...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

BİR BÜYÜK HİZMET!
16 Haziran 2003 Pazartesi


Dünü ve bugünüyle Elazığ şehrini en sağlıklı şekilde kritik edebilmeniz için öncelikle şehrin basın tarihini bir bütün olarak değerlendirme imkanınızın olması gereklidir.

            Elazığ’da ve Doğu Anadolu’da ilk çıkan gazete, Mamurat’ül  Aziz Gazetesini;  bir aydınlar ocağı hareketi olarak yorumlamanız mümkündür. Satvet-i Milliye, Mamurat’ül Aziz Gazetesinden sonra Elazığ’da yayın hayatına giren ikinci önemli gazetedir. 24  Şubat 1922 Tarihinden itibaren 41 sayı yayınlanan bu gazetenin çok önemli bir misyonu vardır. Milli Mücadele hareketini kendi gönül ikliminde yaşayan bir şehrin ‘hararetli sesi…’  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini İç Batı Anadolu’ya bağlayan bu  şehrin ve dolayısıyla bölgenin  tabiri caizse; ‘emniyet kemeridir…’ Satvet-i Milliye Gazetesi; Siyasi, edebi, ilmi ve mizahi olarak haftada bir yayınlanarak bir döneme ışık tutan/ tarihçilere ve araştırmacılara kaynaklık edecek olan bu şehrin önemli yazılı belgesidir.

            Satvet-i Milliye Gazetesi, Transkripsiyon ve asıl metinleriyle F.Ü. Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Erdal Açıkses, Okutman Zafer Çakmak’ın gayretleriyle yayına hazırlanmış… Elazığ Valisi Osman Aydın ve Vali Yardımcısı Ömer Toraman’ın sıcak yaklaşımlarıyla ELESKAV Yayınları arasında bugünkü alfabeyle bir önemli hizmet gerçekleşmiştir.

            Gazete hakkında Yrd. Doç. Dr. Erdal Açıkses; “Milli Mücadele’de pek fazla ismi geçmeyen ve Damat Ferit Hükümeti tarafından Anadolu’ya, Atatürk ve arkadaşlarını yakalayarak Milli Mücadeleyi engellemek için Mamurat’ül Aziz Valisi unvanıyla gönderilen Ali Galip’in yaptığı kötü hareketlerle anılması sebebiyle, kendini iyi hissetmeyen bir şehrin halkının ruh halinin, sosyal tarih açısından önemli olduğu kanaatindeyiz. Satvet-i Milliye Gazetesi, Milli Mücadelenin son döneminde Elazığ’da yayınlanan önemli bir gazetedir. 24 Şubat 1922’de yayın hayatına başlayan Satvet-i Milliye; hem Milli Mücadele’nin önemli bir savunucusu, hem de şehir sorunlarıyla sürekli ilgilenen ve halkı aydınlatmaya çalışan bir gazetedir. Gazete, ülkede meydana gelen olayla ilgili haberleri halka ulaştırmakla kalmamış, aynı zamanda  ülkenin eğitim, sağlık ve buna benzer konularla ilgili köşe yazılarıyla da halkı aydınlatmaya çalışmıştır.” 

            Gazetenin imtiyaz sahipliğini Mustafa Hulusi Bey yaparken, Yazı İşleri Müdürlüğünü Etem  Ruhi Bey yürütür. Anadolu basınında bir ilke de imza atılmıştır; Jiletle şimşir üzerine M. Hakkı Bey’in karikatürleri döneminde büyük bir ilgi ile karşılanmıştır. Bizler, Anadolu Basınına ‘Gazi Basını…’ dedik. Aynı ruhu ve de aynı heyecanı günümüzde ‘Anadolu Basını…’ hiçbir himaye görmeden/ önemli mali destek almadan kıt kanaat imkanlarıyla sürdürmektedir.

            Elazığ’ın Milli Mücadele’de oynadığı rolün ne kadar can siperane olduğunu  eldeki mevcut kaynaklar dikkatle incelendiğinde görmemiz mümkündür. Anadolu  Müdafaa-i Hukuki Milliye Cemiyetinin Doğu Anadolu’da ilk şubeleri Erzurum ve Elazığ’da açılır. Bu çalışmaların heyecanını bizler ilk ağızlardan dinleme fırsatını bulduk. Hiç şüphesiz; 13. asırda Anadolu’yu aydınlatan mümtaz şahsiyetlerin/ Horasan Erenlerinin manevi atmosferini 20. asrın o en buhranlı dönemlerinde büyük bir irade, büyük bir azim, büyük bir moral ve büyük bir iman ve aksiyon hareketiyle yaşadığımızı söylemek isterim. Öyle ki, bu hareket; esir ve mazlum milletlere manevi bir kamçı ve hürriyet tılsımı olmuştur!.

            Burada elini kalem tutan vatan evlatlarının ‘gazete ve neşriyat’ vasıtasıyla kendi insanına en zor şartlar altında bile, ‘okul...’ görevini yaptığını görmemiz mümkündür. Özellikle üzerinde yaşadığımız şu coğrafyada; beynelmilel emperyalizmin sürekli metot değiştiren ve bazen renk vermemeye çalışan saldırılarına şahit oluyoruz. 150 yıldır kullanılan yapay kavramlara lütfen dikkatlerinizi çekmek isterim; ‘İnsan Hakları...’ ‘Barış...’ ‘Eşitlik...’ Batı dünyası sürekli kendisini ve kendi hukukunu koruma endişesini yaşarken; bu hakkı kendi dışındaki dünyaya vermemektedir!.

            Tarihçiler gayet iyi bilirler; Selçuklu ve özellikle Osmanlı’da gittiği topraklarda ‘imar ve ihya etme düşüncesi...’ ön plandadır. Bu milletin insanları idare etmede oynadığı hakiki rolde; adalet, eşitlik ve ortak faydalanma prensiplerini görmeniz mümkündür. Gel görelim ki, Osmanlı’nın çekildiği coğrafyada son 150 yıldır hala; huzur temin edilememiştir!. Sebebi?. Sömürgeci ve istilacı bir anlayış bölgenin cazibesine yönelmiştir!. Üç kıtanın birbirine en fazla yaklaştığı şu coğrafya üzerinde çok büyük oyanlar oynanmaktadır. Batı sürekli ikinci ele, değişik bahanelerle bir taşeron vazifesi vererek tarih boyunca kullanmıştır... 20. asrın başlarında, ‘Vilayet-ı Sitte’ diğer bir ifadeyle ‘altı vilayet’ olarak, içlerinde Harput’un da yer aldığı aziz ve mukaddes bildiğimiz şu coğrafya üzerinde hala maksatlarına erişmek için sinsi oyunlarına devam etmektedir. Satvet-i Milliye Gazetesi; 80 yıl öncesinden bizlere şok dalgalarını göndermektedir. Aynı misyona, aynı inancı günümüzde de paylaşma durumunda olmamız gerektiğini altını çizerek belirtmek isterim.


Yazarın Arşivine Dön