Sen, ‘aman!..’
dedikçe…
O, seni
kamandırıyor!..
Sen, ‘sulh ve salah…’
dedikçe..
O, ‘ceza..’ diyerek
psikolojik harp ilan ediyor…
Bizim inancımızda, ‘aman
dileyene el kalkmaz…’ değil mi?.
Ama onlar, farklı dillerde
sürekli konuştular!..
Sürekli,
‘aldattılar…’
Güçlü olduğun zaman öylesine
siner ki, öylesine sus-pus olur ki, karşına sanki farklı
bir çehre çıkar!.. Gel görelim senin zayıf anını
yakaladığı zaman parçalayıcılıkta, ‘sırtlanları
geçtiğini…’ görürsün…
Kıbrıs!..
--Onun tarihini bilmeyenler,
Anadolu ile bütünleşen iklimini bilmeyenler, hele onun Hz.
Ömer döneminden bizlere hatıra kalan manevi kimliğini
bilmeyenler öylesine garip söz ederler ki; o sözleri
edenlerin boylarına, postlarına ve de kimliklerine
bakarak, bu sözleri bu mu söylüyor diyerek neredeyse küçük
dilimizi yutar duruma geliriz!..
Zaman!.. Sabredenler için en
iyi öğretmen…Geçen günlerimize şöyle bir bakıyoruz?..
Annan planı!.. Komplo
karargahında hazırlanmış zehir zemberek bir siyasi etiket…
K. Kıbrıs Türk’ünü, ‘yel değirmenlerine savuran…’
bir kararlı tuzağın metni!.. Ve, korku psikolojisi ile
gelen baskı dünyası; ABD ve AB kilidi!.
Türkiye ile Avrupa konseyi
arasında Loizidu krizi tırmanıyor…Kim bu Loizidu?..
Girneli bir Rum bayan…Beş-altı parça arazisini kaybetmiş/
mağdur edilmiş/zarar ve ziyana uğramış!.. ‘mış…’lı
yakıştırmalar… Avrupa insan hakları mahkemesine
Türkiye’yi şikayet ediyor. Bu mahkeme Türkiye’yi bir
milyon dolara mahkum ediyor… Avrupa konseyi aldığı bir
kararla 19 Kasım’a kadar Türkiye’ye zaman veriyor!.. Bu
tarihe kadar Türkiye mahkeme kararını uygulamazsa ne
olacak?.. İşte, sizlere o malum demoklesin başımızda
sallanan kılıcı; AB’ye bu şartlarda giremezsiniz!..
Peki, Türkiye bu kararı
uygularsa ne olacak?.. Loizidu surlarda bir gedik açmış
olacak… Aynı doğrultuda Rumlar mahkeme kapısında sıraya
girecekler!.. Tuzağı görüyor musunuz?.. Ben bunun adına,
eninde sonunda “İblis yüzünü gösterdi” diyorum… AB
yolunda, o kadar kurban kestik… Ne olacak canım,
Kıbrıs’ta bu yola kurban olsun mu diyelim?..
Evet!. Görülüyor ki,
‘abluka altındayız..’ Grek-Latin Medeniyetinin
günümüz vizyonu ile karşımızda nasıl sırıttığını görür
gibiyim?.. Asırların intikamını almak için bir intikam
yemini etmiş gibiler!.. Kusura bakmayınız ama,
Müslüman-Türk kimliği ile böyle bir yüz görmekteyim… O
yüzün iğrenç taktik oyunları birbiri ardı sıra geliyor…
“Kendi içerisinde bütünleşmeye giderken…” o seni,
‘içeriden sinsice…’ bölmeye çalışıyor.. Ve, sende o
oyuna çok rahat geliyorsun!.. Hani nerede Lozan?.. O’nun
hiçbir zaman kuru sıkı olmayan metinleri!.. Söyler
misiniz?.. Asrın başında, Batı Trakya’da nüfusun
ekseriyeti Türk iken, bugün öylesine ‘asimile…’
edilmişler ki, bütün hakları ve hukukları ellerinden
alınmış... Bir büyük öfke tufanı/ gün olmuş kasırgaya
dönmüş!.. Evler/ yuvalar mazlum insanların başlarına
yıkılmış!.. Tarihten kalan o koca vakıfları, kendi kimliği
ile birlikte, ‘yok sayılmış…’ Garibim, bir zenci
muamelesinden daha kötü muamele görmüş!.. Hani nerede
Batı!.. Hani nerede insan hakları?.. Ne kadar taraflı, ne
kadar siyasi bir mantık ile karşı karşıyayız değil mi?..
Denktaş’ın ne kadar haklı
olduğu bir daha ortaya çıkıyor değil mi?.. Asrın çile
mektebinde öğüterek yetiştirdiği bir inanç abidesi!..
O’nun için ne diyoruz şimdi?.. ‘uzlaşma kültüründen
uzak bir garip insan…’ Kiminle, nasıl, hangi çerçevede
uzlaşacaksınız?.. Yok, tekrar tarihi köleliğe dönmek
istiyorsanız ona bir şey diyemem…İşte, Irak!.. Sadece
ölümün kol gezdiği topraklar haline geliverdi, bir anda!..
Bir kıyaslama yapınız isterseniz; 1974 yılından sonra
‘kan dökülmeyen…’ bir Kıbrıs coğrafyası… Ki, oraya
Türk’ün ‘barış hareketi…’ gitmişti. Gerçekten,
adada yaşanan bir barış söz konusu olmuştu… Irak’a ise,
“ABD’nin özgürlük ve demokrasi hareketi…’ neler
getirdi?.. Sadece, kan ve gözyaşı!.. Bölünen ve parçalanan
bir ülke…Yarınlarına korku dolu nazarlarla bakan bir
ülkenin mutsuz ve iddiasız insanları…
Denktaş diyor ki, “—1974
öncesine,onun karanlıklarına bir daha yolculuk edemem… O,
karanlık dehlizlerde tuzaklar vardı…Kıbrıs’ı yok sayarak
Yunanistan’a ilhak etmek isteyen bir komplo vardı…”
AB’nin sırıtan yüzünde neleri okuyorsunuz; aynı mantık
oyunlarını…