...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

ÇEKÜL VAKFI!
     14 Nisan 2003
Pazartesi


Tarihi nasıl tarif ederler;

            “Mazinin aynası, istikbalin tarağıdır…”

            Mazide bir milletin ‘hatıraları’ vardır. Mazide, bir milletin ‘hafızası’ vardır. Biz bunun adına, bir milletin tarih boyunca geliştirdiği ‘kimliği’ diyoruz!. “Atalardan bize kalan armağandır bu vatan” derken, coğrafyayı vatan yapan değerlerin üzerinde acaba ne kadar titriyoruz?.

            İçerisinde yaşadığımız coğrafyamızın şu nadide köşelerinden Harput’ta; tarihi bir zenginliğin olduğunu biliyoruz!. Bilmek kadar, sahiplenmek şuuru!. Şu şehirde yaşayan; biz aydınlara çok büyük sorumluluklar düştüğünü bilmekteyim…Bu şehrin seçilmişlerine,  ileri gelenine, zenginine, bürokratına o kadar çok görevler düşüyor ki?. Mevlana ne diyor; “Testinin içerisinde ne varsa dışına o sızar!” Bu sözü biraz daha açalım; “İçinin görünüşü, dışının aynasıdır”

            Bazen kendi kendime soruyorum;

            “—Bizim ki, kuru bir sevda mı?”

            Asırların feryadı, o tarihi eserlerde yankılanırken; biz nasıl denizin dalgalarına kendimizi kaptırırız?. Haşin ve acımasız bir kültürel erozyonun karşısında, milli ve ahlaki direncimizi göstermeyiz!.

            Bu duygularla dolup taşarken, Çekül Vakfının o arzulu ve o coşkulu çalışmaları kendimi biraz olsun dinlendirdi…Tarih, toprağın üzerindeki o muazzam doku… Bir yanda onu yağmalayan kafa, beri tarafta ise ‘mezar taşındaki bir cülus yazıda’ bu benim toprağımın tapusu diyebilecek yürekteki gönül insanları!.

            Bu topraklar; öksüz değil, bu topraklar fakir değil, bu topraklar hatırasız değil!. “Anlat bana ecdadımı/ ne olur, içine masal katarak anlat” diyen aç kalmış dudakları, yürekleri gördüm!.

            Bir sevda düştü içimize; 12. Asra damgasını vuran, Harput Fatihi ve Hükümdarı Belek Gazi’nin hayatı sahneye veya sinemaya bir Küçük Ağa, bir Kuruluş dizisi formatında uyarlansın… bir kıvılcım çakıldı!. Şener Bulut ile birlikte gün boyu koşturmaya başladık!. Bir şey söyleyeyim mi; Birçok hadiseler irademizin dışında öylesine şekillenmeye başladı ki, Allah’a hamt ederim, hiçbir noktada ‘düğüm çıkmadı…’ İkilem yaşamadık!. Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Hoca’da, öyle bir aşk fırtınaya dönüşmüş ki!. Tiyatro Sanatının Üstadı Recep Bilginer; “Bu senaryoyu en iyi şekilde yazacağım” diyor…Kültür Bakanlığı Müsteşarı, Prof. Dr. Mustafa İsen ise bizlere gönderdikleri belge geçer’de; “Konuyla ilgili ortaya çıkacak projeye Bakanlığımız imkanları ölçüsünde destek sağlayacaktır.”

            Şunu özellikle belirtmek isterim; Elazığ insanı gerçekten güzel…Hele, bu insanlar bir organize olduğu zaman inanın şehrin önündeki yüksek dağlar, önlerinde yol olur!. Bu sağduyulu inancı şehrin bütün kesiminde görmek bizleri yüreklendirdi…

            Coğrafyanın vatan olmasında kanlarını sebil eden bu güzel ve devasa insanların anlatılması; o tarihi şahsiyetlerin günümüz insanıyla buluşması nedir biliyor musunuz; Tarihimiz, kültürümüz, efsanelerimiz, destanlarımız, masallarımız, müziğimiz, bilmecelerimiz, deyimlerimiz, o sımsıcak ata yurdumuz ile tekrar kaynaşmaktır!.

            Benim çocuğum, TV’yi açtığında; kendi desenini, kendi motiflerini, kendi renklerini, kendi oyunlarını, kendi kahramanlarını ve de, kendi öfkesini duymalıdır!. “Yarım asır evvel yedi yaşındaki çocukla, yetmiş yaşındaki adamın müşterek inanç ve zevk noktaları vardı. Bugün ise ne küçükte, nede büyükte o birleştirici ve lehimleyici iman ve zevk mihrapları kalmadıktan sonra Türk milletinden nasıl ikbal ve istikbal beklenebilir?”

            Nesiller arasındaki, kör olası uçurumdan söz ederiz. Söyler misiniz, bu şartlarda; “yarın geçilecek yolları kendi evlatlarımıza nasıl hazırlayacağız” Onlara miras olarak; garipliği, yalnızlığı ve kimsesizliği mi bırakacağız.

            Burada sivil inisiyatiften söz etmek isteyeceğim… Erzurum’da, Malatya’da, Adana’da ve daha birçok ilimizde hayata geçirilen; “şehir kurultayı” veya “şehir konseyi” ortak kararlar etrafında kenetlenmeye başlamışlar bile!. Böyle bir kenetlenme, ‘tavsiye’ niteliğinde kararların hayata geçirilmesi çok önemlidir. Dağınık durmak, ‘şehir dokusuna’ zaman içerisinde zarar verdi. Elimde, geçmişe ait bu şehrin hatıra fotoğraflarına baktıkça, ağlamak, dahası haykırmak geliyor içimden!. Harput’tan Mezire’ye  taşınan bu şehrin tarih kokan evleri nerede?.  İnanın, o evlerle birlikte; koca bir kültür üzerimize çöküyor!. Yazımın başlığına, ‘Çekül Vakfı’ dememde ki en önemli sebep, buradaki; ‘vakıf zihniyetinin’ tarih şuurunun çok iyi anlatılması ve kendi insanımızca anlaşılmasıdır. Bir yazımda, ‘Kapalı Çarşıdan’ söz ettim… O güzelim, tarihi çarşının halini gördükçe; kendimden, aydın kimliğimden utandım..  Bir şehrin edebi ve de adabı nedir? “Tarihi Doku…” Biz neyi yaşıyoruz, ‘yıkılmışlığın derin şokunu…’

            Harput, ah! O soylu ve asil tarihin kadar zinde kalabilseydin?. Ahmet Kabaklı efsanelerini ve masallarını kaleme aldı… Niyazi Yıldırım, şiirleriyle gönüllere kazıdı… Memişoğlu, O güzelim ahengini yaşattı… Ardıçoğlu, Tarihini yazdı… Bizlere ne düşüyor biliyor musunuz; Eserleri sadece korumakla kalmayıp, taş üzerine yeni taşlar koymak…


Yazarın Arşivine Dön