19 Ekim tarihinde Elazığ’ın
şirin ilçesi Ağındayız. Gün boyu dolaşıyoruz. Dostlarla
sohbetteyiz. Ağınlı hiçbir meselesini problem yapmamış..
Hayata sürekli güzel bakmış/ güzel görmüş/güzel
yorumlamış…
Evet!. Elazığ’a 85 km
uzaklıkta bulunan Ağın’ın belki de, kaderini değiştirecek;
‘köprü…’ inşaatında bizlere anlatıldığı kadarıyla
‘göl suyunun çekilmesi…’ bekleniyor. Ağınlı
bizlere, köprünün yapılmasıyla birlikte; Karasu
Vadisinin her iki yakasında yer alan yerleşim birimlerinin
eski canlılığına kavuşacağını/ bu yörelerin tabii
güzelliğinin iç turizmi canlandıracağını belirtiyorlar…
Bizlerde aynı görüşleri paylaşmaktayız. Öyle ki, Ağın,
Kemaliye, Arapkir üçgeninde son yıllarda ekonomik canlılık
göze çarpıyor. Ağınlı genellikle bürokrasi hayatımızda
önemli rol oynuyor…Kemaliye ve Arapkirli hemşerilerimiz
ise özellikle, ‘iş dünyasını…’ tercih etmişler. Ama
bir şey var ki, gurbette ki Ağınlı, Kemaliyeli, Arapkirli
çok iyi organize olmuşlar…Ankara, İstanbul başta olmak
üzere Türkiye’nin birçok şehrinde ‘yardımlaşma
dernekleri…’ kurmuşlar. Ağın İlçemizde son yıllarda
bu yönde güzel hareketlilik göze çarpmaktadır. Elazığ’daki
Ağınlılar Derneği, şehrin merkezinde artık bir buluşma
adresi olmuştur. ‘Dayanışma ve Yardımlaşma Kültürü…’
bizlerin hala ayakta kalan en güzel örflerimiz
arasında yerini korumaktadır.
Evet!. Ağında, rahmetli
Ekrem İsbir’in o güzelim konağını geziyoruz. Ekrem İsbir;
Ağın’ın ilk belediye başkanıdır… 1954 tarihinde ilçe
olmasında ve Ağın’ın yeniden yapılanmasında büyük
hizmetleri olmuştur. Bir garip tecelli;
iki gün önce Elazığ’da,
Çekül Vakfının Fırat Havzası Projesini heyecanla Prof. Dr.
Metin Sözen’in ağzından dinliyoruz. O tarihi kentler
projesinin belki de ilk adımını Ekrem İsbir’in konağında
atıyoruz… Göz Doktoru Nevzat İsbir ve Ziraat Mühendisi
Nihat İsbir bu tarihi mekanı artık aslına uygun şekilde
onarmak için ilk adımı atmışlar bile…Büyük bir zevkle bu
konağı geziyoruz.. Nihat İsbir bizlere, bu tarihi eserin
1895 tarihinde yapıldığını söylüyorlar…Ağaç
işlemeciliğinin göz alıcı zarafetiyle kendinizi bu güzel
esere teslim ediyorsunuz…Sofadan içeri adım attığınızda
içiniz ferahlıyor… En mahir sanatkarın elinden çıktığı
belli olan ağaç kemerler bir farklı duygu sizlerde
uyandırıyor…İnce ve zarif sanat dekorlarıyla gözünüzü alan
ters tavanlı büyük odalar!.. Bu konakta, ilk defa
‘beton duvarların ahenksiz ve gösterişsiz…’ nem kokan
köhne yapısından uzaklaşıyorsunuz… Sanki bir anda
kendinizi ‘tabiatın kucağında…’ hissediyorsunuz…İç
ve dış dünyanız arasında muazzam bir ahenk nasıl
kurulmasın bu güzelim çatılar arasında?.. Sanat ve
Edebiyat meclislerinin en coşkulu hatıralarıyla nasıl
dolup boşalmasın bu mekanlar?..
Ağın!. Ekim ayının artık o
nazlı/ niyazlı günlerinde…Evlerde/ocaklarda artık ‘kış
hazırlıkları…’ başlamış bile!.. Bağ bozumu
yapılmış…Cevizler üzüme batırılmış…Bostanlar, ‘güz
mevsiminin…’ son demlerini yaşamakta!. Bağ bozumunun
hemen akabinde ilk soğukların düşmesiyle; narlar,
ayvalar kilerleri dolduracak… Şenlikleriyle artık dile
gelen Ağın leblebisi ve badem gelen misafire yapılan ilk
ikramlar arasında yer alıyor!.
Ağınlı nasıl bilinir;
‘gurbetle…’ Mayıs ayından itibaren dolup taşan ak
toprakların güzel beldesi Ağın; garip hülyalara dalar!.
Yalnızlığın içli sessizliğine bir anda bürünür…Bağrından
sanat, edebiyat, ilim ve mütefekkir çıkaran bu şirin
ilçenin elbet çözüm bekleyen problemleri var… Ağınlı, her
ne hikmetse kendi meselesini ‘inatla dillendirmiyor…’
Yüzü zaten hiçbir zaman asık olmamış…Hele devlete olan
‘sadakati…’ bütün diyarlara emsal olacak seviyede…
Evet!. Ağın’a özellikle
dışarıdan gelen öğretmen olsun, bir başka çalışan olsun
‘barınma…’ sıkıntısıyla karşı karşıya kalıyor. Bizlere
anlatılan; Belediye’ye ait dört katlı bir mekanın
‘öğretmen evi…’ olarak tahsisi problemin yumağını
çözecek gibi…Ağın’ı gerçekten seven bir Valimiz varken,
Eğitimin altyapısından gelen bu şehrin bağrından çıkan bir
Milli Eğitim Müdürümüz varken bu problemde bütünüyle
çözümlenir diyorum. Lokantasıyla, berberiyle,
kütüphanesiyle, misafirhanesiyle ve diğer tesisleriyle bir
öğretmen evi ilçe için büyük bir ferahlama getirecektir…
Ağınlıdan
öğreniyoruz…İlçenin kanalizasyonu hiçbir arıtma olmadan
Keban Baraj gölüne akıyormuş!.. Ağınlı kendi çevresi
üzerinde titriyor.Çevreyi ‘canlı organizma…’ olarak
tarif ediyor…Ve, ilgililerden acil yardım bekliyor.
Ağın, belki bir küçük ilçe
ama, Bağdat Fatihi Genç Osman’ı bağrından çıkarmış…
Aynı ruhu taşıyan bir güzel insan, destan şairimiz Niyazi
Yıldırım hala hatıralarıyla Ağın için yazdığı o nefis
şiirleriyle ruhlarımızı okşuyor!. Ağın’dan yetişen
şahsiyetlerin isimlerini takdir ve şükranla anmak
istiyorum. Ağınlı olmak bir ayrı zevk.. Bu zevki doyasıya
bir kısa günde olsa Ağınlıyla yaşadık…