Meseleyi
çok ileri noktalara götüren sosyologlarımız oluyor,
“Anadolu ihtilali!” Ben daha müspet bir kavram ile 3
Kasım seçimlerine bir yorum getirmek istiyorum;
“Ankara, Anadolu’yu solukladı!” Halk arasında
kullanılan güzel bir söz vardır; “Çarşambanın gelişi,
Perşembe’den bellidir!.” Birçok yazılarımızda ifadeye
çalıştık. “Siyaset Nereye?” isimli yazımızda bakın
nelerden bahsediyoruz; “Kavgamız,
çatırdayan ideolojilerle olacak!.
İstismara veya suistismale yol açan köhnemiş kafalara
karşı olacak!. Aklı, örfü ve dini reddeden kimliksiz,
hissiz, arzulara karşı olacak!. Cehalete, yoksulluğa,
fakirliğe kapı aralayacak gayri ahlaki düşüncenin bütün
formatlarına karşı olacak!.
--Bu ülke,
yaşadığımız şehir, soluduğumuz hava bizden davacıdır;
Kendi mazine, kendi irfanına, kendi hukukuna, kendi
diline neden sahiplenmedin denecek!. Bütün bunları,
kısaca ‘sahiplenme’ ve ‘ortak payda’ yani
‘paylaşımın’ adil çehresini ve onun istisnai vizyonunu
düşünürüm.”
Türkiye’de siyaset kilitlenmişti. Tabir
caizse, ‘kan pıhtılaşmaya başlamıştı’ Sistem artık
görev yapamaz duruma gelmişti. Bu durumu ise, “Siyaset
parça parça” isimli yazımızda şöyle dile getiriyorduk;
“21. Asır
Türk Asrı dedik demesine;
--Eller değil,
fikirler nasırlaştırıldı!.
Siyaset nereye?
--Kristal vazolarda
mı kalkacak..!
Yoksa, Milletin temiz
iradesine mi teslim edilecek..!
--Biz diyoruz ki,
siyaset kendisini yenilemeli!.
‘Yeniden yapılanmalı..’
Seçilenler,
meydanların nabız atışını/ vicdanında dinlemeli!.
--Yeri
geldiğinde, ‘inlemeli..’
Siyaset;
ne dindir, ne kindir ve ne de gayedir..
--Bütün
güzelliklere/ erdemliklere vasıtadır..
Siyaset, sivil
iradenin dozuyla ayarlanır!.
--İktidar,
nefret çığlıklarının yükselerek büyüdüğü yer değil!.
--Muhalefet, felaket tellallarının uğrak
mahalli hiç değil!..
Birçok araştırma guruplarının yaptığı
çalışmalar;
--Geçim ve
Güveni ilk sıralara taşıyor..
Bunlara cevap veremeyen siyaset;
--Aşınıyor!.
Birçok ekonomist ne
diyor;
--Türkiye’de,
ekonomik kriz yok!.
Siyasi krize çözüm aranmalı!.
--Siyaset,
İlk basamağında güven vardır..
--Sonra istikrar gelir!.
Siyasi, devamlı
halkın arasında/ bizatihi
içerisinde olmalıdır!.
--Ankara,
Anadolu’yu soluklamalı!..”
Seçimlerle birlikte
Anadolu’da yüzleri okşayacak bir hava esmeye başladı.
Milletin ittifakı söz konusu olmuştu bu seçimlerde… Tek
başına milletten yetki alan AKP’nin oy tabanına şöyle bir
göz attığımızda, “%30 Saadet, %18.6 MHP, %8.8 DSP, %8.3
ANAP, % 6 DYP ve diğerleri…” AKP kendisini şu cümle
ile yorumlamaya başladı; ‘Muhafazakar-Demokrat’
Yeni bir kimlik ile halkın karşısına çıkan bu siyasi irade
bazı yorumcular tarafından da, ‘2. Özal Dönemi’
olarak tanımlanıyor. Bütün bunları tarih gösterecektir.
Bir şey var ki, AKP’ye gelen oylarda,
‘muhafazakar-milliyetçi eğilim’ ağırlıktadır. Hiç
şüphesiz politikalarını da, bu gerçek realitelere uygun
olarak şekillendirme durumundadır.
Bu arada millet, artık siyasette Türk aydınını
görev başına çağırmıştır. 21. asırla birlikte, ‘yeniden
yapılanma’ sürecine girerken kendi eski
alışkanlıklarını da öyle inanıyoruz ki terk edecektir. Bu
dönemin önemli ağırlık noktasında; ‘gönüllü kuruluşlar’
olacaktır. Onlar, kendi tabanlarını ne kadar sağlıklı
bir şekilde temsil yeteneğine sahip olurlarsa, bundan da
millet karlı çıkacaktır, kuşkusuz.