|
|
Eskiye Özlem!.. Bu şehirde gerçekten ‘iz bırakan’ insanlar anıldıkça, bıraktıkları eserler konuşulur. Hayırla yad edilirler. Geçtiğimiz gün, Elazığ’da başarılı hizmetlerde bulunan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Feyzullah Arslan aradılar. Uzun süredir üzerinde çalıştığı ve baskı aşamasına gelen “Polisiye Fıkralar” isimli eserden bahsettiler. “Bir kaşık çorbada sizlerinde payı olsun!” bağlamından Elazığ’daki hatıralara çok önem verdiğini belirttiler. Bu bir ahde vefa örneği! Geçmişe doğru şöyle bir yolculuk yaptım! Bu şehre, ne güzel imaj kazandırılmış... Gün gelmiş, Elazığ ‘kampanyalar şehri’ olmuş. Her biri ‘model olarak gösterilen’ faaliyetler!.
“--Bıçağı Bırak, Kalemi Al Bu heyecan nasıl da, İstanbul basınında derin tesirler bırakmıştı!. AB’nın kapısının çalındığı şu günlerde, ‘Sivil İradenin-Gönüllü kuruluşların’ önemi daha iyi anlaşılıyor. Bu iradenin oluşmasında hazırlanan zemin ve onun mimarları tarihe önemli notlar düşmüşlerdir. O günlerin heyecanını bir daha yaşamak istedim;
“Delikanlı! İnsan dendi mi, ilk akla; ‘insaf’ gelir. Saf tutan erler, kendileri için ‘sükutu’ seçtiler. ‘Saffaniyetle’ hayatı devamlı sevdiler, sevdirdiler. Evet!. Konumuzu isterseniz bir dörtlükle bağlayalım;
“Eski Dostlar,
*** *** Siyaset dönemi başladı... Artık kafalarda yer etmesi için sıkça bahsedeceğim; “Meydanları Dili” sizleri aldatmasın. Meydanlar, ‘hamasidir’ Orada duygular söze hakimdir. Alkışların dozuyla kelimeler seçilir ve belki de yerlere altın yaldızlar halinde saçılır. Ama bir şey var ki, ‘iktidar olma farklı’ Elazığ şimdiye kadar nasıl davrandı;
“Elazığ! 1980 sonrasının siyasetine şöyle bir bakınız. Elazığ hiçbir zaman coğrafi konumunun önemini yeteri gibi değerlendirememiş ve yatırımlara yansıtamamıştır... Ne deriz; “Sana dar olmuş günler, yazığ” Bir önemli noktayı daha vurgulamak isterim; Kömürhan Köprüsünün ötesinde, “Gurbette ki Elazığ” farklıdır. Birbirine gurbette sımsıkı bağlıdırlar. Belki de, “Kömürhan Köprüsü Harput’a bakar” derken bir ince söz, dahası bir zalim kültür bizleri kavurur; ‘hasutluk’
“Kanat ol! Gel görelim ki, bu kültürü değiştirmek için daha çok çaba sarf etmeliyiz. Neden mi?
“Taş koyulur! Düşünüyorum da, acaba bu memlekette;
--Tuz mu kokmaya başladı, Bütün bunları içimize sindirerek çok iyi yorumlamalıyız. Biz diyoruz ki,
“Nehir olur! Bu ülkede gün geldi, ‘toprak çoraklaştı’ Dilim, dilim çatladı. Gün geldi, ‘gönül pınarları kurudu’ Bütün bunları gören bir gözle artık insanımıza bakalım. Geleceği ona göre daha mamur kılmak için!. Bedrettin KELEŞTİMUR |