...:::  www.elaziz.net :::.... Elazığ ili Özel ve Güncel Web Sitesi...

 

Hac ve Kurban!..
10 Şubat 2003
Pazartesi


            İslam ne muazzam bir din!.
            İki bayram arası, 70 gün…

            Her iki bayramın insanlık barışına hizmet eden manevi cephesi öylesine çarpıcı ki, ‘her hayır sadakadır’ düşüncesinin zevkine varıyorsunuz!.
            Bir doyumsuz heyecan yaşıyorsunuz!.
           
--Ramazan ayında;
            ‘Zekattır, fitredir, sadakadır’
derken, bir hayır yarışı en sert dalgaları kırar… Kaskatı kesilmiş vicdanları yumuşatır… İnsanlar arasındaki, ‘sosyal dengeyi’ tesis eder.

            Hatırlarsınız, Kasım 2000 ila Şubat 2001 Krizlerinde Türkiye’nin gündemini, Arjantin’de  yaşanan ‘sosyal felaket’ işgal etmişti. Biz o yıllarda ne söylemiştik;

            --Anadolu insanı çok farklıdır!. O, çok büyük acılara tahammül göstermiştir!. Tarih boyunca yaşanan sıkıntılara, sarsıntılara, felaketlere ‘sabırla’ ve ‘metanetle’ göğüs germiştir!. Yolda kalmışa, zayıfa, yetime, miskine, ilim tahsil yapana, mazluma devamlı şefkat kanatlarını geren sağlam bir toplum dokusu hala, genetiklerini üzerinde taşıyor. Ramazan boyu, bu güzellikleri gözlerimiz yaşararak birlikte yaşadık…

            Zekat, öylesine ruhlara sinmiş bir müessese ki; ‘hayatı paylaşma’ sıkıntılara ortak olma gibi bir zarafeti insanın mayasına çalıyor!.

            Bugünlerde şehirlerimizde büyük şenlikler var; İnsanlarımızı Hac gibi önemli bir yolculuğa uğurluyoruz..

            Peki, dinimizin ‘mali ve bedeni ibadet’ olarak yorumladığı Hac ibadetinin ve Kurbanın çok yönlü değerlendirmesini hiç yaptık mı?.

            Müfessirler Hac ibadeti için ne diyorlar;

            “—Yeryüzündeki müminlerin tanışıp, görüşmesi,
             -- Bütün dertlerin tek dert haline getirilmesi,

           
-- İslam ülkeleri arasında ticaret ve kültürel yönlerden işbirliğinin sağlanması,
            -- Düşmana karşı ortaklaşa tavır alınması,
            -- Günah kirlerinden arınıp ruhun gelişmesine doğru gidilmesi,
            --Ölmeden önce ölmek sırrına erişip, ahretten  bir tablo oluşturulması bu cümledendir.”

            Son otuz yıldır bu toplum değişik adlar adı altında; Ortak Pazardan, Avrupa Ekonomik Topluluğundan ve Avrupa Birliğinden bahsedip durdu!. Bir şey  var ki; iki dünyanın, iki ayrı medeniyetin ilimde ve teknolojide meydana getireceği ittifak insanlık tarihine büyük bir hizmet olacaktır. Ama maalesef, batı dünyasında hala, 13, asrın koyu taassubunu görmekteyiz!. 1914-1918  tarihleri ile 1939-1944 tarihlerinde birbirini boğazlayan bir dünya; şu körfez krizinin yaşandığı günlerde içten içe birbirleriyle kavgalı olduğunu gün ışığına çıkarmaktadır.

            Türk insanının kimseyi kopya etmesine, taklit ve şekilcilik gibi komplekse girmesine hiçbir zaman gerek yok!. İslam gibi bu mükemmel dini en iyi şekilde içine sindirmiş bir milletiz!. Demokrasinin erdemliklerinin yaşanmasında ortak kaygılarını ve sevinçlerini birlikte ortaya koyan ender toplumuz!.

            Bütün bu güzelliklerin gelişerek devamı neyle olur?.

            --Asrı, İslam’a göre yorumlayarak!.
           
Hac ibadetinin en önemli şartlarından birisi nedir?
           
--Yol emniyeti!.
           
Bunun anlamı nedir?
           
--Bölgesinde barışın, istikrarın ve huzurun sağlandığı bir coğrafya…

            Bu önemli noktada, İslam ülkeleri kendi içerisinde ‘ittifak’ yapabiliyor mu?. Hac ibadeti, böyle bir ittifakın zaruretini önümüze getirmektedir. Burada birkaç ince noktaya temas etmek isteyeceğim. Bu milletin en güzel mirası neydi;

            “—İstanbul-Medine demiryolu!”

            O yol, tıpkı ‘ecdat kalesinin’ akıbetiyle aynı oldu!. Buna içimiz yanmaktadır… Ben gayet iyi hatırlarım; dedelerimiz hac yolculuğu esnasında Şam, Bağdat,Kerbela, Kudüs gibi İslam’ın önemli şehirlerini ve oradaki büyük zatların /velilerin makamlarını da ziyaret ederlerdi. Son yirmi yıldır, ‘kara yolu’ güvenliği kalmamıştır!. Hac ibadeti için ne diyorduk; “İslam dünyasının kongresi!.” Hani nerede, kangren haline gelen dertlerin çözümü yolunda atılacak cesur adımlar?.

            Bir diğer önemli konu;

            --Kurban!. Böyle bir ibadet yerine getirilirken sadece ‘kan akıtma’ düşüncesi mi hakimdir?. Hayır!. Kriz döneminin en sarsıntılı günlerinde bile;

bu ibadet sayesindedir ki, fakire, yoksula sahip çıkılmıştır. Bir yıl boyunca et yemeyen aileler vardır!.

            Bir farklı cepheden bakacak olursak; ‘hayvancılık sektörü’ ile birlikte piyasa ekonomisi ‘can pazarına’ çıkıyor!. Sizler belki öyle fazla farkına varamıyorsunuz ama, kurban bayramının üç gününde piyasaya trilyonlarca sıcak para akıyor!. O sebepledir ki, İslam dini ‘hayatın kendisidir’ diyoruz!. Her ibadette, bir sosyal yaraya parmak basılıyor. Yeter ki, meseleleri derinliğine düşünelim.

Yazarın Arşivine Dön