...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

 Açık Mektup!
     20 Mart 2003
Perşembe


   (Prof. Dr. Sadık Kemal Tural - Atatürk Kültür,Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığına)

            Sizleri Elazığ’da yapılan her türlü dev organizasyonların kurum olarak ve şahsen içerisinde gördük. Bunlar arasında;

            --1993 Tarihi  Elazığ 1.Kitap Fuarı…
            --1993 Tarihi 2. Hazar Şiir Akşamları…
            --1997 Elazığ 1. Çaydaçıra  Bilim, Kültür, Sanat  Ödülleri…
            --F.Ü. Uluslar arası Nevruz Bilgi Şöleni…
            --Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetinin Düzenlediği Ödül Töreni…

            Bunlar bizim sayabildiklerimiz... Elazığ Kültür, Sanat ve Edebiyat camiası sizleri fahri hemşehri olarak, kendisinden bir parça olarak bildi!. Sizleri sevdiğiniz şairin diliyle nasıl tanıdı?

“Kerküklü der gakgom  ariftir arif
Dilin gücü yetmez etmeye tarif
Konuk sever, cömert, sevimli, zarif
Herkese gakgomsun  denilmez  gakgoş”

            28 Şubat 1997 Tarihinde Ahmet Kabaklı, Ali Berat Alptekin ile birlikte; Atatürk Kültür Merkezinde; “Geleneklerin, efsanelerin ve Destanların Türk Kültüründeki Yeri ve Önemi” konulu panel ne kadar candan, ne kadar içtendi… O, dopdolu salonda öylesine bir haykırışınız vardı ki; yer ve gök inliyordu sanki!. “Hepiniz sorumlusunuz!. Bu ülkenin bütün yetkililerinden, devlet yetkililerinden ısrarla isteyeceksiniz; Kendi efsanelerinizi, kendi motiflerinizi, kendi renklerinizi…Destanlarınızın, efsanelerinizin, çizgi film yapılması konusunda üzerine gideceksiniz… Kahramanlarınıza ait senaryoların yapılmasına ısrarla sahip çıkacaksınız!.”

            Sizlerin bu duyarlılığı bizlere kamçı oldu!. Işık oldu, gönlümüze aktı!. Sevda oldu, bağrımız yaktı.

            Sayın Hocam,

             Elazığ Günışığı Gazetesi olarak, 12. asrın başlarında yaşamış büyük kahraman Belek Gazi’nin hayatının tiyatro ve sinema tekniğine uygun bir tarzda senaryosunun yazılması konusunda teklifde bulunduk… Bu teklifimiz, Elazığ Kültür, Sanat ve Edebiyat camiasında büyük bir kabul gördü!. Kamu Kurum ve Kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar bu teklifimizi çok sıcak karşıladılar. Anadolu’nun fethinde ve haçlılara karşı verilen mücadelede bir Kılıç Aslan, bir Selahattin  Eyyubi mesabesinde başarılar gösteren tarihin ender kumandanlarından Belek Gazi için,  Destan Şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu:

“Artuk Beğ’in torunu
Behram Beğ’in oğluyum!

Ve Kayı Han’dan öte,
Oğuz Han’a bağlıyım!

Altay’da, Ötüken’de,
Obalı, otağlıyım…

Urum’u fethe geldim,
Aslen Tanrıdağlıyım!

Harput kalesi tahtım,
Sancaklıyım, tuğluyum!..”

            Bu büyük emir; Harput’u, “Kartal Yuvası” yapmıştır!. Anadolu’nun Türkleşmesinde ve gelen göçlerle yeni iskanlara açılmasında çok büyük gayretler göstermiştir. Onun hiç şüphesiz en büyük gayreti, Türklerin Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’yu vatan yapmasını hazmedemeyerek Haçlı seferlerini başlatan batıya gösterdiği çok önemli direncidir. Urfa kontu Josselin de Courtenay’ı, Kudüş Kralı Bauoun’i mağlup ve  esir ederek Harput’a hapsetmesi tarihin seyrini değiştiren büyük başarılar arasında sayılır.

            Sayın Hoca’m, Elazığ Kültür, Sanat ve Edebiyat camiasının ortak talebi; “Belek Gazi’nin hayatının senaryosunun yazılmasında, o ruhun derinliklerinden bizlere sürekli  feyz veren aynı iklimin insanı Prof. Dr. Sadık Kemal Tural’ın   ancak olağanüstü bir çabanın eserini bu şehre hediye edebileceği” şeklindedir. 

            “Dedi ki bir gizli ulak;/ Bir er gelir, adı BELEK../ Onun parmağında felek,/ Döne döne çark olacak!

            Alpler, Erenler, Başbuğlar/ Ardınca yürüsün tuğlar../ Yedi iklim, yüce dağlar,/ Karış karış Türk olacak!”

            Sayın Hoca’m, bu şehir hala tarihi misyonunu oynamaktadır. Bu şehir, Doğu ve Güneydoğu’nun İç-Batı Anadolu’ya açılan bir huzur, bir güven, bir emniyet kapısıdır!. Özellikle sizlerin bu şehir ve bölge üzerine  nasıl titrediğinizi gayet iyi biliyoruz. Bu dönemde, Belek Gazi’nin hayatının genç kuşaklara anlatılması bir bakıma, tarihle buluşmadır!. Kendisini daha iyi anlayıp tanımasıdır!. Sizlerin hassas yapısı inanıyoruz ki, içimizdeki kıvılcımın yanmasına vesile olacaktır. Yavuz Bülent Bakiler’in de ifade ettikleri gibi; ”Türkmen boyları Anadolu topraklarına doğudan girmeye başladılar. Türk dili ilk defa Doğu Anadolu’da konuşuldu. Geleneklerimiz, göreneklerimiz önce Doğu Anadolu’da yayılmaya başladı. O güzelim türkülerimiz önce Doğu Anadolu’da söylendi. Davulumuz-zurnamız önce Doğu Anadolu’da çalındı. O mükemmel oyunlarımız önce Doğu Anadolu’da oynandı…”

            Böyle bir oyunu/ oyunları bozarak oynamak sevdasındayız artık…Bir Kuruluş dizisi, bir Küçük Ağa formatında; bu millete, ‘yürü hala, ne oyunda oynaştasın’ diyecek heybette bir çalışmanın/ senaryonun hazırlanmasında katkılarınızı esirgemeyeceğinizi biliyor, Saygılarımızla…


Yazarın Arşivine Dön