Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Bedrettin KELEŞTİMUR << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 

Bedrettin KELEŞTİMUR ....:...: KÖŞETAŞI :

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa
Şiirlerim

Bedrettin KELEŞTİMUR

BU TOPRAKLAR ÜZERİNDE!..
12 Ocak 2004 Pazartesi


Sevgili okuyucularım şu üzerinde yaşadığımız aziz ve mukaddes bildiğimiz topraklar üzerinde oynanmakta olan kahpece oyunları gördükçe hayıflanıyorum… Göğsüm daralıyor, zihnim allak bullak oluyor!.. Nasıl olmasın ki?.. Tarihin altın sayfalarını çevirdikçe, nerede benim kimliğim diye haykırasım geliyor!...

Biz Anadolu’ya nasıl geldik?.. O tarihi ihtişamı bütün derinliğiyle ne kadar içimize sindirebildik?.. Piri Türkistan derler adına; bir koca erendir!.. İşaret ettiler; yürüyün Anadolu’nun içlerine doğru…Bu kutlu yolculukta öncelikle ‘gönüller kazanın…’ Gül yüzünüzle koca diyarları ‘gülizar yapınız…’ Harput’tan, Edirne’ye ne deriz bu topraklar için, ‘erenler yatağı…’ her birinin vicdanlarda derin tesirler bırakan bir soylu hikayesi vardır. Horasan Erenlerinin açtığı o kutsi yolda büyük hakanlar yürümüş!.. “Onlar kendi içlerinde birbirine sımsıkı bağlı, düşmanlarına karşı zorludurlar…” ayetin işaret ettiği şefkat, merhamet, adil devlet adamlarının o çarpıcı nazarlarıyla Anadolu vatan olmaya başlıyor…

13. asrın başlarına başlarına geldiğimizde, Anadolu’yu doğudan ve batıdan kavurarak kuşatan iki büyük yangın görüyoruz; Doğudan Moğol istilası…Batıdan ise ardı arkası kesilmeyen/bir çapulcu selini andıran Haçlı seferleri…Anadolu insanını ayakta; dipdiri canlı tutan bir manevi cihaz görüyoruz; Yunus’tan  Mevlana’ya.. Şahı Nakşibendi’den Ahi Evren’e… Birbiriyle sürekli at başı yürüyen dirayetli devlet adamları ve ‘gönül mimarları..’ Sürekli yükselen değerler etrafında genişleyen halkalar…Bizleri nerelere getirecektir; 6 asırlık bir muazzam taç giydirecektir, bu millete…

Buradan nerelere geleceğim…Anadolu’nun kapılarını açan büyük kumandan Alpaslan’ın yarenlerinden Artuk  Bey’in torunu Balak Gazi’nin hayatında neleri görüyoruz?.. Coğrafyayı vatan yapan bir çile örgüsünü!.. Bu kahraman kumandan ne yapıyor?.. Bir yanda Haçlı seferlerine karşı büyük bir istihkam duvarı oluştururken beri tarafta bugün Fırat Vadisi olarak bildiğimiz coğrafyada; Erzurum’dan Halep’e kadar, Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında çok büyük rolü üstleniyor…Harput, Urfa, Kerkük üçgeni içerisinde aynı  kültür derinliğinden bahsetmemiz mümkün değil mi?..

Bu coğrafya üzerinde, 19. asra geliyoruz…Bir büyük İslam alimi yetişiyor bu topraklar üzerinde…Mevlana Halid’i  Bağdadi Hazretleri…Mekan tuttuğu diyar, özge vatanı bugünkü Kuzey Irak’tır…Süleymaniye Şehridir!..  Mevlana Halid’inin hayatı konusunda ilim dünyasında gerçekten büyük heyecan doğuracak araştırmalar yapan F.Ü. Öğretim görevlilerinden yrd. Doç. Muhammet Çakmak ile konuşuyoruz.. Çakmak bizlere, Mevlana Halid’inin akli ve nakli ilimlere nüfuz eden bir derya olduğundan bahsederken çok önemli vurgulara da parmak basarlar…Mevlana Halid’i, nakşidir!.. Nakşiliğin en büyük özelliği; gizlilik, sessizlik ve derinliktir!.. Halid’i, yüzlerce  talebe yetiştirir!.. Bunlar arasında büyük alim ve veli Seyit Abdullah-ı Geylâni Şemdini, Seyit Taha-i Hakkari, Şeyh Muhammet Hafız, Urfalı  Ahmet Agribozi, Feyzullah  Erzurumi, İbn-i Abidin, Abdülfettah-ı Akri, Yahya Mezuri, Muhammet Hani ilk akla gelenlerdir…Muhammet Çakmak bizlere, Mevlana Halid’i Hazretleri yetiştirdiği bu mümtaz şahsiyetleri birer Alperen olarak; o günkü coğrafyanın en kritik noktalarına ‘halkı tenvir etmek…’ aydınlatmak, her türlü misyoner faaliyetlere karşı uyanık tutmak  için birer ‘eğitici…’ formasyonda gönderir…Kafkaslarda Şeyh Şamil’in verdiği mücadelenin tohumunu bu büyük zatın attığı görülür…Balkanlarda, Arabistan’da, Hindistan’da, Kuzey Afrika’da; Hazreti Mevlana’nın ‘gönül erenlerini…’ görüyoruz… Çakmak bizlere, Mevlana Halid’i Bağdadi’nin dönemin kudretli Hükümdarı bulunan 11. Mahmut’un reform hareketlerine manevi destek verdiğini belirterek; bu büyük zat’ın, İslam dünyasının artık ‘asrın bütün imkan ve teknolojisiyle mücehhez olması gerektiğini…’ belirtir.

Sultan Abdülhamit’in dış politikasında ki, bakış tarzı/ ufki derinlikte Mevlana Halid’inin büyük rolü vardır. Moral gücü gayet yüksek, mücadelesinde haklı ve sürekli kendisinden emin bir üslup kazandırmıştır, bu güzel şahsiyet!..

Yine enteresandır; “İslam kriptolojisinde anlatıldığı üzere, Hazreti Hızır onun dileğini kabul ederek, zaman ve mesafe tanımadan, izin verildiği ölçüde büyük etkinlikler oluşturmuştur. Örneğin, hiç Prusya’ya gitmediği halde, Bağdadi’nin, Alman Prensi Bismarck ile mükemmel bir Fransızca ile bir İslami tebliği konuştuğu ve bu görüşmeden sonra Prens Bismarck’ın, Müslüman-Halidi olduğu bilinmektedir. Prens Bismarck’ın Müslüman olduktan sonra Hazreti Muhammed ile ilgili olarak yazdıkları dikkat çekicidir:

“Seninle aynı asırda yaşayamadığımdan dolayı üzgünüm Ey Muhammed! Muallimi ve naşiri olduğun o kitap senin değildir. O, Allah’a aittir. Bunun ilahi bir kitap olduğunu inkar etmek, mevcut ilimlerin batıl olduğunu ileri sürmek kadar gülünçtür. İnsanlık, senin gibi mümtaz bir kudreti bir kez görmüştür; bundan sonra da bir daha görmeyecektir. Yüksek huzurunda kemal-i hürmetle eğilirim.”

Bağdadi ile çağdaş olan ve İslami konularda bir çok eser yazmış olan Johann Wolfgang Von Goethe (1749-1832) de Müslüman-Halidi Öğretisi alanlardan biridir. Onun “Faust”(Cehennem) adlı eseri, Bağdadi’nin tezkirelerinden birine aşırı benzemektedir. Söz konusu tezkirede, Bağdadi, Hazreti Hızır ile birlikte Cehennem’i gezerken gördüklerini anlatmıştır. Goethe’nin diplomasının üzerine kendi eliyle “Besmele” yazdığı rivayet edilen Mevlana Halid-i Bağdadi’nin öğrencileri arasında daha bir çok alim ve gizemci bulunmaktaydı.

Bütün bu pozitif değerlendirmelerin ışığı altında; coğrafyamıza daha bir hayretle bakıyorum… Kuzey Irak’ta; Süleymaniye, Erbil,  Musul, Kerkük’te bugün neler oluyor?.. Emperyalizmin sırıtan yüzünü görmekteyiz!.. Hani nerede Balak Gazi’nin Alperen duruşu!.. Hani nerede Mevlana Bağdadi’nin gönülleri sımsıcak fetheden iklimi!... Bütün bunların özünde neyi aramalıyız, asırlara hükmeden bir milletin kimliğini!... Bir milletin varoluş kavgasında ki yegane gücünü…

Yorum Formu

Bedrettin KELEŞTİMUR - E-posta: bedrettin@elaziz.net
Haberleşmek için :
  Günışığı Gazetesi - ELAZIĞ
Tel: 0.424. 218 24 24

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Şiirlerim Başa Dön

 
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş