Tabandan Gelen Ses!..
     04 Aralık 2002 Çarşamba


Meseleyi çok ileri noktalara götüren sosyologlarımız oluyor, “Anadolu ihtilali!” Ben daha müspet bir kavram ile 3 Kasım seçimlerine bir yorum getirmek istiyorum; “Ankara, Anadolu’yu solukladı!” Halk arasında kullanılan güzel bir söz vardır; “Çarşambanın gelişi,  Perşembe’den bellidir!.” Birçok yazılarımızda ifadeye çalıştık. “Siyaset Nereye?” isimli yazımızda bakın nelerden bahsediyoruz; “Kavgamız,  çatırdayan ideolojilerle olacak!.

İstismara veya suistismale yol açan köhnemiş kafalara karşı olacak!. Aklı, örfü ve dini reddeden kimliksiz, hissiz, arzulara karşı olacak!. Cehalete, yoksulluğa, fakirliğe kapı aralayacak gayri ahlaki düşüncenin bütün formatlarına karşı olacak!.

            --Bu ülke, yaşadığımız şehir, soluduğumuz hava bizden davacıdır; Kendi mazine, kendi irfanına, kendi hukukuna, kendi diline  neden sahiplenmedin denecek!. Bütün bunları, kısaca ‘sahiplenme’ ve ‘ortak payda’ yani ‘paylaşımın’ adil çehresini ve onun istisnai vizyonunu düşünürüm.”

            Türkiye’de siyaset kilitlenmişti. Tabir caizse, ‘kan pıhtılaşmaya başlamıştı’ Sistem artık görev yapamaz duruma gelmişti. Bu durumu ise, “Siyaset parça parça” isimli yazımızda şöyle dile getiriyorduk;  

            “21. Asır Türk Asrı dedik demesine;
           
--Eller değil, fikirler nasırlaştırıldı!.
           
Siyaset nereye?
           
--Kristal vazolarda  mı kalkacak..!
            Yoksa,
Milletin temiz iradesine mi teslim edilecek..!
           
--Biz diyoruz ki, siyaset kendisini yenilemeli!.
            ‘Yeniden yapılanmalı..’

            Seçilenler, meydanların nabız atışını/ vicdanında dinlemeli!.

            --Yeri geldiğinde, ‘inlemeli..’
           
Siyaset; ne dindir, ne kindir ve ne de gayedir..
            --
Bütün güzelliklere/ erdemliklere vasıtadır..
            Siyaset,
sivil iradenin dozuyla ayarlanır!.

            --İktidar, nefret çığlıklarının yükselerek büyüdüğü yer değil!.
            --Muhalefet, felaket tellallarının uğrak mahalli hiç değil!..

            Birçok araştırma guruplarının yaptığı çalışmalar;

            --Geçim ve Güveni ilk sıralara taşıyor..
            Bunlara cevap veremeyen siyaset;
           
--Aşınıyor!.
           
Birçok ekonomist ne diyor;
           
--Türkiye’de, ekonomik kriz yok!.
            Siyasi krize çözüm aranmalı!.

            --Siyaset,

            İlk basamağında güven vardır..
            --Sonra istikrar gelir!.
           
Siyasi, devamlı halkın arasında/ bizatihi içerisinde olmalıdır!.

            --Ankara,

            Anadolu’yu soluklamalı!..”

            Seçimlerle birlikte Anadolu’da yüzleri okşayacak bir hava esmeye başladı. Milletin ittifakı söz konusu olmuştu bu seçimlerde… Tek başına milletten yetki alan AKP’nin oy tabanına şöyle bir göz attığımızda, “%30 Saadet, %18.6 MHP, %8.8 DSP, %8.3 ANAP, % 6 DYP ve diğerleri…” AKP kendisini şu cümle ile yorumlamaya başladı; ‘Muhafazakar-Demokrat’ Yeni bir kimlik ile halkın karşısına çıkan bu siyasi irade bazı yorumcular tarafından da, ‘2. Özal Dönemi’ olarak tanımlanıyor. Bütün bunları tarih gösterecektir. Bir şey var ki, AKP’ye gelen oylarda, ‘muhafazakar-milliyetçi eğilim’ ağırlıktadır. Hiç şüphesiz politikalarını da, bu gerçek realitelere uygun olarak şekillendirme durumundadır.

            Bu arada millet, artık siyasette Türk aydınını görev başına çağırmıştır. 21. asırla birlikte, ‘yeniden yapılanma’ sürecine girerken kendi eski alışkanlıklarını da öyle inanıyoruz ki terk edecektir. Bu dönemin önemli ağırlık noktasında; ‘gönüllü kuruluşlar’ olacaktır. Onlar, kendi tabanlarını ne kadar sağlıklı bir şekilde temsil yeteneğine sahip olurlarsa, bundan da millet karlı çıkacaktır, kuşkusuz.

Yazarın Arşivine Dön