Ağla Yavrum Ağla...
Kırıldı kabzası, Ortadoğu’nun
Gitti sulhu salah, zulüm kök saldı
Altı asırlık huzurun rüyası
Sökün etti yerini vahşet aldı.
Dövüldü, sövüldü öz yurtlarında
Çekiş ile Örs arasında kaldı
Ağla yavrum ağla! Suç sende değil
Kapını, ifrat ile tefrik çaldı
Rahmet sağnak, sağnak nasılda yağdı
Filistin gövdeden fışkıran daldı
Kökü iffet olan ağaç budandı
Yazık! Özgürlük yaftasına kandı
Gün geldi kurt kemirdi bünyesini
Nur halkasından kopunca alçaldı
“Birlik rahmet, ayrılıkta azap var”
Ayrılık ki, hüsranla biten yoldu.
Evlat ağlar, kan kusmada geceler
Hasret kokar haykırış, dünya laldı!.
Diyarı Çeçen’den Öksüz bahtına
Zehir içiren gün, nasıl ahvaldi?
Aldandım der Filistin, makus talihe
Merhametin ne makam, ne de maldı?.
Baba Yakup olunca, oğul Yusuf
Eyüp’ün sabrı, tarifsiz mecaldi..
Bu yolu dert taşır, çile öğütür
Zalimin ateşi, vakti zevaldi..
Çeçen Destanı...
Kalbinde
ızdırabın mabedi var
Korku ve endişenin nedeni var
Bakmayın vizyona, içinde kırıkları
İki büklüm kesilmiş, bedeni var...
Yıldızlar gece boyu kan ter içinde kalmış
Üşümesin diyerek bayrak rengini almış
Yeşile boyanmış yer, nede güzel yıkanmış,
Durularak vatan külliyesini almış
Grozni, bir türbedir eteğinde dağların
Beyaz giyinmiş cübbe gibidir otağların
Yırtılır üstündeki düğüm düğüm ağların
Öyle bir ihtişam ki, kül nefesini almış
Ne boğazlar geçilir, ne de diyar-ı Çeçen
Bir kanat kırışı var ki, tankları kırıp geçen
Bir ömre bedel bugün yücelikleri seçen
Dualar ve aminler sermayesini almış.