|
|
BM Genel Sekreteri Annan’ın son Kıbrıs planı Kıbrıs’ın kaderinde bir milat olacağa benzer!. Öyle bir milat ki, AB’nin hukuk tanımaz şartlarının bir kopyasının BM’nin ‘sıkboğaz bir tavırla’ hakem rolünden ziyade; ‘hak yenen bir tarafın feryatlarını’ işitmeye başladı, Anadolu!. Utanmadan, sıkılmadan planın bir sureti Rum basınına sızdırılıyor!. İşte, sizlere ‘tuzak planın bir sureti’ artık bu topla oynayabilirsiniz der gibilerden!. Derler efendim!. Niye demesinler ki, AB uyum yasalarıyla bizler söyleyin lütfen, kendi ellerimizle Lozan’ı delerek Sevr’i hortlatmadık mı? Tam gaz gidiyoruz, bir bilinmez yolculuğa!. Ne meselenin hesabı yapılıyor ve ne de tarihi hakikatler gözler önüne getiriliyor!?. Destan şairimiz rahmetli Niyazi Yıldırım Gençosman oğlu yıllar önce nasıl içten gelerek haykırıyor;
“’Kıbrıs’tan çık…’ demiş AT’a karşılık…
İnsanlık, hak-hukuk hepsi dilinde, Kıbrıs adasının Türk-İslam tarihinde çok önemli bir yeri vardır. Onu şöyle veya böyle dolambaçlı politikalarla feda edemeyiz. Kıbrıs adasının bulunduğu yer, jeostratejik ve stratejik önemi hiçbir zaman göz ardı edilemez. Birde Kıbrıs adasının manevi iklimi o kadar sıcaktır ki, Anadolu insanı kendisini onunla bütünleştirmiştir. Denktaş, o iklimin asrımızda yaşayan sadece lideri değil aynı zamanda ‘kalkanıdır’ Belli güçler, o kalkanı kırmak istemişlerdir!. Öncelikle o manevi iklime bakalım!. Kendi içinden giyindiği zırhı görmeye çalışalım isterseniz. “—Peygamber efendimiz, Ümm-i Hiram’ın evinde uyurken gülerek uyandı. Ümm-i Hiram; Ya Resulallah niçin güldünüz? diye sordu. Peygamberimiz; “Ya Ümm-i Hiram! Ümmetimden bir kısmını, gemilere binip, kafirlerle gazaya giderken gördüm.” buyurunca; “Ya Resulallah dua et bende onlardan olayım! dedi.”Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz; “Bunu da onlardan eyle!” diyerek dua buyurdu.” Aradan yıllar geçti. Ümm-i Hiram Kıbrıs’ın fethinde bulundu ve şehit oldu. Bizim tarihimizde, ‘Hala Sultan’ diye anılan aşk dolu sahabe için cami, türbe ve medrese yaptırılmıştır. Eyüp Sultan Hazretleri İstanbul için neyse, Ümm-i Hiram Kıbrıs için aynı manevi fetih nişanına sahiptir. Kıbrıs adası, Akdeniz Hakimiyetinin sembolüdür. Tarihte, Akdeniz Hakimiyetinin sahipleri değiştikçe, Kıbrıs Adasının da sahipleri değişmiştir. Türkler, Kıbrıs’ı 1570 Tarihinde fethederken ilk olarak; Akdeniz’in ve dolayısıyla Anadolu’nun, Suriye ve Mısır’ın güvenliğini düşünmüştür!. Aynı şartlar günümüzde de devam etmektedir. Türkiye, 1984-1999 yılları arasında PKK ile mücadele ederken karşısında; bir liderimizin belirttiği gibi iki buçuk tane düşman vardı. Bunların ikisi Suriye ve Yunanistan idi!. Güney Kıbrıs uzun dönem PKK’ya yataklık yapmış ve ‘uyuşturucu trafiğinde bir üst olarak kullanılmıştı!’ Kıbrıs adasını düşünürken, onun hiçbir zaman Yunan Hakimiyetine girmediğini bir defa bileceğiz. 1570 Tarihinden 1878 Tarihleri arasında geçen üç asır içerisinde Türklerin hakimiyeti altında olduğunu da unutmayacağız. Fethi Gemuhluoğlu ismini edebiyat camiası yakından bilir. Kendileri Kıbrıs Hürsöz ve Yeşilada yayın organlarında 23 Ağustos 1949 Tarihinde yazdıkları bir yazıda şu önemli düşüncelere yer verir; “Anadolu bozkırlarında ilk göründüğümüz günleri hatırlayınız. Alperenlerin, gazilerin, dervişlerin, Horasan erlerinin, bu iman adamlarının kuşatıcı ve fethedici kasırgasını, yeniden esir Türk diyarları için bir kurtarıcı ruh olarak düşününüz., Anavatan yaşama ve ayakta kalmanın en asil çaresinin, Anadolu’yu yeniden fethetmek ve Oğuz Türkmen geleneklerine yeniden uymak olduğunu gördü. Türk milletinin kalbinde sönmez bir hürriyet meşalesi tutuşturmuş olan Namık Kemal’in ruhu Magosa’da haya esirdir. Onun hürriyeti 90 bin Kıbrıs Türkünün hürriyet ve saadetiyle birlikte başlayacaktır. Ve, siz 90 bin Türk, kendinizi Magosa’nın rutubetli zindanlarında hissetmiyor musunuz?. Yeşil adanın zümrütlüğü, hürriyetle birlikte gelecektir ve adaya Ayyıldız’ın gölgesi düşmüştür.” 20 Temmuz 1974 yılında, Türk askeri adadadır!. Oraya, Yunan cuntacılarına karşı, belki tarihe büyük bir fecaat olarak yazılacak bir katliama karşı, ‘huzuru, güveni ve barışı götürmüştür!’ Aradan geçen 28 yıl içerisinde Kıbrıs’ta, ‘kimsenin burnu kanamamıştır!’ Hal böyle olmasına rağmen, BM’lerin her iki tarafa takdim ettiği planda, Türkler aleyhine; önemli ölçüde toprak kaybı olurken, stratejik konumlarını elinden almakla kalmıyor, 80 bin Rum tekrar Kuzey Kıbrıs’a yerleştirilmek istenirken, önemli nüfusa sahip Türklerde ada dışına göçe zorlanıyor!. Tarih boyunca Kıbrıs ve Kıbrıs Türk’ü bizlere: bir Kars, bir Ardahan kadar yakın olmuştur!. O yakınlık nedir?. Dilde, fikirde, İşte olduğu kadar bu milletin bilumum kültür zenginliklerinin içerisinde var olmuştur. Şimdi lütfen söyleyiniz; ‘eti kemiğinden nasıl ayıracaksınız’ Burada Türk aydınlarına, Türkiye’mizde mevcut 71 Üniversitemize çok önemli görevler düşmektedir. AB yolunda, ‘feda olsun…’ bu milletin var olan hürriyeti ve istiklali mi diyelim? Biraz açık sesle söyleyiniz!. Kıbrıs’ı Türk insanı kendi milli politikalarının ayrılmaz bir parçası olarak gördü ve yorumladı. Anadolu insanının düşüncesinde değişen bir şey yoktur!. |