Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Bedrettin KELEŞTİMUR << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 

Bedrettin KELEŞTİMUR ....:...: KÖŞETAŞI :

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa
Şiirlerim

Bedrettin KELEŞTİMUR

KONUMUZ KIBRIS OLUNCA
15 Aralık 2003
Pazatesi


Okuyucularıma bu yazımızda 2 Temmuz 1570 Tarihinde Türk ordusunun Larnaka’ya çıkışından; günümüze kadar gelişen olayların kronolojisini ‘kaynak eserlerden…’ istifade ederek vermeye çalışacağım.

            Temmuz ayının, o ayın sıcaklığının Kıbrıs Tarihinde çok önemli bir yeri vardır…16.yy.larda,  Akdeniz bir Türk gölüdür!.. Hal böyleyken Kıbrıs’ta çöreklenen Sen Jan Şövalyeleri; ada üzerinde yaşayan masum insanlar üzerinde, Akdeniz üzerinde ticaret amacıyla yelken açan gemiler üzerinde korku salmaya başlamıştır. Tarihte, Türk; huzur demektir, güven demektir, emniyet demektir!.. İşte, bu misyonun sahibi olan zamanın Cihan İmparatorluğu Akdeniz üzerindeki böyle bir çıbanı temizleme kararı alır…

            Aradan dört asır geçer…Çıban tekrar büyümüştür!.. Kendi içinden deşilmesi gereklidir. Öyle ki, tarihte Kıbrıs Ada’sı ‘hakimiyetin sembolü…’ olarak bilinir. Akdeniz’deki hakimiyetin sahipleri değiştikçe, Kıbrıs Ada’sının sahipleri de değişmiştir. Türkiye sadece Akdeniz’deki hakimiyetin mensubu olarak değil; güven ve istikrarında devamı için Kıbrıs Ada’sındaki kontrolü sürekli elinde bulundurmak durumundadır. Kıbrıs’ta, sürekli insanlık suçu işlenilmekte, adanın sahibi olan bir millet toplu olarak imha tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Türkiye gelecekteki bu vahşeti önlemek için Kıbrıs’a, 20 Temmuz 1974 Tarihinde, ‘Barış Hareketi…’ başlatır. Bu hareketin başlaması ile birlikte tarihin seyri bir anda değişir!.. Ve, Türk insanını yakından ilgilendiren bir milli mücadele başlatılır… Bu mücadelenin başında 31 Ekim 1967 Tarihinde Kıbrıs’a, bir mücahit olarak çıkan Denktaş’ında serüveni başlar!.. Bu  göğüs göğse kahramanca mücadele veren bir yiğit insan, gün gelecek Kıbrıs Türk’ünün davası onunla özleşecektir. Cephede kazanılan bir mücadelenin ‘masa başında…’ kaybedilmemesi için yiğitçe direnecektir. Bu direniş; 15 Kasım 1983 Tarihinde; KKTC’nin ilanına kadar gidecektir. Kıbrıs Türk’ü artık bir ‘milli devlet çatısı…’ altında; Anadolu insanı ile daha yakından bütünleşmiştir…

            15 Kasım 2003 Tarihinde, KKTC’nin ilanının 20. yıl dönümünü kutladık… 9. Cumhurbaşkanı Demirel; “Türkiye, Kıbrıs’a bir bardak su içmek için gitmedi…” 9. Cumhurbaşkanımız Türk milletine verdiği mesajında çok önemli bir noktaya vurgu yapıyordu; “Bizim için Edirne, Hakkari ne ise Kıbrıs odur…” Bu bakış tarzını, Başbakan Erdoğan’ın bizatihi 20. yıl kutlamaları için Kıbrıs’ta bulunması ve dönüşünde yaptığı açıklamalarda da görmemiz mümkün…Bu şu demektir; Türkiye’nin Kıbrıs politikası artık ‘milli bir esneklik..’ kazanmaya başlamıştır.

TÜRKİYE, TERÖR MAĞDURU BİR ÜLKE!..

            Cumhuriyet döneminin son çeyrek asrı; Türkiye için kayıp yıllar olarak bilinir!.. Bu dönem içerisinde; insan kaybımız çok büyük olmuştur… Ekonomik olarak mali kaybımızın sıkıntılarını hala üzerimizden atabilmiş değiliz…Ve, özellikle de, ‘siyasi istikrarın üzerine…’ terör bir kara bulut gibi çökmüştür!.. Her Türk insanının ağzında; “Allah, o günleri bir daha getirmesin…” içten gelen yakarışı vardır…

            Evet!. Ramazan ayının güzel atmosferinde; bütün Türkiye’yi derinden sarsan ‘intihar saldırısı…’ sonrasında ne olduysa yine ‘korumasız insana…’ oldu!.. Bizim inancımız, “Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir… Bir insanı kurtarmak ise bütün insanlığı kurtarmak gibidir…” der!.. Böyle bir gönül çağrısını günde beş vakit dinlediğimiz; “Haydi Salaha!.. Haydi felaha…” ezan-ı Muhammedi ile gönüller yatışmaktadır!.. Yukarıda belirttik, terörün hedefinde; ‘masum insan…’ vardır. Zayıf ve korumasız insan vardır… Bunun tarifi nedir? –Cinayettir… Bir büyük vahşettir… Acımasız ve duygusuzca yapılan katliamdır!..

            Buradaki hedef karmaşık gibi görünse de, bellidir; Türkiye’yi, Ortadoğu’da meydana gelen cinayetlerin içerisine çekmek…Irak’ın dünü ile bugünü arasında bir değerlendirme yapmaya çalışınız… ABD, tarihinde ilk defa Vietnam bataklığından daha fazla zayiatı son üç ayda vermiştir…1974 yılı öncesinde, Kıbrıs’ta meydana gelen katliamları da biliyoruz…Dikkat ederseniz, Türkiye ‘kuşatılmak…’ terör kıskacıyla tekrar bunaltılmak isteniyor…

            Terör konusunda, milletler ailesinin samimi işbirliğine gitmesinin gerekli olduğunu söylemek isterim… Terörle, ‘medeniyetler…’ yara alıyor!.. İnsanlık arasında ki, ‘hoşgörü…’ gibi sıcak yaklaşım yerini gerilim politikalarına bırakıyor!.. Dünyanın herhangi bir yerinde ki, ‘orman yangınını…’ düşünün!.. Bunun zararı bütün insanlığa değil mi?.. Terör de tıpkı, ‘ormana düşen bir kıvılcım misali…’ ülkeleri derinden etkilemektedir. İnsanlığın ortak paydasında neler varsa, her biri derin yaralar alıyor!..

Yorum Formu

Bedrettin KELEŞTİMUR - E-posta: bedrettin@elaziz.net
Haberleşmek için :
  Günışığı Gazetesi - ELAZIĞ
Tel: 0.424. 218 24 24

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Şiirlerim Başa Dön

 
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş