...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

TEKLİF EDİYORUZ!
     09 Nisan 2003 Çarşamba


            1999 Tarihinde bu şehirde, bu şehrin insanıyla başlatılan ve Türkiye kamuoyunda derin yankılar bırakan bir kampanya vardı;

            “Türkçe konuşacaksak, Türk’çe konuşalım”

            Elazığ’da ki birçok gönüllü kuruluşların müşterek yürüttüğü bir kutlu kampanya idi!. O yıllarda bu kampanya’ya kimler destek vermedi ki, kimler  bu güzel çalışmayı  birlikte organize etmedi ki?.

            Şeyhü’l  Muharririn Ahmet Kabaklı, bu çalışmaları kendi köşesinde; “Türkiye’ye model çalışma olarak takdim etmişlerdi!.”

            Namık Kemal Zeybek bir makalesinde; “Marifet iltifata tabidir” diyerek, Türkiye kamuoyuna, Elazığ’da yazılan destan’dan bahsediyordu!.

            Yavuz Bülent Bakiler, Türkiye Gazetesi’nde ve Samanyolu TV’de Sözün Doğrusu programında; Elazığ’ı ve insanını gönülden kutluyordu!.

            Kapılar ve Köprüler Programının başarılı yorumcusu, Engin NOYAN 1999 yılında, güneş tutulmasını canlı olarak başarılı bir şekilde Harput’tan yayınlamış ve bu canlı yayında, işyerlerine Türkçe isim veren birkaç iş adamına teşekkür belgeleri verilmişti!. Canlı yayın konukları arasında, Belediye Başkanı Hamza  Yanılmaz güzel bir performans sergiliyordu…  

            Okullarımıza yönelik, ‘makale yarışmaları’ ne kadar büyük heyecan uyandırmıştı!. Hele, o sanat eseri hüviyetinde ki afişler, Karamanoğlu  Mehmet Bey’i asrımıza göre yorumlayan can alıcı ifadeler!.

            Elazığ’da başlayan bu heyecan/ bu örnek çalışmalar, başka illerimize ilham kaynağı oluyordu.. Birçok illerimizde, Belediye Başkanlıkları almış oldukları encümen kararlarıyla, “işyerlerine Türkçe isim şartı…” getiriyorlardı!. 

            Kültürden bahsederiz… Elazığ için daha sıcak ifadeler kullanırız değil mi?.  Öyle ki, bu şehir Türkiye’de yine bir ilke imza atmaya hazırlanıyor; Elazığ 1. Kültür Kurultayı!. Bu şehir, kendi kimliğiyle, kendi desenleriyle, kendi tarihiyle buluşmanın bir ayrı heyecanı için hazırlıklar yapıyor; Harput Fatihi, Belek Gazi’nin şahadetinin 879. yıldönümü anma programı!.

            Bütün bu çalışmaları yaparken, elbette Yunus’ça konuşacağız!. Şeyh Edebali’nin o mümtaz şahsiyetinden, o paha biçilmez vasiyetinden söz edeceğiz. Elbet, esnafımızın piri olarak bilinen Ahi Evran kültürünün getirdiği ferasetten bahsedeceğiz. Belki, Nef’i  gibi hicvetmeyeceğiz, ama Nasrettin Hoca’nın edebiyle mizahımızı yapacağız.. Yani, ‘biz olmaya’ çalışacağız!. Güzel dilimizde; bu edebi, bu inceliği, bu sadeliği, bu zarafeti rahatlıkla bulabilirsiniz.

            Burada bizim teklifimiz; kendi güzel insanımıza layık bir karar alınmasıdır… Türkçe’miz ne kadar zarif ise, bu şehrin insanının ruh haleti de inanın insana tebessüm ediyor!.

            --İşyerlerimize  Türkçe isim koyalım…

            Ben şuna gönülden inanıyorum ki, Elazığ’daki bütün kurum ve kuruluşlar bu güzel düşünceden yana gözleri ışıldamaktadır.

            Dil, bir milletin hafızasıdır!. Milletler, yarınlarını berrak hafızalarıyla ancak yorumlayabilirler. Biz yine biliyoruz ki; her kelime de, sahip olduğu medeniyetin izleri vardır!. Kelimeler, kendi kültürlerinin taşıyıcısıdır!. Bu memlekette, yabancı hayranlığı nasıl başlıyor?.. Daha farklı yorumlara ve kaynaklara gerek yok… Bizlerde ki, yabancı dil ve isim hayranlığı gün geliyor; yabancı kültürle kaynaştırıyor!?.


Yazarın Arşivine Dön