...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

KERKÜK TÜRKÜ’NÜN YALNIZLIĞI!
20 Ağustos 2003 Çarşamba


Kuzey Irak bizlere ne kadar aktarıldı?.. Veya bu coğrafya  üzerinde  kendi aydınımız ne kadar bilgilendiriliyor?.. Burada hemen karşımıza ‘lider…’ kavramı çıkıyor. Kıbrıs Türk’ünü son 25 yıldır büyük bir dirençle ayakta tutan kimdir; Bir büyük dava adamı, Rauf Denktaş!.. Bu karizmatik  şahsiyetin şemsiyesi altında Kıbrıslı kendisini rahat hissetmiştir. Öyle ki Denktaş, Kıbrıs Türk’ünü; kendi gönül coğrafyasıyla birleştirmiştir…Aynı şekilde Kırım Türkü’nün efsanevi lideri Mustafa Cemiloğlu’nu, Batı Trakya Türklerinin lideri rahmetli Doktor Sadık Ahmet’i, Azerbaycan’da rahmetli Ebulfeyz  Elçibey’i, Çeçenlerin ‘yalnız kurdu’ olarak tarihe geçen Cevher Dudayev’i  sayabiliriz!.

            Kerkük Türklerinin yayın organı olarak bilinen Kardaşlık Dergisinin 18. sayısında Yıldırım Hasanızade, ‘Lider Kimdir’ başlıklı yazısında şu görüşlere yer verir; “Lider sorumluluğu taşıdığı gibi, dava dostlarının da sorumluluğunu taşır. Davaya sevgiyle yaklaşır ve gerçek davaya inananların gönlünde taht kurar. Özellikle Türkmen toplumunda Lider seçilmez veya atanmaz. Onu halk bir yere getirir. İster istemez kader kararlarında onun fikrine başvurulur. O’na insanlar: lider sensin, biz sana güveniyoruz, der. Rahmetli liderimiz Ata Hayrullah   bir liderdi. O ne seçilmiş ve nede birileri tarafından o mevkiye getirilmişti. Ancak toplum onu hemen benimsedi, onun içindeki dava bağlılığı ve sevgi dalgası ufukları sardı. Onun ardından Rahmetli Nejdet  Koçak bayrağı devraldı. Onun karakteri, içindeki temizlik ve dava sevgisi onu bu payeye getirdi…” Hasanızade’nin  yazısı   bu şekilde devam ediyor. Ve şu noktaya geliyoruz; Türkmenler şu kritik dönemde, ‘lidersiz…’ Maalesef çobanını kaybetmiş!.. İşte, mücadele direnci burada kırılıyor!. Atilla Bayraktar’ın hoyratı o kadar manidar ki, “O yan kara/ Bu yan ak o yan kara/ Kerkük’e yan bakanın/ Mezarın oy Ankara”  

            Kerküklüm, senin başında da bir Denktaş olaydı?!.. Taşlar, her biri yerli yerinde olaydı!. Bugün Irak’ta ne vardır?. 3 milyon Kerkük Türk’ü,  ‘başsız…’ ve de, ‘bahtsız…’ Irak’ın yönetimine o kadar münevverine rağmen söz sahibi edilmedi!. Kendi vatanında garip, kendi coğrafyasında parya durumuna düşürüldü!. Bakalım, tarih ve zaman neleri gösterecek?.. Gördüğümüz kadarıyla ABD, Irak’ta içinden çıkılmaz bir bataklığa düşmüş durumda… Gün ola, bu gözler; zulmün kendi sarayını birlikte yaktığını da görecektir..

                        DERGİLERİMİZ VE KÜLLİYE!..

            Hocamız, Üstadımız Yavuz Bülent Bakiler’in 12 Ağustos 2003 Tarihli Tercüman Gazetesinde, “Güvendiğim dağlara…” isimli makalesi gerçekten sadece gözleri değil, gönlümüzü de doyurdu…Bakiler bu yazısında; “Batı neden ileride de biz gerideyiz?. Batı Edebiyatı, bizim edebiyatımızdan neden daha zengin?” sorularına mantık ölçüleri içerisinde cevaplar getiriyor.

            Bu makalenin belki de en göze çarpan yanı, kültür, edebiyat ve sanatımızın muhkem çadırları olan dergilerimizin yeterli desteği alamayışı!.. Bu konuda Yavuz Bülent Bakiler, Elazığ’da büyük fedakarlıklarla çıkarılan Külliye Dergisine de sütununda yer verirken şu can alıcı ifadelere yer verir; “…Elazığ’da çıkan BİZİM KÜLLİYE dergisi sıfır abone. Hangi birisini yazalım acaba?.Bunlar ki bana göre devletimizin, milletimizin uç beyleridirler. Bir devlet kendi uç beylerini nasıl yok eder?. BİZİM KÜLLİYE, İstanbul Dergilerinden farksız bir güzellikte çıkıyordu. Devletimiz ve milletimiz açısından da çok mühim bir dergiydi. Artık çıkmayacak, çıkamayacak. Derginin Genel Yayın Yönetmeni şair dostum Nazım Payam’ın  hüzünlü sesi kulaklarımda; Külliye’nin fiyatı iki buçuk  milyon lira. Çuvallara koyup postahaneye  sırtımızda götürüyorduk. PTT, bir sayısı için bir buçuk milyon lira alıyordu. Kalan bir milyon lira da dizgi, baskı, kağıt, kira vs. giderlerini karşılamıyordu.  Kültür Bakanlığı da bize sahip çıkmayınca, yaramıza tuz bastık ve darmadağın olduk. Vatan sağ olsun…”

            Bu satırları okuyunca gerçekten hüzünlendim!. Düşünebiliyor musunuz Doğu Anadolu’da bir önemli vakıf desteğiyle çıkan belki de, ‘tek dergi Bizim Külliye…’ yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı yayın hayatını noktalamak durumunda kalıyordu!. Kusura bakmayınız ama, her zaman için ben ‘yaraya tuz basacak…’ değilim!. Gerekirse, konuyu bütün detaylarıyla ‘sorgulamak..’ ve de bu acı yarayı ‘deşmek istiyorum…’ Milletlerin kültürleriyle var olduğunu elbet biliyoruz; Dilin, Edebiyatın ve güzel sanatların ‘kültürün taşıyıcısı…’ olduğunu da biliyoruz. Bütün bu temel noktalardan hareketle, milli kültürümüzün varlık sebebi üzerinde tartışma zeminini genişleteceğiz.


Yazarın Arşivine Dön