...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

Öyle Bir Seferberlik ki!..
     03 Mart 2003 Pazartesi


            Bugünkü dönen sistem içerisinde/ ekonomik çarkta elimiz kolumuz bağlı değil mi?. Kolay değil, iç ve dış borçların toplamı 200 milyar doların üzerinde!. Türkiye, 2003 mali yılı içerisinde takriben 73 milyar dolar borç ödeyecek!. Nasıl ödeyecek?.

            Gün oluyor ki, gözlerime uyku girmiyor! Nasıl girsin ki?. Ekonominin kendi disiplinleri alt-üst olmuş durumda!. Borçla, borç ödeme durumundasınız. Oda yetmiyor; Devlet borç batağından kurtulabilmek için giderek küçülme durumunda kalıyor!. Ve, ekonomik sistem bir noktada; İMF’nin  direktifleriyle neredeyse şekilleniyor!. Ekonomide meydana gelen daralma sadece iç politikada sıkıntılar meydana getirmiyor. Dış politikalarda da, ‘siyasi ve ekonomik’ yaptırım gücünüzü azaltıyor!. İşte, tıkanma noktasına gelen milli politikamız yanında, bu ülkenin haysiyet meselesi olan; Kıbrıs politikası!. Üzerinizde korkunç bir baskı söz konusu.. Bir nokta geliyor, artık kamanıyorsunuz!. Kuzey Irak’ta, istedikleriniz acaba tam anlamıyla oluyor mu?. Bu ülke artık, meçhuller caddesinde yürüyemez!.

            O halde, ülke olarak yapmamız gereken tek konu geliyor; Ülkenin, tepeden tırnağa ekonomik seferberlik ilan etmesi!. Öyle ki, tam bağımsızlığın yolu, ‘ekonomik bağımsızlıktan’ geçer!. Anadolu insanının 3 Kasım’da verdiği çok önemli bir mesaj vardır;

            --İş, aş ve ekonomik hürriyet demiştir!.

            Siyasi irade, bu mesaj doğrultusunda; ‘yeniden yapılanmanın’ adımlarını ülkenin hala terk edemediği, ‘israf politikalarına’ son vererek başlamalıdır. Bir ülkede, ‘sosyal uçurum’ varsa, sebepleri üzerine gidilmelidir!. Bu nasıl başlatılır?.

            --Ülke insanına verilecek, milli şuurla!. Onun aşk derecesindeki heyecanıyla!. Ölçü ve tartıda önce vicdanının sesini dinleyecek bir iradeyle katkıda bulunacaktır!.

            Bizim dilimizde, ‘iktisat’ kavramı o kadar güzel yorumlara açıktır ki, “tasarruf etme, harcamalarda kısıntı yapma” anlamlarını derhal bizlerde çağrıştırır!. Bizim inancımız, örfümüz ne diyor; “Yeyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz”

            Türkiye’nin en büyük sıkıntısı, tüketime dayalı politikaların teşvikidir!. Ayağını yorganına göre uzatmayan bir ekonomi anlayışı karşımıza, ‘müflis bir tüccarı’ getirmiştir!.

            Çevremize, makam sahiplerine, şehrin ileri gelenlerine, zenginlerine örnek/model olması gereken büyük görevler düşüyor!. Öncelikle, bu insanlarımız  ülke gerçeğini/ öteki Türkiye’nin sıkıntılarla dolu manzarasını görecek ki, atacağı her adımda; ‘sade bir hayatın’ vereceği üslup içerisinde hayatını donatsın!. “Bey nasıl hareket ederse, halk onu taklit eder!” Bu ifade,  asırlar önce Kutad-gu Biliğ  tarafından kullanılmıştır!.

            Evet!. Dikkat ederseniz, ‘tasarruf politikaları’ sürekli gündeme gelir. Ama, iş uygulamaya gelince bazı gerçekleri göz ardı ederiz!. Lütfen söyleyiniz, nerede görülmüştür; “Zengin ülke gibi tüketen,  fakir ülke gibi üreten” bir ekonomik mantık!. Biz burada, ahlaki olan bir anlayıştan bahsediyoruz!. Bu millet, milli mücadeleyi ‘laf-ü güzaf ile kazanmadı’ O mücadeleye bizatihi kendi hayatını verdi!. O anlayışa, aklıyla ve vicdanıyla öncelikle önce kendi inandı, sonra yaşadı!. Bizleri, kutsal bir mücadele bekliyor… Bir başkasına, mahkum etmekten kurtaracak bir kutlu mücadele…

            ÖNEMLİ NOTLAR!.

            --Kuzey Irak’ta neler olacak!. Acaba, ABD demokrasi için mi bu savaşı ilan etti!. Yok öyle bir şey… ABD, Basra Körfezinden başlayan bir hareketle İç-Asya’ya kadar bir hakimiyet politikası takip ediyor!. Tabiatıyla Ortadoğu’nun göz kamaştıran yer altı ve yer üstü zenginlikleri bu savaşın ilk sebepleri arasında yer alıyor!. Peki, bu yapılanmada Türkiye ne yapacaktır?. Türkiye’nin politikası şüphesiz, kendi coğrafyasında; inisiyatifi her ne olursa olsun elinde bulundurmasıdır!. Bu daha ziyade, bir savunma ve de bir güvenlik politikasıdır…Belki de, Türkiye gibi Orta Doğu ülkeleri ‘demokrasi nimetiyle’ tanışmış olsaydı, bütün bu krizler olmayacaktı/veya daha az sarsıntıyla atlatılacaktı!. Burada derhal ‘tarih şuuru’ derhal ön plana çıkıyor.. Müslüman-Türk aydınına bakıyorum, gelişmeler karşısında ‘gayet buruk/ben biliyorum ki içinden ah çekiyor’ Türk’ün 6 asır hakim olduğu bu coğrafya acaba asıl sahiplerine ne zaman kendi bağrını açacak!. Acı olan nedir? Irak’ta daha karmaşık bir fotoğrafın çıkmasıdır. Bir Balkanlar, bir Kafkaslar gibi içten içe kaynayarak bulanması!. Çeçenlere, Doğu Türkistan Türk’üne, Keşmir deki Müslüman’a ‘terörist’ mantığıyla yaklaşılması… Hür dünyanın bütün bu alçaklıklara, tıpkı Filistin’de olduğu gibi sessiz kalınmasıdır!.

            --20 Şubat Tarihinde ilk cemre havaya düştü!. Onu birer hafta arayla suya ve toprağa düşen cemre takip ediyor!. Cemre, ‘ısınma’ anlamına geliyor. Önce havalar ısınıyor. Sonrasında sular ve toprak!. Sıcaklık, ondaki duygular ne kadar güzel değil mi?. “Gece ile gündüz, aydınlık ile karanlık, gören ile görmeyen hiçbir olur mu?” Özlemimiz nedir; Hayata kol ve kanat geren bir yürüyüştür…


Yazarın Arşivine Dön