...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

BİR KUTLU YOL!
05 Mayıs 2003
Pazartesi


Son 15 yıl Elazığ’ın kültür, sanat ve edebiyat tarihine damgasını vuran devasa organizasyonları sığdırmıştır. Bunlardan sadece bir kaçını burada zikretmek istiyorum;

            --1993 Tarihi  Elazığ 1.Kitap Fuarı…
            --1992Tarihi Hazar Şiir Akşamları tarihinden bugünlere…
            --1997 Elazığ 1. Çaydaçıra  Bilim, Kültür, Sanat  Ödülleri…
            --Türkçe Konuşacaksak, Türk’çe Konuşalım Kampanyası…
            --Elazığ 1. Ekonomi Kurultayı…

            Bunlar bizim sayabildiklerimiz... Hafızalarda derin izler bırakan Türkiye’mize model ve örnek olacak çalışmalar..

            Bu gece, yeni bir misyonla huzurunuza gelmiş bulunmaktayız. Bir Anadolu şehrinde; Üç kıtanın birbirine en fazla yaklaştığı, Üç tevhit dininin doğduğu, üzerinde ilk medeniyetlerin filizlendiği şu güzelim topraklar üzerinde; bu milletin coğrafyayı nasıl vatanlaştırdığını; günümüzün şu kritik safhasında daha fazla düşünme, daha fazla tartışma gereğini duyduk. Bu duygular bizlerde depreşmeye başladı... Bu topraklarda en büyük korkumuz; kültürel kirlenmedir!.

En büyük korkumuz; nesiller arasında meydana gelen korkunç derecelere varan uçurumdur!

Daha dün Bingöl’de büyük bir acı yaşadık. Bu acı, bizim acımız; bu yara   bizim yaramız; o yarayı tarih boyunca nasıl dağladıysak, bugün aynı şekilde dağlayacağız. Acılar, paylaşıldıkça azalır!. Coğrafyayı  sürekli imar edeceğiz!. Her karış toprağını ihya edeceğiz.

            Ne yapılmalı sorusu beynimizde birçok kıvılcımların çakmasına vesile olurken, GÜNIŞIĞI GAZETESİ;”Bu millet kendi tarihiyle buluşmalı!. Kendi kimliği ile daha yakından tanış olmalı… Kendi dilinin zevk ve estetiğiyle devasa eserler kazandırmanın heyecanına bürünmeli!.” felsefesini kendisine ilke edinmiştir.  

Bu düşünceler çerçevesinde ki, 7 Mart Tarihli Günışığı Gazetesinde; “12.Asrın başlarında yaşamış büyük kahraman; Harput Fatihi Balak Gazi’nin Hayatı Sinemaya ve tiyatroya; bir Kuruluş, bir Küçük Ağa formatında aktarılsın dedik!.” Bu çağrımız, geniş yankı buldu…Şunu rahatlıkla ifade edebilirim; Bir mahalli gazetenin en önemli görevi; Devlet ile Millet arasında köprü görevini yapmaktır. Bir mahalli gazetenin görevi, “Tarih yapan ecdadını hatıralarıyla; hafızaları sürekli zenginleştirmek ve de asrın imkanlarını bütün marifetiyle kullanarak daha zor olanı, tarihi yazmaktır” Bu duygular içerisinde Prof. Dr. Sadık Tural’a, gazetemizin manşetinden açık mektup yazdık.. Bu mektubumuzda kendilerinin katıldıkları çok önemli bir konferanstan ve o konferanstaki ifadelerden söz ettik;

 “Hepiniz sorumlusunuz!. Bu ülkenin bütün yetkililerinden, devlet yetkililerinden ısrarla isteyeceksiniz; Kendi efsanelerinizi, kendi motiflerinizi, kendi renklerinizi…Destanlarınızın, efsanelerinizin, çizgi film yapılması konusunda üzerine gideceksiniz… Kahramanlarınıza ait senaryoların yapılmasına ısrarla sahip çıkacaksınız!.”

Bu güzel çağrının sahibi, bu kutlu davaya öylesine sarıldı ki; şu güzel atmosferin hazırlanmasında bir Bilge Kişi tavrıyla, Alp eren rolünü oynamıştır. Konularının uzmanlarını buraya taşıdılar…Aynı heyecanı bizler; Recep Bilginer’de gördük… İstanbul’dan çıkıp geldiler; Balak Gazi’nin senaryosunu yazmak için!. Bu şehre, bu coğrafyanın insanına kendisini bütün gönlüyle veren Mehmet Soysal, kendi programını alt üst ederek bu tarihi günde; bu sorumluluğu Türkiye’ye, Türkiye’nin gündemine  taşımanın heyecanı vermek için geldiler. Her biri konularının uzmanı hocalarımız Prof. Dr. Reşat Genç, Prof. Dr. Salim Çöhçe, Prof. Dr. Ramazan Korkmaz… Ve bu nezih toplantıya bütün dikkatlerini verip  katılarak, buranın iklimini derinden etkileyen bu şehrin manevi şahsiyetleri,  memleket sevdasında bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan meslektaşlarımız…

Niye Balak Gazi?  sorusunu soracaklardır.                                         

            Öyle ki, Bu büyük emir; Harput’u, “Kartal Yuvası” yapmıştır!. Anadolu’nun Türkleşmesinde ve gelen göçlerle yeni iskanlara açılmasında çok büyük gayretler göstermiştir. Onun hiç şüphesiz en büyük gayreti, Türklerin Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’yu vatan yapmasını hazmedemeyerek Haçlı seferlerini başlatan batıya gösterdiği çok önemli direncidir. Urfa kontu Josselini’yi,  Kudüş Kralı Bauoun’i mağlup ve  esir ederek Harput’a hapsetmesi tarihin seyrini değiştiren büyük başarılar arasında sayılır. Fırat Havzası, dün olduğu gibi bugünde stratejik özelliklerini korumaktadır. Bu bölgemizde yaşayan 7’sinden 70’ine kadar bütün insanımızın; milli bir şuur ve heyecana ihtiyacı vardır.

            “Dedi ki bir gizli ulak;/ Bir er gelir, adı BELEK../ Onun parmağında felek,/ Döne döne çark olacak!

            Alpler, Erenler, Başbuğlar/ Ardınca yürüsün tuğlar../ Yedi iklim, yüce dağlar,/ Karış karış Türk olacak!”

Bu şehir hala tarihi misyonunu oynamaktadır. Öyle ki, Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hassas bir konumda bulunan Elazığ belki de sadece bir ilke imza atmayacak, tarihi bir sorumluluğu da sizlerle birlikte  omuzlamış olacaktır. Bu önemli sebepler;

 “Birinci önemli nokta; Coğrafyayı, tabiatı vatanlaştırmayan, fiziki bir hakimiyet ebedi değildir. Ülkeyi imar etmekle, vatan ebedileşir.

  İkinci önemli nokta; Toplumu milletleştirmeyen, insanı milletin ferdi yapmayan, beşeri unsur üzerindeki hakimiyet ebedi değildir, gelip geçicidir. Milletleşme ise milli kültürle olur.”

            Elinizde tuttuğunuz ve okuduğunuz kitap, istifade ettiğiniz program kitapçıkları, afişler ve Balak Gazi ile ilgili bütün çalışmalar; iki hizmet erinin üç metre karelik bir mekan içerisinde sabahlara kadar çalışarak akıttıkları alın terlerinin bedelleri olarak karşınızdadır. Bu hizmetler; İbadet vecdi ve tükenmeyen milli heyecanlar üzerinde inşa edildi. Bu heyecanlara mahalli basınımızın şuurlu bütün gazeteleri soluk verdiler, omuz verdiler, destek verdiler. İş dünyamız,  ekonominin şu sıkıntılı günlerinde hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak bu ulvi görevin yerine getirilmesinde milli harç oldular. Elazığ Valiliği, Elazığ Belediye Başkanlığı, F.Ü. Rektörlüğü, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası ve bütün gönüllü kuruluşlar bu büyük organizasyona kucak açıp, heyecan kazandırdılar.

İnsanımızı vicdani sorumluluğa, kader birliği ettiğimiz şu coğrafyayı daha sağlıklı teneffüs etmeye, bütün umutsuzlukları kırmaya… Kendi gönül iklimimizden bir şeyler vermeye... davet ediyoruz. Çağrımız; Başta Kültür ve Turizm Bakanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına, TRT Kurumuna, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna, Özel Yayın Kurumlarına, Sinema yapımcılarına ve Yönetmenlerine ve bu ülkenin bütün aydınlarınadır.


Yazarın Arşivine Dön