Böyle Bakış Olmaz!..
     02 Aralık 2002 Pazartesi


            AB’nden müzakere tarihi istiyorsunuz!. Bunun anlamı nedir?.

            --Aynı şartlarda sizlerle masaya oturmak ve bundan sonra bir kaderi paylaşmak istiyorum!.

            AB ne yapıyor?.
           
--Sizlerden uyum yasaları istiyor!..
           
Kabulümüz diyorsunuz?.
            Adamlar bakıyor olacağı yok daha ileri gidiyor;

            --İMF benzeri köklü değişimleri yapacak ‘niyet mektubu’ arzusunu dile getiriyorlar!.

            Dikkat ediyor musunuz?.
           
--Sizlerden sürekli taviz istiyorlar!.
            --Bütün bunları yaparken de, ‘taciz ateşinde’ bulunuyorlar!

            İç işlerinize karışıyorlar, müfettiş edasında sürekli soruyor/
soruşturuyorlar!.
            Ülkedeki dengeleri belli noktalarda sarsıyorlar!.
            Sürekli,
‘mikrop üretiyorlar’

            Halihazırda iktidarda bulunan AKP’nin  ve Meclis’te muhalefet görevini üstlenen CHP’nin her halükarda; içtenlikle AB’ye girme yönünde siyasi eğilim gösterdiklerini görüyoruz!. Bütün bunlara rağmen; “AB, sizlere tarih veremeyiz” diyor!. Ekliyorlar, ‘biraz daha gayret’

            Farkında mısınız, ‘zehri azar azar  şırınga ediyorlar’ Seni, ruh kökünden uzaklaştırıyorlar!. Manevi değerlerine darbe üzerine darbe indiriliyor…Söyler misiniz; Ne demek, bu insanların her dediğini kabullenmek?. Lütfen söyler misiniz; Kıbrıs’ın AB’yle ne ilgisi var?. Azınlık Vakıfları, bu ortaklık için niye ve niçin pazarlık konusu yapılıyor?. Hukuka, nasıl ve hangi hakla müdahale yetkisini kendilerinde buluyorlar?. Bunun gibi gayri ahlaki ve hoş olmayan istekler sıralanıp duruyor!.

            Bu ülke insanı geliştirdiği politikalarla; “Batı Medeniyetinin içerisinde yer alayım” diyor. Bunu artık üşenmeden seslendiriyor. 03 Kasım seçimlerinde tek başına iktidara gelen AKP Lideri soluğu, “Batı Ülkelerinde Aldı” Tabir yerindeyse her kapıyı çalmaya başladı!. 58. Hükümetin Başbakanı ise, “Batı dünyasını bile şaşırtacak şok kararlar alacağız” dedi!.

            Gel görelim ki, bu ülkeye ‘siyasi tuzaklar kurulmak isteniyor!’ Hatırlarsınız, Yunanistan’ın NATO’ya geri dönüşüne bizler 80’li yılların başlarında yeşil ışık yaktık!. Konuyu, ‘siyasi pazarlık konusu’ yapmadık!. Genel stratejileri bizler kendi politikalarımızda, ‘şekillendirme fırsatını’ kullanmadık!. Sözün özü olarak durum ne olur; Satranç oyunu devam edecek!. Öyle bir oyun ki, kuralında ‘şah’ yok!. Olmayacakta… Bizler şunu gayet iyi biliyoruz ki; AB’nin kendi bünyesinde çatırdamalar var!. Tarih boyunca birbirleriyle dost olamayan iki ülke, İngiltere ve Almanya; Orta Doğu üzerinde sert tartışmalara beklide dışarıya fazla yansıtmadan devam edecektir!.

            Yazımızın başında ne dedik; ‘Böyle bakış olmaz!’

            ÖNEMLİ NOTLAR;

            --Kaç kalem vergi ödüyoruz!. Evidir,arabasıdır, sigortasıdır, çevre vergisidir vs. Uzayıp gidiyor!. Ne yapıyorsunuz?. Ömrünüz şu veya bu vergiyi ödemek için kuyruklarda geçiyor!. Sinirleriniz sürekli geriliyor… Bunun kolay yolu var; Her vatandaş için ‘vergi kimlik numarası’ çıkarıldı, değil mi?. Artık asrımızda,  her türlü teknolojik imkanların kullanılmasına rahatlıkla gidilebilir!. Hiç değilse, ücretlinin ücretinden kendisi öyle o kadar da farkında olmadan tahsili yapılsın!. Dolaylı veya dolaysız şekilde vergiler, batı standartlarında uygulama nasıl yapılıyorsa o şekilde geliştirilsin, diyoruz!

            --Vergi İadesinde, ‘kapana sıkışan ücretli’ Hele günümüzde bir memur veya çalışan aldığı parayı olduğu gibi ihtiyaçları için tüketiyor. Çok önemli bir nokta var ki, vergi iadesinde çalışan resmen mağdurları oynuyor! Nasıl mı?. Zaruri harcamalarınızın büyük bir kısmı, Vergi İadesi kapsamı  dışında tutulmuş!. Gerekçesi pek o kadar anlaşılmış değil!. Kira’nın %80’leri, Elektrik, Su, Telefon, Yakıt gibi giderler; vergi iadesinin dışında tutuluyor!. Bu saydığımız harcamalar takriben ücretlinin aldığı maaşın %50’lerini aşıyor!. Bir noktada, birileri vergi iadesini aşındırmış!. Ne söz söyleyen var, nede soru yönelten!. Ne kadar sessiz, sedasız ve de uslu bir toplumuz değil mi?. Sanki, bu ülkede meşru zeminde hak aramak yanlış bir talep gibi gözleniyor.

Yazarın Arşivine Dön