Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Bedrettin KELEŞTİMUR << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

Bedrettin KELEŞTİMUR ....:...: KÖŞETAŞI :

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa
Şiirlerim

Bedrettin KELEŞTİMUR

CUMHURİYETİ ANLAMAYA ÇALIŞMAK!..
28 Ekim 2003
Salı


Cumhuriyeti konuşacağız!.. Milletin iradesini konuşacağız!. O iradenin gücünden bahsedeceğiz… İsterseniz elimize sözlüğü alalım.. Cumhuriyet nedir sorusuna doğru ve dürüst bir cevap arayalım, ne dersiniz?.. Kutsal çatı altında yaşadığımız şu vatan coğrafyasına bir nokta da, ‘şaşı bakmayı…’ bırakalım. Bir büyük zat’ın dediği gibi, “Hürriyet ekmekten önce gelir…” sözündeki incelikle milli mücadele günlerini düşünmeye çalışalım. Bu coğrafyaya, sadece ‘göbek bağıyla…’ değil, bu aziz topraklara ve ecdat yadigarlarına, ‘gönül bağıyla…’ bağlı olduğumuzu hatırlayalım.

Cumhuriyet, sözlükte; “Millet hakimiyetine dayanan bir devlet şekli…” Gazi ne diyor; “Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idaredir…” Daha kısacası, “Cumhuriyet fazilettir…”  Şairimiz dipdiri bir ruhla zamana sesleniyor;

“Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti

Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti…”

Gençliğe hediye edilen bu güzel gün için nasıl bir ahit isteniyor?.

“Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”

Cumhuriyet kavramını ‘istiklal…’ ile birlikte telaffuz ediyoruz…Burada önemli bir sigorta var!.. Vicdanımız ile sürekli muhasebe ve murakabe.. İnancımız ne diyor; “İki günü birbirine eşit olan zarardadır…”  Yürüyelim sokaklarda ve meydanlarda… Fakat bir şey var ki, asla unutulmamalıdır; “El alem aya giderken biz yaya kalmayalım…” Kendi içimizdeki süfli ve gereksiz tartışmaları artık bırakalım…Birbirimize aman ha; şüphe ile tereddütle bakmayalım!.. Gereksiz şekilde yargılama yolunu seçmeyelim… Dili bir, dini bir,tarihi bir, irfanı bir olan bir milletin evlatları neden kendisini sürekli ‘ikilemlere…’ düşürsün?.. Gaziyi dinleyelim. O’nun bizlere vasiyet olarak nitelendirebileceğimiz sözleri üzerinde duralım;

“Yetişecek çocuklarımıza ve  gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ve olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel Türkiye’nin istiklaline, kendi benliğine ve ananât-ı milliyesine düşman olan anasırla(unsurlarla) mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.”

“En iyi fertler kendilerinden çok mensup oldukları toplumu düşünen onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına  hayatlarını veren insanlardır.”

Ecdadımız bu coğrafyayı ‘hayatları pahasına…’ mücadele ederek bizlere teslim etmişlerdir. Bu topraklar için yapılacak en büyük anıt nedir, derseniz cevabım çok kısa ve öz olacaktır; “Fedakarlık…” Malazgirt ile Kocatepe arasında öyle bir yakınlık var ki; Her iki Gazi’de, ‘duyarlıdır…’ Alparslan der ki, “Biz Türkler, bidat bilmeyen saf ve temiz Müslümanlarız…” Atatürk tarihe ve zamana şöyle bir şerh düşer; “Biz ne Bolşevik, nede komünistiz. Ne biri,nede diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız. Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur.”

Tarihin kadim bir milletiyiz. Doğruluk, dürüstlük, efendilik, adalet, eşitlik ve hürriyet bu milletin şiarı olmuştur. İnsanlığa ve onun tarihine bu kadar ulvi sayılabilecek güzellikleri öğreten bir millet, şimdi ne oluyor da kendisiyle şüpheye düşebiliyor veya sebepli/sebepsiz şekilde düşürülüyor?. Lütfen ciddiyetin ötesinde kalan tavırları bir kenara bırakarak ülkenin asli meselelerini tartışalım. Hep birlikte gelin 80 yılın muhasebesini yapalım?.. Bu ülke, her bakımdan 1923’lerde neredeydi şimdi nerelerde?.. Merdivenleri nasıl çıktık?.. Ve nasıl çıkmaya devam ediyoruz?. 80 yıl öncesinin o fedakarane ruhu  devam ediyor mu?. Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar, Kocatepe gibi çok büyük ve şanlı mücadeleleri içerisine alan; ‘Anadolu Destanını’  ülkenin yeniden yapılanma­sında  yazmaya devam ediyor muyuz?.

İnanınız uykularımı kaçıran ‘ayrıntı…’ burada!. her şeyden önce aradığımız, ‘milli kimlik…’ üzerinde titremeliyiz. Anadolu’da destanlar yazan ecdadımın hatırası olacak bir eser bile ‘sahnelenmiş…’ değil!. Millet hayatının en güçlü dokusu olarak bildiğimiz, ‘aile…’ eski örfünden, adetlerinden, güzelim hasletlerinden ısrarla koparılıyor!. ‘budanıyoruz…’ Öyle ki hatıraların korunmaya alındığı ilk mübarek mekan olarak, ‘aile çatısını…’ biliriz. Bir milletin hafızası en sağlıklı şekilde orada saklanır…Burada bir şeyi vurgulamaya çalıştım; Ülkenin varlık sebebinin anlatıldığı mukaddes bildiğimiz mekanlar, gün gelmiş kan vermiştir, vatan yolunda şehit vermiştir…İşte, sizlere ‘halkın iradesi…’ onun toprakla bezenmiş tohumu!. İlk dersimi anamdan aldım; “Bana doğru ve dürüst olmayı öğretti…” Can babacığım, “Bu coğrafyaya kan bağı kadar yakın borcun var. Gerekirse hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak öde” dedi. İlk dersim, ilk hukukum böyle…Böyle bir hukuku toplumun bütün müesseseleri aynı duyarlılık içerisinde sürdürüyor mu?. Dağdaki çoban ile başlayan sorumluluk zincirinden tırmanarak aynı duyarlılık içerisinde çıkabilmelisiniz…Bütün bu düşünceleri ‘ahlaki…’ çerçevenin dışında düşünmem mümkün değil!. Hele, şu mübarek ramazan ayında ki, ‘edep panosundan…’ hadiselere bakmak ve yorumlamak isterim…

Yorum Formu

Bedrettin KELEŞTİMUR - E-posta: bedrettin@elaziz.net
Haberleşmek için :
  Günışığı Gazetesi - ELAZIĞ
Tel: 0.424. 218 24 24

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Şiirlerim Başa Dön

 
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner