|
|
Kasım ayının başlarında yolumuz Palu İlçesine düştü!. 1959-1965 yılları arasında çocukluk yıllarımın geçtiği, hala birçok hatıraların hafızamda saklı olduğu Elazığ’a takriben 70 km uzaklıkta bir şirin ilçemiz…Palu, tarihin derinliklerine kök salan her bakımdan töreleriyle, ananeleriyle, gelenekleriyle, kendine özgü kültür motifleriyle zenginlikleriyle bildiğimiz bir ilçemiz!. 13. asrın en önemli özelliği nedir?. Anadolu’nun vatan oluşunda önemli rol oynayan Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Şeyh Edebali gibi gönül erenlerinin manevi iklimimizi zenginleştirmeleridir. Tarihçilerin üzerinde ittifak ettikleri önemli noktalardan biride; “Anadolu ve Balkanlarda, Hindistan ve Malezya’da, Afrika’da tasavvuf ve tarikatların yapıcı ve birleştirici özelliklerine tarih şahittir. Günümüzde ise Avrupa ve Amerika’da İslamiyet’in yayılması; Sovyet Rusya’da Türklerin milliyetlerini korumaları hadiselerinde tasavvuf ve tarikatlar dikkat çekici bir role sahiptir.” “Anadolu’yu aydınlatan” Kars’tan Edirne’ye ve oradan Balkanlara ve Tuna boylarına taşan bir manyetik alan bu memleketi devamlı diri ve ayakta tutmuştur diyebilirim!. Tarihte bunlara, ‘Horasan Erenleri’ diyoruz!. Bir realite olarak kullanılan ifade; “Türkler, Anadolu’yu sadece kılıçla fethetmedi” O fethi tamamlayan çok önemli bir halka var ki, ‘bir silsilenin devamı’ olarak çorak toprakları mümbit hale getirmek için ömürlerini veren ‘gönül erenleri’ veya halk arasında ‘gönül doktorları’ devamlı manevi telkinlerle bu coğrafyada yaşayan insanın morallerini hayata bağlayarak/ onu güzelleştirerek sağlam temelleri atmışlardır. Palu, kalesiyle meşhurdur!. O kalenin hemen eteklerinde uzanan Murat nehri Palu’ya ayrı bir çeşni/ ayrı bir güzellik getirir. Palu ilçesinin hemen yanı başında tarihi, ‘Murat Köprüsü’ hala eski haşmetiyle ayakta durmaya çalışır. Köprünün sağ başında, Palu’ya ve çevreye hakim bir tepe üzerinde sözünü ettiğimiz tasavvuf halkasının önemli isimlerinden Şeyh Ali Septi Hazretlerinin makamı yer alır. Onun talebesi bir büyük zat, Mahmut Samini Hazretleri köprünün hemen sol tarafında geniş bir vadi üzerinde türbesi yer alıyor. Mahmut Samini Hazretlerinin talebesi ise Elazığ insanının yakından tanıdığı İmam Efendi(Osman Bedrettin Hazretleri) makamı Harput’tadır. Tasavvuf bu milletin birliği ve bütünlüğü nazarında önemli bir konuma sahip olmuştur, tarih boyunca!. Bu yolun yolcuları tasavvufu nasıl tarif etmişler; “--Tasavvuf’un evveli ilim, ortası amel, nihayeti ise mevhibedir” “--Tasavvufun başlangıcı Allah’ı bilmek, sonu ise onu birlemektir.” “—Tasavvuf ilahi ahlakla ahlaklanmak demektir.” “—O bulut gibidir, her yeri gölgelendirir. Yağmur gibidir, her yeri sular. Tasavvuf yar olup, bar olmamıştır/ Gül-i gülzar olup, har olmamıştır.” Samini Hazretlerinin Hafız Osman Bedrettin(İmam Efendi) Hazretlerine yaptığı nasihatlar derinliğine incelenirse, tasavvufta ilmin, hikmetin, marifetin ne kadar önemli olduğu gözlenir. Bu nasihatlardan sadece birkaç maddeyi okuyucularımıza nakledelim; “- Allahü tealayı tanımak, Teslimiyet, Halk içinde Hak ile olmak, Az yemek, temiz giyinmek, Halka faydalı olmak, Güzel ahlak sahibi olmak, Arkadaşlarına şefkat, Aleme ibret nazarı ile bakmak, Hükümete itaat, Hasetten ari ve uzak olmak, Kimseye buğz ve düşmanlık etmemek, Doğruluktan ayrılmamak, Haddi aşmamak, Huzurla sükun bulmak” Dikkat ediyor musunuz; İnsanı, insana yaklaştıran hasletler!. Huzura ve güvene bütün kapıları açan hakiki tavırlar!. Ne kadar çarpıcı ve insanı teslim alan bir ifade; “Din, nasihattir” İfrat ve tefrik kapılarını kapatarak kendisine vasat (orta yolu), mutedil bir anlayışı tercih eden anlayıştır. Allah’ın Resulü ne buyuruyor; “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim!” Peygamberlerin varisleri olarak yorumlanan Evliya’nın( gönül erenleri) yolu da bu ahlak üzerinde şekillenmiştir. Orucun manevi havası ile birlikte bu sıcak duyguları okuyucu ile paylaşmak bizlere gerçekten mutluluk veriyor. Biraz da, siyasetin dışında ki ‘dünya’ ile kendimizi dinlendirmiş oluyoruz. |