...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

RECEP YAZICIOĞLU İÇİN!
08 Eylül 2003 Pazartesi


Eylül ayındayız!.. Hüznün bütün acı tebessümü bu ayda!.  Baharda açmaya başlayan gül, bu aydan itibaren soymaya; Rüzgar, bu aydan itibaren yaprakların üzerine soğuk terlerini dökmeye başlar...  Recaizade  Mahmut Ekrem bir şiirinde;

“Gül hazin sümbül perişan bağzanın  şevki yok
Derdrâk  olmuş  hezâr-ı  nağmekârın  şevki yok
Başka bir halette çağlar cûv-bârın şevki yok
Ah eder inler nesim-i  bi  karârın şevki yok
Geldi amma neyleyim sensiz bahârın şevki yok.”

Evet!. Bir güzel insanı elem verici bir trafik kazasında kaybetmek ne kadar acı... ‘Karayol dedik...’  adına bir defa!.  Karalar bağlamış, ağıtlar yakar analar bu yollarda!.. Nice canlar uçmağa vardı... Yüzüne bakmaya kıyamadığımız nice ‘bilge kişiler...’ ayrılık ağusunu  içti bu yollarda!..

Mehmet Taştekin; “Hüzün hikmetin anahtarı. Hüzün  yeryüzü  kadar genişleyen içimizde bir yaprak dökümü ve gökyüzü kadar yücelen gözlerimizden süzülen yağmur. Güz ve hüzün, yol ve yolcu “İkisi bir” Yeter ki, hüzün yağmurun geldiği yere doğru ruhumuza, gittiği  yere doğru masivaya yol versin...”

Sizler söylerim ademi/ dünyayı nasıl tarif edersiniz?.. “Üç beş damla kan, binlerce kaygı ve endişe...”  Yürek dolusu sabırla hadiselere bakan kaç göz var acaba!.. Yunus ne der biliyor musunuz; “Doğalı bağrımı doğradı gurbet...” O garabetle bakarız fani hayatın bütün niçinlerine!..  İşte, Recep Yazıcıoğlu... Garip dünyada dost halkası o kadar büyüdü ki, doğru bir çizgi üzerinde yürümeyi kendisine şiar edinen bir can oldu!.. Makam sahibi oldu, ama ‘gam kervanından ayrılmadı...’  Sükse ve lükse itibar etmedi!.. Halktan biri olarak kaldı!.. Bir ad kondu kendisine; “Aykırı Vali...”

Niçinlerden  bahsettik!. Ömer Lütfi  Mete, “Hüzün, hazin değil... İkisi de aynı kökten ama değil. Hüzün, acının tevekkülleşmesi...” Anadolu dediğin aşk ocağı budur işte!. Osmanlıyı doğuran ve altı asır yaşatan yürekte budur. Recep Yazıcıoğlu, o yüreğin bir parçası... Sabır denen ilacı; yudumladın mı?.. Tevekkül  küreğine bir ömür boyu elini verdin mi?.. Hayat budur işte!..

            Hangi aydayız?.
           
--Recep ayındayız değil mi?..
           
Bu ayı tasavvuf erenleri nasıl yorumlar?

            --Recep, cefayı terk içindir.
            --Recep, tövbe  ve nedamet ayıdır
            --Recep, hürmet ayıdır
            --Recep, ibadet ayıdır
            --Recep, afeti terk içindir

            Böyle bir edeple girilir üç ayların nur iklimine!..  Bu ayın içerisinde ne vardır?..

--İnsanlığın ufkunu ve gönlünü ferahlatan bir büyük hadise; Miraç!.. Allah’ın Resulüne bütün perdelerin kalktığı/ bütün sırların aşikar olduğu/ zaman ve mekan kaydının ortadan kalktığı/ gözün ve gönlün mutlak güzelliklerle halvet olduğu an!...  

Destan Şairimizi dinleyelim;

“Geleceği Ulu Tanrı
Olacağı sezen bilir

Yaratıkta Hak sırrını
Gönül gözü gören bilir

Aşkı, meşki gönlümüzde
Som tahtını kuran bilir...”

Nereden nerelere geldik... Her çiçekten bir ayrı haz almaya çalıştık... Duygularımızla/ içimizde esen fırtınalarla kalemi dillendirmeye çalıştık. Bizler, Recep Yazıcıoğlu’nu bir ‘adam gibi adam’ edebi içerisinde gördük ve onu sevdik... Daha çok kendilerini eserleriyle tanıdık. Halka olan yakınlığı ve muhabbeti ile bildik.  ‘aykırı Vali’ demelerindeki sebep belki de, sürekli proje üretmesi!. Hantal olan bürokrasi mantığını çok defa dinlememesi!.  Sesini yükseltebilmesi, Anadolu’yu ‘Merkez Valisi...’ olduğu yıllarda adım adım gezmesi ve doğruları kendi insanıyla sürekli paylaşmasıydı...

Recep sözlükte; “Heybetli, azametli, gösterişli” demek!.. Yukarıda bahsettik; O eserleriyle böylesine bir kıvamda yoğruldu... Ruhu şad, makamı cennet olsun diyoruz..


Yazarın Arşivine Dön