Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Bedrettin KELEŞTİMUR << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 

Bedrettin KELEŞTİMUR ....:...: KÖŞETAŞI :

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa
Şiirlerim

Bedrettin KELEŞTİMUR

TARİHE DÖNECEĞİZ!..
10 Aralık 2003
Çarşamba


Şair ne diyor; “Kelimenin üstünde, Cümlelerin altında, Benim büyük meselem…”  

            Tarih, 9 Aralık…

            Yer, Fırat Üniversitesi Sosyal Merkezi…

            Konu, Dünün Kıbrıs Türk Mücahitleri/ bugünün K.K.T.C. Devlet Başkanı Sn. Rauf Denktaş’a, “2003 yılı Devlet Adamı Hizmet Ödülünün verilmesi…” gerekçesinin bütün ayrıntılarıyla, ilmi bir metotla dile getirilmesi…

            Kelimeler mahzun mu?.. Yüz bin defa hayır!..

            Bu yol sizlere kahır mı?.. Sabrın yaraya merhem olacak gücünü görüyoruz, o güzelim tarihin her safhasında…

            --Kâh Plevne  kahramanını sizlere hatırlatıyor… Kâh bir başka cephede Özdemiroğlu  Osman Paşa’yı…

            Elazığ’da mütevazı imkanlarla yayın hayatını sürdürmekte bulunan Günışığı Gazetesi böylesine yürekli bir harekete ilk kıvılcımlarını yakarken çevremize ihlasla  baktık…İnanınız, bütün gözler ışıldamaktaydı…Hele hadiselerin gelişme seyri öylesine çabuk gelişmişti ki, gönül pencerelerinin aydınlığı içerisinde bir huzurlu yolculukta kendimizi bulduk… İsterseniz sözün bundan sonrasını Fethi Gemuhluoğlu’na, onun 1958 tarihinde ki hala sıcaklığını koruyan ifadelerine biraz dönelim;

            --Bir tohum gerek, diyoruz… İnsanın içine düşmeli. Orada yeşermeli. Orada göğermeli. Orada başak tutmalı. Harmanı, hasadı insanın içinde olmalı. İnsanın içinde savrulup, içinde ambarlanmalı. İnsan ona değirmen kesilmeli. Bu değirmen bizde çağıldamalı.

            --Bu tohum bir nazardan gelmeli. Mübarek ve muazzez bir kişiden. Er bir kişiden. Bu merhaba bir dosttan gelmeli.Mübarek bir dosttan. Dost bir kişiden… Bu merhaba sıcak olmalı, sımsıcak. Doğru olmalı eğriye, gelişigüzele karşı. Alabildiğine geniş olmalı, uçsuz bucaksız; kahredici ve bunaltıcı dâr’a karşı. Bu merhaba bir tohum olmalı.Vefasızlıklara, avâreliklere,günübirliklere, iğretilere, ihtiraslara karşı.

            --Bu merhaba yeşermeli, göğermeli, ihmallere, ilgisizliklere, yalnızlıklara karşı.

            --Başak tutmalı; hiçliklere, kayıplara, karanlıklara karşı.

            Rektör Prof. Dr. Fevzi Bingöl büyük bir huzur içerisinde gerekçeli kararı kamuoyuna açıklarken; Anadolu bozkırlarında ilk göründüğümüz günleri hatırladım. Alperenlerin, gazilerin, Horasan erenlerinin, bu iman adamlarının kuşatıcı ve fethedici ruhunu…Türk milletinin kalbinde sönmez bir hürriyet meşalesi öylesine güçlü ki… O gücü yeniden yaşamak bir büyük feyiz veriyor insana…

            “—Kendi edebiyatını, kendi düşünce tarihini tanımayana insan demek bile aşırı nezaket olur…” diyerek gürleyen edibimizin o vakarlı duruşunu tekrar yaşamanın heyecanı içerisindeydim, 9 Aralık Tarihli gerekçeli kararın açıklaması yapılırken…

            “Kutsi ve mübarek iki ruhun, akşam

            Göklerde buluşmasıyla başlar bayram…

            Bayraktar, öper Üm-mi Harâm’ın elini;

            Bayraktar’ı alnından öper Üm-mi Harâm.”  

            Üm-mi Harâm, bir büyük sahabe…Kıbrıs’a ilk fethin tohumu böyle düşer toprağa…Anadolu Türk’ü, bu yeşil ve kutsi adaya; “Yavru Vatan…” demiştir. Evlat şefkatiyle üzerinde asırlarca titreyip durmuştur.

            Denktaş’ın 80 yıla yaklaşan ömründe bu duygulara, ‘gönül gözüyle…’ görmeniz mümkün!.. Azerbaycan diyarından bakınız Nebi Hazri, bu yürek dolusu sevdayı nasıl dillendiriyor;

            “Muhabbet sonsuzdur, ömürse kısa

            Ne olur, sadakat ebedi kalsa!

            Kimin yüreğinde bir tel kırılsa,

            Benim yüreğimdir, benim yüreğim…”

            Evet!.. Bütün ömrünü kendi milletinin geleceğine vakfeden bir insana karşı ‘vefa göstermek…’ elbet çok önemli… Hele günümüzün yalan üzerine kurulu mizansenleri, her tarafından riya dökülen yalan makinelerini susturmasını bilmeliyiz. Dün yapılan yanlışlara ne demişlerdi; “Bir yalan ipliğe hülya dizdik…” Destan şairimiz yirmi yıl öncesinden bugünkü hezeyanı nasıl dile getiriyor;

            “Kıbrıs’tan çık… demiş AT’a  karşılık

            Bir filo istiyor yat’a karşılık

            Derim ki, bu ittifaka karşılık;

            Sen küheylan mı sandın hımarını?

                         Al atını istemem tımarını…”

            9 Aralık’ta, ‘tarih dile gelmişti…’ Ve, ruhumuzu kaplayan bir uhrevi seda; kahramanlarınızı taçlandırın ki, hayat bulasınız!..

            Elazığ’da, milli mukavemet havası nasıl olup da bir anda oluşuvermişti!.. Asrın Çanakkale’sini yaşayan bir milletin evlatları tekrar, ‘aynı misyonu yükleniyorlardı…’ Ve, öyle ki, bütün Türkiye’ye emsal teşkil edecek bir yüreklilikle… Aynı safları, tekrar paylaşmakla…

Yorum Formu

Bedrettin KELEŞTİMUR - E-posta: bedrettin@elaziz.net
Haberleşmek için :
  Günışığı Gazetesi - ELAZIĞ
Tel: 0.424. 218 24 24

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Şiirlerim Başa Dön

 
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş