Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Bedrettin KELEŞTİMUR << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 

Bedrettin KELEŞTİMUR ...: KÖŞETAŞI :

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa
Şiirlerim

Bedrettin KELEŞTİMUR

Hazar Şiir Akşamları
12. Hazar Şiir Akşamları Gözlemleri!..

25 Ekim 2004 Pazartesi

2004 yılı Eylül ayının ihtişamlı geceleri olarak artık anılmaya başlanılan  Uluslar arası  Hazar Şiir Akşamlarının 12.’si büyük bir görkemle/ edebi ziyafetlerle/ panayır havası içerisinde 7’den 70’e her Elazığ’lıyı bünyesine alacak şekilde  yapıldı..

İlki 1992 Tarihinde Şair-Yazar ve Araştırmacı Fikret Memişoğlu adına yapılan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarını, ‘dünü ve bugünü..’ ile yorumladığımız zaman verilen hizmetin edebi anlamda ne kadar büyük olduğunu  daha iyi anlamış oluruz..

Sadece, son on yıl içerisinde Hazar Şiir Akşamları için hazırlanan ‘Güldesteler..’ bin iki yüz sayfa hacminde, ‘edebi şaheser..’ olmuştur.  Elazığ insanı bu eserler sayesinde, kendi bağrından çıkardığı ‘edebi şahsiyetleri..’ daha yakından tanıma fırsatını bulmuş; bu eserlerle son bir asır içerisinde Türk edebiyatına/ tarihine büyük hizmetler veren edebi kimliklerde kendisini yorumlama fırsatını da bir anlamda yakalamıştır.

Harput/Elazığ bir kültür, sanat ve edebiyat merkezi demek yetmiyor. O büyük sanat mahşerini bir büyük vizyon halinde kendi insanımıza/ onun sofrasına kadar taşımanın mutluluğu insana bir farklı haz veriyor..

Son on yıl içerisinde, Hazar Şiir Akşamlarıyla, ‘sadece şiir resitali..’ yapılmamış!.. Elazığ/Hazar Gölü ile bir büyük açılımda yakalanmıştır.  Hazar’da; Türk Dünyasının Kurultayı yapılmaktadır!..  Bu şehir insanı, kendi gönül coğrafyasıyla tanış olmaktadır... Fırat Vadisinin önemli merkezi olarak bilinen Harput/Elazığ’da  bu devasa eserin her yıl daha zengin bir sofrayla takdim edilmesinde, ses ve söz ustalarının  eserlerinin terennümünde  birleştirici rolü iyi düşünmeliyiz..

Elazığ İlimiz, tarihinin en kadim bir görevini komşu illerimizi imrendirecek bir hazzı yaşayarak üstlenmiş bulunuyor. Elazığ/Hazar denildiğinde, Türk Dünyasına açılan bir ‘edebi köprü..’ akla gelir. 21. asra adım attığımız bir dönemde, Hazar Şiir Akşamlarının önce Elazığ’ın ve sonrasında bütün Türk Dünyasının gündemine taşınmasını ilahi bir tecelli olarak yorumluyorum!..

Evet!. Elazığ/Hazar’da, Türk Dünyasına bir köprü kurulduğunu ifade ettik.. Bu köprü üzerinden öncelikle, aydınlarımız büyük bir teslimiyet içerisinde yürüyecek.. Bu ruh olgunluğunu son on yıl içerisinde yakalamış  bulunuyoruz. Balkanlar, Kafkaslar, İç Asya, Kırım, Kerkük ve daha nicesi artık bizlere, ‘uzak değil..’ Vicdanlarımızın derinliklerinde  bizlerle tarih/kültür/dil bağı olan o güzelim ata yadigarı coğrafyamızı yaşıyoruz.. Bugün edebi/kültürel manada yapılan bu faaliyetler çok değil, yakın bir zaman içerisinde; siyasi, iktisadi, sosyal anlamda birçok birliktelikleri de şüphesiz getirecektir.

2004 Tarihinde, Azerbaycan’ın Bakü Şehrinde yapılan 11. Hazar Şiir Akşamlarının heyecanını; aynı sütunlarda birlikte yaşamıştık..

Şiir, sadece bir zevk, estetik, incelik, zarafet olarak düşünülmemeli... Şiirde, tarihimin derinliklerine ses ve söz ustalarının marifetiyle  süzülerek gidiyorum ki, ‘asırların serencamını yaşıyorum..’ Böyle bir ritmi bir başta sanat dalında içten gelen rahmet pınarlarıyla dillendirmeniz mümkün değil!..

Bir önemli husus var ki, hiçbir zaman göz ardı edemeyiz; Hazar, bu şehrin ‘ortak eseridir..’ Dün olduğu gibi bugünde, bu güzide faaliyeti ‘paylaşmalıyız..’ Birlikte dillendirmeli, birlikte seslendirmeliyiz.. Dün ne yapılmıştı, Elazığ Valiliğinin öncülüğünde, Belediye Başkanlığı, F.Ü. Rektörlüğü, ETSO, Elazığ’daki gönüllü kuruluşlar, Sivrice Kaymakamlığı ve Sivrice Belediye Başkanlığı... Bu organizasyonun bir de, Ankara ayağı unutulmamalıdır.. Kültür Bakanlığı’ndan, Atatürk Kültür Merkezine.. TİKA’dan diğer kurum ve kuruluşlara kadar uzanan bir geniş halka.. 

Hazar Şiir Akşamlarını Türkiye’de, ‘model..’ yapan anlayışta, mutlaka onun tabii güzellikleri altında yatan sebeplerde, mutfakta verilen hizmetin büyüklüğü..’ yatmaktadır. O taşın altında, ‘biz..’ kültürünün ince nüanslarını görürsünüz.

**                   **

Edebi sanatların şâhı olarak yorumlarım, şiiri!.. Şiir, insan merkezli bir sanat olarak, gönlümüzün sevda harmanıdır. Derinliğine düşündüğünüzde, bir milletin edep ve adap pınarından sürekli canlar içre beslendiği tarihinin ve de talihinin satır satır, mısra mısra,  kelâmının asra ve zamana selâmıdır!.. 

Bu yolun yolcuları arasında, ‘hikmet sahibi..’ alimler vardır.. Milletine ‘hâkimane/ hekimane  söz söyleyen..’ gönül sultanları, hükümdarlar vardır..

“Kaside-i Bürde..” isimli eserin sahibi Hassan B. Sabit, Peygamber Hırkasını giyen bir şair!.. Türk ve İslam dünyasının Pir-i Türkistâni olarak bildiği büyük İslam Velisi Ahmet Yesevi, ‘hikmet dolu sözlerinde..’ bedii zevkin her türlü tadına vardığı güçlü bir şiiriyât vardır!.. Hz. Mevlâna, o koca eserini/ Mesnevisini,  ‘beyitler halinde..’ yazmıştır!.. Yunus Emre, Şeyhî, Nesimi, Fuzulî, Itrî, Bâki, Nedim, Şeyh Galip, Yahya Kemal, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni, Harputlu Rahmi, Muallim Naci, Arif Nihat Asya, Necip Fazıl Kısakürek... Ve, daha niceleri zamanı bizlere en iyi şekilde yorumlayan deha simalar!.

Alî Şir Nevâi’de, Kaşgarlı  Mahmut’ta güzel Türkçe’nin zarif mücadelenin yorumunu yaparken tarihi bütün engin ufuklarını bulursunuz!.. Yusuf Has Hacib’in, “Kutad-gu  Bilig” eseri aynı sıcaklığını koruyorsa, Türkçe’nin zenginliğini şiiriyatın  ikliminde gezinerek görebilirsiniz..

Evet!. Destanlarımı, efsanelerimi, masallarımı hafızalara ilk nakşedenleri düşündüm!.. İlimi, dilimi, hukukumu, töremi düşündüm!.. Türkülerimi, kasidelerimi, şarkılarımı, hoyratlarımı, gazellerimi, manilerimi düşündüm!.. Ses ve söz ustalarım bir büyük tarihi nâkışlamış...  Arif Nihat Asya şiirinde ne diyor;

“Itri, bestelesin tekbirini;

Evliya okusun Kur’anlar!

Ve Kur’an’ı göznuruyla çoğaltsın

Kayış zâde Osman’lar!

 

Nâtını Galip yazsın, Mevlidini Süleymanlar

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin Sinan’lar!.”

Çanakkale Destanını Akif’ten dinlerim... Sakarya Türkü’sünde  bir ulu zaferi şairin mısralarında tekrar yaşarım.. Niyazi Yıldırımla, Destanlar Buncunda mazinin bütün esrarı gözlerimin önüne serilir!..

**                   **

23-25 Eylül Tarihleri arasında Elazığ’da, kültür, sanat ve edebiyatın şöleni yapıldı.. 

1-2 Ekim Tarihlerinde, Fırat Üniversitesi, Harput  Hükümdarı Belek Gazi Sempozmuyunu gönülden kopan fırtınalarla gerçekleştirdi.. 

Gerçekten heyecanlanmamak elde değil!.. Elazığ öfkenin değil, kinin, nefretin ve  ihtirasın değil, küçük ve basit hesapların değil; büyük ideallerin aksiyon haline geldiği bir şehir olmuştur!..

Hz. Mevlana  ne diyor?..

“Testinin içerisinde ne varsa dışına o sızar..”

Bir nesil, iki nesil öncesine gidiyoruz;

--Bu şehirde, çok köklü ve geleneklerine bağlı bir ilim muhiti görüyoruz.. Şairleri, sanatkarı besleyen de ilim muhiti olmuştur, şüphesiz!..

Bu şehir, dünde kendi kabuğunu kırmıştı.. Bugünde aynı şekilde rahatlıkla dış dünyaya açılabiliyor.. “Yarın geçilecek yolları bugünkü nesiller yapanlar..”

Hazar Şiir Akşamlarındaki tarihi misyona bakıyoruz, gözlerimiz yaşarıyor.. Bütün bunları bu şehrin güzel insanları mı gerçekleştirdi?.. Öyle ki, her faaliyet bir öncekinin önünde yer almış.. Her faaliyetin bünyesine yeni taşlar konulmuş.. Elazığ, bütün bu güzel çalışmalarla, bütün Türkiye’ye, Türk Dünyasına örnek olmuş, model olmuştur.. Edebiyat mahfillerinde aylarca, Hazar/ Elazığ konuşulmuş.. Güzellikler dile getirilmiştir..

Evet!. Aynı pınardan, aynı kaynaktan beslenen şairlerimiz, Hazar’da, her yıl yapılan kutlu, soylu ve asil toplantılarla; dilde, işte ve fikirde birliğin duygu zenginliğini yaşamış/ yaşatmıştır.. Bir büyük coğrafyanın şairlerinin, ediplerinin,  sanatkarlarının, yayın sahiplerinin, Hazar’da  bir araya gelmelerinin yankılarını hiç düşündünüz mü?..

Türkülerimiz, koçaklarımız, ninnilerimiz, hoyratlarımız, manilerimiz, destanlarımızın asıl kahramanları kimlerdir; --Kendilerine Hak tarafından ilim, hikmet, ilham verilen şairlerimizdir!.. Şairlerimiz, ferdi hayattan cihanşümul hayata köprü kuran dehalardır!.. Basitten mükemmele yürüyen aşk, sevda ve yürek insanlarıdırlar..

Hazar’daki buluşma da, tarihin cilvesini yaşarım.. Makedonya’dan, Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan, Kosova’dan, Kırım’dan,Kerkük’ten, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Kıbrıs’tan şairlerin, ediplerin Hazar’da buluşmaları; aynı dili, aynı duyguları, aynı kültürleri paylaşmaları öylesine müthiş bir olay ki, sadece Allah nazardan saklasın diyorum..

Elazığ/Hazar’da, sadece şiir okunmuyor; Şiirin felsefesi yapılıyor.  Şiirin her satırında bir gizemli dünya saklı.. Her mısrasında, bir milletin hafızası/ bir milletin hatıraları saklı!.. Şair, gönlüne milyonlarca yüreği taşımış, asırların feryadına  verdiği ses yankılanmış!.. 

Şairin diliyle dağlar konuşmuş, vadiler yankılanmış.. Nehirler, yürek olmuş, çağlamış.. Çeşmeler dile gelmiş.. Yıkık, viraneler ağlamış.. Türküler, Türk’ü söylemiş..

Bütün bu duygular içerisinde, Elazığ’ı düşünüyorum.. Köklü bir tarihi, fikri ve edebi hareketleri buluşturan bir münevver şehir!.. Hazar, ne kadar da bir fanusa benziyor.. Mısralar, ışıl ışıl dört bir yana, dört iklime altın kolyeler takarak  akıyor!..

Elazığ İlinin bulunduğu coğrafyayı biraz iyi tanıyalım..

--Fırat Havzasının Kuzeyinde yer alan Harput Şehri, Belek Gazi’yle, bölgesinin hakimiyet sembolü olmuştur..

--O hakimiyetin ruh derinliğinde; Harput, Urfa ve Kerkük gibi şiir, sanat ve musikimizde uhrevi  bir bütünlük görürsünüz.. 

--Üç tevhit dininin doğduğu Fırat Nehri ve onun kadim havzasında manevi bir esinti vardır..

--Üç kıtanın birbirine yaklaştığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyamızın bel kemiğidir..

--Elazığ, ulaşım ağı üzerinde, bir pergel misali yüzü sımsıcak  duygularla dönmektedir..

--Doğu ve Güneydoğu’yu  İç ve Batı Anadolu’ya bağlayan bir güven ve istikrar penceresidir..

--Elazığ, Doğu ve Batı Kültürünü içinde sindirerek buluşturan yegane şehrimizdir.. Tebriz Gülü’ne de, Elazığ’da rastlamanız mümkün.. İstanbul Bey efendisi ismiyle, Harput’u telaffuz etmeniz mümkün..

Hazar Şiir Akşamları birincisinden itibaren bir tarihi şahsiyetin anısına yapılmıştır.. Fikret Memişoğlu’ndan  Hacı Hayrilere, Fethi Gemuhluoğlu’ndan Dede Nüzhetlere,  Doğu Türkistan’ın nur yüzlü Lideri İsa Yusuf Alptekin’den Şeref Tanlara..

O  şahsiyetlerde bir tarihi kimlik, bir şehrin bütün güzellikleri bezenmiş gibidir!.. 

23-25 Eylül Tarihleri arasında, Anadolu’nun edebi-Kültür ve Sanat Dergileri Elazığ’da buluştular.. Atatürk Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural ve Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Namık Kemal Zeybek’in edebi zevkle duyguları okşaması gönülleri yatıştırdı..

Elazığ Milli Eğitimi, Tarihi bir adım atarak, 20-26 Eylül Tarihlerini şiir haftası..’ olarak ilan etti!..   Okullar, şiirin hikmet pınarlarından doyasıya içtiler, feyizlendiler, heş’e buldular..

Ve, basınımız bir taşra havasında değil!.. Sanki,  Bab-ı Ali’yi solukladı.. .  Elazığ’ın her bakımdan; kültür elçileriyle hemhal olduğu günler yaşadı.. 

Elazığ’dan, Türk Dünyasına kültür köprüleri kuruluyor..’ Yarın o köprülerden duygularımız, gönüllerimiz, kaygılarımız ve de tacirlerimiz geçecekler.. 

Elazığ/ Hazar Tarihin şu esnek/ kritik döneminde bir efsane şehir olarak adlarda/gönüllerde derin izler bırakacaktır..

Yorum Formu

Bedrettin KELEŞTİMUR - E-posta: bedrettin@elaziz.net
Haberleşmek için :
  Günışığı Gazetesi - ELAZIĞ
Tel: 0.424. 218 24 24

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Şiirlerim Başa Dön

 
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş