Rüzgar Esmeye Başladı!..
     09 Eylül 2002 Pazartesi


Bir söz vardır; ‘Ot bile kımıldamıyor’ Türkiye, ekonomide  son yıllarda böyle bir daralmanın verdiği ‘durgunluğu’ yaşadı!. Öyle ki, ekonomide meydana gelen ve ‘kriz sendromu’  olarak literatürlere geçen bu sancılı dönemde insan psikolojisinin derinden etkilendiğini gördük. Beni hoş görsünler; ‘umut tacirleri’ sıfatını öfkenin tırmandığı dönemlerde kullandığım siyasilerin de, ‘ağzını bıçak açmıyordu!’ Türkiye gerçekten sıkıntılarla dolu bir dönemden, patika yollardan geçiyordu!.

            Zenginlerimiz için 70’li yıllarda; ‘milyoner’ diyorduk!. 80’li yıllarda ise zenginlerimiz için ‘milyarder’ demeye başladık!. 2002 yılında Türkiye Kamu- Sen tarafından yapılan araştırmaya göre, 4 kişilik bir ailede, “yoksulluk sınırı, 1,1 milyar” olarak açıklandı. Halkımız arasında sıkça kullanılan bir tabir vardır; “paramız artık pul oldu!”

            Türkiye’nin ekonomik olarak ciddi daralmalar ile birlikte radikal tedbirlere başvurulduğu dönemler hafızalardadır. 1979 yıllarında kulaklarımızı hala tırmalayan bir ifade, “70 Cente muhtaç olduk” 1980 yılının 12 Ocak Tarihinde hatırlarsınız, ekonominin önünü açmak için birçok kararlar alınmıştı. 1995 yılında, 4 Nisan kararları!. 2000 yılının Şubat ayında yaşadığımız ‘kriz ve onun devam eden süreci’

            Son yirmi beş yıldır siyasilerin ilk planda yer alan vaatlerine hiç baktınız mı?

            --Enflasyonla ciddi şekilde mücadele!
            --Faizlerin  düşürülmesi!.
            --Yatırımların artırılması ve işsizliğin önüne geçilmesi!

            Bu söylemleri Başbakan olarak Demirel’in ağzından da dinledik, Rahmetli Özal’da; “Enflasyonu %10’lara çekeceğiz” dediler. 1990 yıllarında hükümet olan Çiller’de, Yılmaz’da aynı ifadeleri kullandılar. İç borçlarımızın giderek katlanmasının altında yatan sebeplerin başında, ‘yüksek faiz’ vardır. Ülkenin en büyük handikabı olarak, zamanla büyüyen kara delikleri söyleyebiliriz. Elinizi, kolunuzu bağlıyor. Arz-talep dengesi üzerindeki istikrarın üzerine kara bir gölge gibi sürekli düşüyor. Tıpkı, kar topu gibi büyüyen ve masallarımızda ki ‘Tepe Gözü’ andıran bir sendromu  yaşıyoruz!.  

            Ocak-Ağustos 2002 Dönemi TÜ/KE fiyatlarındaki durumu analiz etmeye çalışıyoruz. 2002 yılının ilk sekiz ayındaki enflasyon oranı, %16 civarında!. Tüketici fiyatlarındaki bir yıllık enflasyon ise Ocak 2002’de %76’larda bulunurken, Eylül 2002 ayında bu rakamın %40’lara gerilediğini görüyoruz. Mayıs-Eylül dönemi enflasyon rakamları devamlı düşük olur. Yaz mevsiminde üretimin arttığı bereketli aylardır. Gel görelim ki, Eylül ayından itibaren sıkıntılar başlar!. Konut, yakacak, eğitim, ulaşım, sağlık sektörlerinde hareketlilik başlar. Talep giderek artar. Burada yeni dengelerin oluşmasına azami gayret edilmelidir.

            Maliye Bakanı Sümer Oral, 2003 yılı bütçesinin 135 katrilyon olacağını açıklarken, faiz dışında kalan harcamaların 69-70 katrilyon olacağını belirtiyor.

Burada havuza akan su belli!. Havuzun kaçakları hakeza gözlerimizin önünde. Bütün bu imkanlar ölçüsünde 2003 yılı bütçesinde, %5 büyüme hedefleniyor!. Türkiye, maalesef 2001 yılında %9 ekonomik daralma ile karşı karşıya kalmıştı. 2002 yılında hedeflenen büyüme oranı ise, %3 olarak gözlemleniyor. DİE’nin açıklamalarına göre sanayi üretim endeksi, 2002 yılının ilk 6 aylık döneminde; %7.4’lük bir artış ortaya koyuyor. O sebeple, yazımızın başlığına büyük bir zevkle, ‘rüzgar esmeye başladı’ dedik. Temennimiz, bu esintinin giderek iç piyasalara yansımasıdır.

            Türkiye her ne kadar, yabancı sermaye bakımından riskli ülkeler arasında; 56’lık ortalama risk faktörüyle 60 ülke arasında 18. sırada yer almasına rağmen, istikrar politikası ile birlikte iç piyasada ekonomiye güven atmosferi yerleştiği takdirde önündeki birçok açmazları ortadan kaldıracak potansiyele sahiptir. Şu realiteyi gayet iyi bileceğiz; faiz düştükçe, enflasyonun beli kırıldıkça; toplumda ona orantılı olarak refah seviyesi artacak ve iç piyasa hareketlenecektir. Yüksek faiz ve enflasyonla kalkınalım diyenlere sözümüz, ‘yüksek ateş altında tutarak hastaya tedavi uygulayamazsınız.’


Bedrettin KELEŞTİMUR
bedrettin@elaziz.net

Yazarın Eski Yazıları