2004 yılına, mahalli
seçimlerin getireceği tartışmalarla gireceğiz. Bu
yazımızda ‘siyaset nasıl şekillenmeli…’ sorusu
üzerinden hareketle Elazığ’da artık bir aydınlar
hareketinin başlatılması zarureti üzerinde durmaya
çalışacağız Öyle ki, bu şehrin problemlerini yine bu
şehrin insanı konuşarak, tartışarak, ortak bir zemin
üzerinde projeler geliştirerek çözecektir. Bizler bu seçim
döneminde neleri arzularız; ‘sen-ben tartışmasının
ötesinde…’ bir vakarlı duruşu ve edep örtüsünde
kalacak üslubu!..
Mahalli idareler derken, bir
şehrin ‘edep vitrini…’ akla gelir!.. İnancımız ne
diyor; “Her toplum layık olduğu idare ile hükmolunur…”
Seçme ve seçilme eyleminde sağlıklı bir örtüşme
olmalıdır. Nasıl bir seçim?. “İçinizden en iyilerini
başınıza getiriniz…” Öyle bir tercih hakkı olmalı ki,
‘şehrin meclisi…’ şekillenirken ‘aydınlar
hareketinin…’ sıcak gündemi ile şehir modern bir
görüntünün ilk vitrinini insan unsuru üzerinde güvenilir
bir tablo çizmelidir. Siyasi irade artık şunu
kabullenmelidir; “Başarının temelinde; sahalarında
yetişmiş insanların bir araya gelerek, güçlü bir
organizasyon/ ekip ruhu oluşturmasından geçer…” Ve,
gönüllü kuruluşları aynı çatı altına toplayacak, ‘şehir
konseyi…’ düşünce safhasından aksiyon ve hizmet
safhasına geçmelidir…
Bu şehirde, yıllarca bir
şeyleri haykırdık; Elazığ 1970’lerden sonra sürekli kan
kaybetmiştir…Bunun sosyal manada ismine, ‘beyin ve
sermaye göçü..’ diyoruz. Bu göçlerle birlikte şehrin
sosyal bir erozyona tabi olduğunu düşünebiliyor muyuz?...
Burada bütün siyasilerin ortak ittifakı gerekiyor;
Şehrin tarihi kimliği… Ortak hatıraları… Tarihsiz veya
kimliksiz bir yapı düşünmeniz mümkün mü?.. Dün ile bugün
arasında sağlıklı köprüleri kuracak bir ortak çalışmanın
adı; Tarihi ve kültürel mirasların büyük bir titizlikle
korunması… Bir yazımızda ısrarla vurgulamıştık;
‘şehrin orta yerinde karakol olmamalı…’ 1970’lerin
Vilayet Konağı olan bu mekan çok amaçlı bir ‘Kültür
Merkezi…’ haline getirilmeli… 1992 Tarihinde koruma
altına alınan ‘Kazım Efendi Sokağı…’ dünü bütünüyle
yansıtan ‘sanat sokağı…’ imajını yakalamalıdır.
Tarihi Harput, ‘mezarlıklar şehri’ olmaktan süratle
kurtarılmalı ve aslına/ tarihi stiline uygun bir yapılanma
ile bizleri düne/hayatın güzel ve sıcak iklimine
yaklaştırmalıdır. Daha bunun gibi tarihi çeşmelerimiz,
konaklarımız, bedestenlerimiz ve özellikle ‘kapalı
çarşı…’ özümden bir çeşni olmalıdır…
Belediye Başkanı bizim
örfümüzde; ‘Şehremeni…’ olarak tanımlanır. Bu
tanımın genel yelpazesinde, ‘Beldet’ün Emin..’
gibi onurlu bir kavram yer alır. Dert babası olarak
görebilirsiniz, ‘çözüm üreten…’ mekan olarak
yorumlarsınız…O halde, Belediye Başkanını ve onun
çevresindeki heyeti; sadece, şehrin suyuyla, yoluyla,
temizliğiyle uğraşan insanlar olarak görmemeliyiz…
Şehrin ekonomik kalkınmasında, sosyal dokusunun sağlıklı
bir şekilde yapılanmasında ‘lokomotif güç…’ olarak
görmeliyiz. Belediye örgüsü için, ‘en organize sivil
toplum kuruluşu…’ ifadesini kullanmışımdır. Böyle bir
ifadeyi çerçeveleyecek olursanız; karşınıza çok kapsamlı
bir çalışma imajı çıkacaktır…Her yıl binlerce aileye
gıda/giyecek/yakacak yardımında bulunuruz. Gel görelim ki,
‘aile(ev) ekonomisini…’ şimdiye kadar şehrin
gündemine taşıyamadık…Kavgamız kimlerle olacak derseniz?.
Cehalet ve yoksullukla… Duran, hantal bir toplum
yerine sürekli koşan, çalışan ve üreten bir toplum imajına
doğru yelken açmalıyız…
Elazığ’ın öncelikli
meseleleri nelerdir?.. Bu soru etrafında bir şehrin artık
ciddi bir şekilde bilgilendirilmesi gerektiğine
inanıyoruz…Kısa, orta ve uzun vadeli projeler üzerinde
ortak çalışma gruplarının oluşturulması… Bu projelerin
ortak ekseninde ne olmalıdır; ‘uzlaşma kültürü…’
Sağlıklı ve sürekliliği olacak ‘istişare zemini…’
Elbette bu zemin üzerinde; Doğal Gazı, Toplu Konutu,
Kalıcı Fuar Alanını, Hava Limanını, dış ticareti, yeni
sanayi yatırımlarını, Bilgisayar alt yapısını, çevre ve
onun korunmasını, eğitimin sosyal ve ekonomik hayatımızla
bütünleşmesini tartışabiliriz…Dahası şehrin tiyatro,
sinema, folklor, musiki kültürünü devasa platformlarla ele
alabilirsiniz. Sinema dedik; Sadece Doğu ve Batı
Kültürünün birleştiği bir ana merkez olarak düşündüğümüz
Harput’un Türk-İslam Kültüründeki yerini çok iyi
gözlemleyebileceğimiz ana temalar işlenebilir. Bir Balak
Gazi!. Anadolu’nun Türk ve İslam dokusuyla hemhal oluşunun
bir tatlı serüveni…
Temennimiz odur ki, bu
seçimlerle Elazığ’ın bütün problemleri masaya yatırılır…Ev
ev, sokak sokak, mahalle mahalle, konuşulur/
tartışılır…Güçlü ekiplerle masaya yatırılır…Hayata
geçirilmesinde moral bulmuş/ inanmış/ vakıf zihniyetinin
hakim olduğu bir anlayış siyasi iradeyi de sarıp
sarmalar…Haydi Elazığ!.. Hep birlikte, yeni ufuklara doğru
yürüyelim… Bilelim ki, bu şehirde; ilk ve orta öğretimde
yüz binin üzerinde öğrenci var… Şehrin bir on yıl
sonrasında değişecek dinamik bir yapısı var…Kendimizi
yarınlara/ daha güçlü geleceğe hazırlayalım.