|
|
Morallerimizi Yüksek Tutalım!.. Türkiye’de gözlerin Kuzey Irak’a çevrildiği şu günlerde İstanbul’da tarihi bir toplantı yapılıyordu. --Ekonomik İşbirliği (ECO) 7. Doruk Toplantısı! Toplantıya katılan ülkeler ve yer aldığı coğrafya bizler için bir o kadar önem taşıyordu. --Türkiye, İran, Pakistan, Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Azerbaycan… Aklıma hemen acaba tarihi ‘İpek Yolu’ tekrar canlanıyor mu, sorusu geldi. Bu coğrafyanın önemine hiç baktınız mı?. Türkiye, Doğu ile Batı arasında ‘kilit ülke..’ Cumhurbaşkanı Sezer; “ECO’nun 350 milyon nüfus, 8 milyon km2 alanı ile önemli doğal kaynaklara sahip bir organizasyon” Gerçekten, ‘Turan Coğrafyasının’ günümüzde artık giderek ‘organizma’ olması ve önümüzdeki yıllara damga vuracak şekilde birçok adımları birlikte atmaları çok önemli!. Bu toplantı da bir önemli karar alınıyor; “İstanbul, Ankara, Van, Tebriz, Tahran, Türkmenaabad, Taşkent ve Almatı güzergahını izleyecek Trans Asya Treninin düzenli şekilde işlemesi!. Bu ülkelerin stratejik önemini çok iyi kavramamız gerekiyor. Siyasi, ekonomik ve askeri işbirliğine doğru ciddi adımların atıldığı dünyamızda, ‘Turan Coğrafyasında’ böylesine sıcak işbirliğine ne kadar ihtiyacımız olduğu göz ardı edilmemelidir. Bir defa böyle bir bütünleşmeyle; Güney Asya’yı kuşatıyorsunuz. İç-Asya’nın emniyetini daha rahat sağlıyorsunuz. Bu ülkelerdeki gaz, petrol ve diğer kaynakların batıya ulaşmasını sağlayacak bir köprü ayağı; Türkiye!. Türkiye bölgede, çok ciddi bir konuma sahip bulunuyor. Her şeyden önce doğu ile batıyı buluşturan bir coğrafya üzerinde!. ECO Toplantısına katılan ülkelerin Irak üzerindeki ortak tepkileri; “Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması üzerinde netleşiyor” Artık, bölge ülkeleri ‘kendi iç güvenliğini korumalı’ Bu yönde katkılarını artırmalıdırlar. Tarihi misyonlarını tekrar üstlenmek istiyorlarsa, ‘iş birliğini azami ölçüde güçlendirmelidirler.’ Doğu ve Güneydoğu Bölgemizin bir yanda Kafkaslara, öte yanda Basra Körfezine açılan bir kapı olması hesabıyla ‘bölgenin belkemiği’ ve de ‘emniyet kemeri’ olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Türkiye, bu hassasiyeti biliyor ve koruyor. Öyle ki, bölgenin makus talihini değiştirecek GAP, DAP projeleri ile birlikte; ‘Bakü -Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ gerçekte bir güvenlik şeridi oluşturacaktır. Türkiye bu bakımdan birçok alternatif kalkınma modelleri ile cazibeleri üzerine çekecek ahenkte ve güçtedir. Burada kuşkusuz Fırat Havzası veya bir başka ifadeyle; üç kıtanın birbirine en fazla yaklaştığı, üç tevhit inancının doğarak filizleştiği bu bölge kaynakları bakımından oldukça zengindir. Bölgenin haremine girmek isteyen şer güçler devamlı petrolü düşünmüş, zengin su kaynaklarını düşünmüş, yer altı ve yer üstü zenginliklerini düşünmüştür. Bütün bu sıkıntıların adı günümüzde, ‘şark meselesi’ olarak tarihin seyrine damgasını vurmuştur. Türkiye bütün bu sıkıntıları başından def edecek güce ve iç dinamiklere sahip bir ülkedir. Direnci devamlı yüksek olmuştur. İşte, ECO toplantısı o bakımdan daha fazla önem kazanmaktadır. Türk insanının morali yüksek olmalıdır. 21. Asırda cazibe merkezi olacağını iyi düşünmeli ve kendisini buna göre hazırlamalıdır. Tarihte, ‘belli fetret dönemleri olmuştur.’ Her zaman ne deriz; Her gecenin bir sabahı vardır. Her kışın bir baharı olduğu gibi! Bedrettin KELEŞTİMUR |