i çağrıştırmış
Coğrafyadan vatana bir kutlu ve uzun yol
Sade ok ve yay değil, güzel dil konuşturmuş
Ferhat’ın hasretinde dağlar, ötesinde sır
Perde perde kalkarak ışığa kavuşturmuş
Erzurum’un barıyla, Elazığ’ın mayası
Kerkük’ün hoyratıyla halini soruşturmuş
Asırların nağmesi Hayrilerin dilinde
Emrahlar, Zihnilerle ezgiler konuşturmuş
Fırat sen hazinesin, mazin kadar zindesin
“Yedi Küpeli Gelin” çehreler değiştirmiş.