...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

MESLEKİ EĞİTİM!
15 Eylül 2003 Pazartesi


Bu şehirde/ bu ülkede, ‘el sanatlarından…’ bahsederiz… Daha dün kendi kendisine yeten ‘aile ekonomisinden…’ söz ederiz.. Gün geldi, el sanatları giderek; ‘küçük imalathaneleri...’ karşımıza çıkardı. Özellikle, mesleki eğitim her bakımdan bu küçük atölyelere/ imalathanelere kan verdi/ can verdi/ hayat verdi!.. 1980 sonrasında, ‘küçük sanayi sitelerimiz…’ bu şekilde doğdu!..

Gün oldu, yanlış siyasi tercihler her şeyi bir anda alt-üst etti!.. Üzerinde ısrarla durulması gereken konu burada saklı!.. Burada bu şehrin ve dolayısıyla Türkiye’nin gerçeklerini dile getirmeliyiz. Milli Eğitim; ‘hayatı kuşatıcı/ onu şekillendirici…’ onunla asıl kendi yapılanma sürecine katkıda bulunmadığı ve de,  istikrarlı adımları getirmediği müddetçe başarıyı yakalayamayız.

‘Yetişmiş İnsan Gücü…’ kavramını şöyle biraz olsun açabilir misiniz?.. Bu sorunun en kısa cevabı; ‘vasıflı eleman…’ dır!. Bugün Elazığ’da, meslek okullarında okuyan öğrencilerimizin oranı %12’lerdedir… Gelişmiş ülke standartlarına şöyle bir göz attığımızda, nasıl büyük bir yanlışın içerisinde olduğumuz derhal göze çarpar…Lütfen, ‘şucuyu/ bucuyu bırakın…’ bize asıl, ‘suya gidecek adam lazım…’ Yıllarca, varsa yoksa; ‘Klasik Eğitim…’ dedik! Ne oldu?.. Ülke tıkanma noktasına geldi…

İşsizlik, Ülkenin gündeminde yıllarca ilk sırayı korudu!.. Türkiye’deki, dünyadaki sürekli meydana gelen değişime rağmen ‘eğitimde korumacı…’ olduk…Ülkenin şartlarına göre adımlarımızı atmadık!.. Yeri geldiğinde, “Fabrika kuran, fabrikadan söz ederiz…” Ama, mesele belli bir zihniyet değişikliğine geldiğinde; ‘tutkal gibi sistemin dökülen çarkına sarılırız…’

Bu kadar sözü ne için ediyoruz?..

--Bu şehirde, Anadolu Ticaret Lisesi  yıllarca eğitim veriyor… Bu yıl bu okulumuza kayıt yaptıran öğrencilerimizin sayısı kaç biliyor musunuz?. Sadece, sekiz!.. Sadece bu okul sizlere, işletmenin/ İktisadın/ Muhasebenin yolunu açıyor…Bu okulda, bir yanda kendinizi hayata hazırlama fırsatını yakalarken, beri tarafta ise yüksek tahsil ve de akademik kariyer yapma imkanınız doğabiliyor!..

--Bu şehirde, Anadolu İletişim Lisesi bu yıl eğitime açıldı… Elazığ için Doğunun, Bab-ı Ali’si deriz demesine de, bu okulumuz bu yıl 60 öğrenci için bütün hazırlıklarını yaparken, müracaat eden öğrenci sayısı sadece, 25!.. Ne deriz?.. Asrımız; Basın, yayın  ve Enformasyon ile kendisini donatmaya başlamıştır. Önümüzdeki yıllarda, her işletme kendisine; ‘İletişim konusunda danışmanlık hizmeti verecek…’ eleman alma yoluna gidecektir.

Örneklendirmeyi daha da açabiliriz…Mesele nedir?.. Görüldüğü üzere  okullarımızın istikbali vardır!.. Gayet iyi biliyorum. İlk açıldığı yıllarda, Anadolu Öğretmen Lisesi de, kendi kontenjanını dolduramamıştı…Sonra ne oldu?.. Anne ve babalar, ‘Çocuğumu öğretmen yapmak istiyorum’ Ama, elime geçmiyor!.. Evet, o sancı giderek diğer meslek dallarına da sıçrayacaktır!.. Kapısını çaldığınız kurum sizlere, ‘maharetini…’ soracaktır… Birçok yerlerden referanslar isteyecektir.

Burada anne ve babaların kendi çocuklarının kabiliyetlerine göre çocuklarını artık, ‘mesleki eğitime yönlendirmesidir…’ Hiç değilse, Yüksek Okulların kapıları çocuklarınıza biraz daha aralanmış olur!. Hiç değilse, çocuğunuz daha rahat ve daha sağlıklı bir şekilde istihdam imkanını çevresiyle birlikte hazırlayabilir!..

Üniversite kapılarında ki yığılma her geçen yıl daha da artıyor!.. Üniversite imtihanlarına giren her on çocuktan sadece birisi istediği/ tercih ettiği bölüme gidebiliyor!. Halbuki, Avrupa’da olduğu gibi İlköğretimden itibaren mesleki eğitime ağırlık verilse; bu düşünce ve uygulama anne ve babalara çok sağlıklı bir şekilde anlatılsa şüphesiz, Türkiye’nin çehresi bile önümüzdeki on yıl içerisinde değişmeye başlar…  

Elazığ’da, müteşebbis ruhtan niye doyasıya bahsedemiyoruz!.. Bu şehrin insanı gerçekte, ‘hantal mı?..’ Asla!. Böyle bir şeyi ne söyleyebilir ve nede kabullenebiliriz…Ancak, eğitim çarkının dönüşünü bir hidroelektrik santrali misali ‘enerjiye…’ ışığa dönüştürebilirseniz ki, bu memleket insanı,  aydınlık yarınlarına doğru süratle adım atar…Burada akıllara gelecek ilk soru, ‘sorumluluk…’ Bu güzel yolda/ bu güzel davada hepimiz sorumluyuz… Bütün mesele nedir?.. O sorumlulukların gayet ciddi ve vakarlı bir şekilde birlikte paylaşılarak/ tartışılarak çözüme kavuşturulmasıdır.


Yazarın Arşivine Dön