|
|
Devleti idare, bu millete hizmet etmeye aday her siyasinin kendi hareketi içerisinde yer alacaklara; bizim ulu çınar olarak bildiğimiz tarihimizi çok iyi bilmelerini arzu ederiz. Bu millet tarihin 3. bin yılında çok büyük bir fırsat yakalamıştır. 1990 yılında ‘savaş meydanlarında değil’ daha büyük ordulara yenilerek değil, kendi içerisinde vadesini doldurarak dağılan bir kızıl imparatorluk olarak Rusya artık ‘tehdit olmaktan çıkmıştır!’ Bu büyük coğrafyada artık Türk Devletleri vardır. Anadolu’nun Kafkaslar ve ötesinde hukuk bağı/gönül bağı mevcuttur. Bu giderek güçlenecektir. Kimsenin şüphesi olmasın. 3 Kasım seçimleri Türkiye’de, yeni bir dönemi başlatmıştır. Yeni bir zihniyetin doğmasına da zemin hazırlamıştır. Siyaset artık bu zemin üzerinde yapılanmalıdır. İsterseniz son on yılın bir siyasi profilini kabaca çıkartalım!.. Siyasi otoritelerce Merkez Sağ olarak isimlendirilen DYP ve ANAP’ın 1991-2002 yılları arasındaki siyasi yelpazesi şöyle; --1991 seçimlerinde her iki parti toplam olarak %51 oy almıştır. Daha sonraki seçimlerde bu oran şöyledir; 1995 yılında %40, 1999’larda %27, 2002 yılı 3 Kasım seçimlerinde ise %15’lere gerilemiştir!. Burada merkez sağın çöktüğünü görüyoruz. Sosyologlar Merkez Sağ tabirini ise şöyle yorumlamışlardır; “Anadolu Kültürünün siyasi yapılanmasında büyük önemi vardır. Hedeflerinde kalkınmacılık, Milli Egemenlik, Milli İrade,Halkla iletişim, Milli duygular…” gibi kavramlar ön plana çıkmaktadır. 2002 yılında halktan kopan bir siyaset tabii olarak kendi misyonunu da tamamlamış oluyordu!. Burada siyaset kendisini tamamen ‘yenilemek’ ve asra göre yorum getirmek ihtiyacını hissetmelidir. 3 Kasım seçimlerinde ortaya çıkan bir değişik tablo vardır. ‘Toplumsal uzlaşma’ sonucunda Anadolu insanının ittifakıyla iktidara gelen AKP’nin oy tabanı çok önemlidir!. AKP yöneticilerinin bu tabana yönelik olarak siyaset geliştirmeye başladıklarını ve kamuoyuna mesajlarını bu yönde verdiklerini görmekteyiz. Yetkili ağızlar; AKP Merkez Sağı temsil eden, Muhafazakar-Demokrat bir partidir diyorlar. Peki! AKP’nin dokusunun nasıl oluştuğunu görelim.. AKP’ye 3 Kasım seçimlerinde verilen oyların dağılımı şöyle; “ %30 Refah, % 18.6 MHP, % 8.8 DSP, % 8.3 ANAP, % 6 DYP ve diğerleri…” AKP’nin 3 Kasım seçimlerinde aldığı oy miktarı %34.5 olurken, CHP oyları %20’lerin altında kalıyordu. Burada yine bir kanaatimi belirtmek istiyorum; Bu dönemde asıl muhalefet meclisin içerisinde değil, ‘dışındadır’ dışarıdaki muhalefet aynı zamanda; kendi iç dinamikleri güçlü, kökü tarihin derinliklerine giden bir dokuyla, AKP’nin de ‘alternatifidir’ Belki sizlere çarpık gibi görünen böylesine bir siyasi vitrin Türkiye’nin geleceği için ufuk açacaktır. Çünkü artık geçmişin gerilimli yılları giderek yerini daha dinamik, ülkesi için daha mücadeleci, kendisinden emin, güvenilir ve istikrarlı bir yapılanmayı hazırlayacaktır. O sebepledir ki, Türk insanı kendisi için ciddi profilleri ortaya çıkarmak durumundadır. Ben şuna yürekten inanıyorum; bu millet çok dinamik bir yapıya sahiptir. Kısa bir süre içerisinde çok büyük işler yapacak beyin gücüne sahiptir. O bakımdan tarih, özellikle kısa sürede büyük mesafeler alan altı asır süren Türk’ün cihana hükmeden tarihinden bahsediyorum. Osman Gazi’nin oğlu Murat Han’a vasiyetinden; “Osmanlı’ya iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez!. Zira ondaki azim iki kıtaya sığmayacak kadar büyük bir davadır!. Selçukluların varisi biz olduğumuz gibi Roma’nın Avrupa’nın da varisi biziz.” Batı dünyası bu milletin karakterini biliyor!. Bu millette, ‘idare etme sanatı vardır’ Tarihte yaşanan bir gerçek; “Çağında sadece krallıklar arasında sulhu sağlamakla kalmamış, imparatorluklar arasında sulhu da sağlayan bir otorite gücü kurmuştur.” Batılı siyaset ve devlet adamları bütün bunları gayet bariz şekilde söylemeye çalışıyor; “Türkiye’yi AB’ye alırsak bizler biteriz!” İtalya’sından İngiltere’sine; Almanya’sından Fransa’sına kadar Avrupa dendi mi, ‘ihtiyar bir nüfus’ akla geliyor!. Karşısında %60’ları genç, dinamik, enerjik bir nüfus!. Sözlerimi Aşıkpaşazade’nin Osman Gazi’nin şahsında devleti nasıl tasvir ettiğini belirten şiiriyle bitirmek istiyorum;
|