12 Ağustos 2004 Tarihinde, saat;
18.00-20.00 suları arasında sanat ve edebiyat dostlarıyla
birlikte Elazığ Musiki Cemiyetindeyiz..
“Yukarı Fırat’ta Tarihi Eserler”
isimli eserin tanıtım ve imza
kokteylinde, eserin sahibi Eğitimci-Yazar Lutfi Parlar
bizlere kitap hakkında açıklamalarda bulunuyorlar.
Programın organizesini üstlenen Şener Bulut, Musiki
Cemiyeti çatısı altında şehrin insanına çok güzel
hizmetler sunulduğunu belirtiyorlar. Ve, programa katılan
misafirimiz Araştırmacı-Yazar Mevlüt Uluğtekin Yılmaz,
Elazığ’ın kültür-sanat ve edebiyatına büyük hizmetler
vermiş bulunan bu çatıya bütün Elazığlıların
sahiplenmesini istiyor..
Eğitimci Yazar Şükrü Kacar’ın da
belirttikleri üzere Lutfi Parlar bir edebiyatçı olmasına
rağmen bütünüyle Sanat Tarihi alanına giren bir konuda
ciddi bir eser meydana getirmiş bulunuyor. 1071
Malazgirt zaferinden tarihinden itibaren Anadolu’ya Orta
Asya’dan Oğuz boylarının büyük dalgalar halinde Anadolu’ya
geldiklerini görüyoruz.. Coğrafyayı vatan yapan bir
güçlü irade öylesine tecelli ediyor ki, o iradeyi bütün
yönleriyle tasvir edebilmenin ufkuyla donanmış asil ve
soylu aydınlara her dönem ihtiyacımız olmuştur.
Dil, Tarih, Kültür hiçbir zaman ihmale
gelmez!.. Nesiller boyunca
taşıdığımız ananelerimiz, masallarımız, destanlarımız,
hoyratlarımız, şarkılarımız, türkülerimiz, ortak
acılarımız, sevinçlerimiz, kaygılarımız yanında; toprağın
üzerini donattığımız, ona maşeri dünyamızın zevk ve
estetiğini, hatıralarımızı ve hatıralarımızı üzerinde
taşıyan eserler vardır. Mezar taşının üzerindeki yazıya,
bir kırık çininin yüzümüzü aydınlatacak süslemesine kadar
itinayla üzerinde eğileceğimiz toprağın üzerinde nice
eserlerde geçmişten derin izler buluruz..
Lutfi Parlar bizleri, “Yukarı Fırat’ta
Tarihi Eserler” isimli eseriyle; ‘tarihimizle
buluşturuyor..’ Kalelerimiz, Camilerimiz, Türbe ve
Mescitlerimiz, Han ve Hamamlarımız, köprülerimiz, Çeşme ve
bedestenlerimiz, bütün bu eserlerdeki desenler, motifler,
işlemeler vs. bir önemli tarihi kimliğe götürüyor.. Sn.
Parlar, her eser hakkında sadece bilgi bazında değil;
resimleyerek onları bir noktada gelecek nesillere
taşıyacak şekilde, meydana getirdiği eserle tescil
ediyor..
**
** **
Tarih ve Kimlik dedik!.. Bu eserin
tanıtıldığı çatı, Elazığ’da 35 yıl hizmet veren bir
güçlü sivil örgü!.. Tabir caizse, 24 saat kapıları
kapanmayan ‘kültür evi..’ Fedakarlık üzerine bina
olmuş, ‘halk okulu..’ Otuz yıl boyunca on binlerce
insan bu çatı altında ders almış!..
Elazığ hakkında sıkça kullanılan birkaç
kavram vardır;
--Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Kültür
Başkenti!..
--Doğu ve Batı Kültürünü kaynaştıran
önemli tarihi bir merkez.. Fuzuli ve Nedim’in divanları
Harput’ta bestelenmiş..
--Son
yirmi yıl içerisinde yapılan özgün faaliyetlerle Elazığ
bölgesinin ‘Huzur Merkezi..’ olarak anılmaya başlanmıştır.
Bu ülke, 1984 sonrasında teröre yüz milyarın üzerinde para
harcarken, Elazığ insanı asla ve kata bu şehri teröre
bulaştırmama için direnç göstermiştir..
Bu direncin temel harcında bu şehrin
insanının
‘milli ülküler etrafında..’
aydınlanma şuuru yatar..
**
** **
1980 sonrasında, Elazığ’da Valilik yapan
Saim Çotur, Muharrem Göktayoğlu ve Lütfullah Bilgin
dönemlerinde, ‘Özel İdare Binaları..’
yapılmıştır... Her üç Özel İdare Binasının ihale usulü,
‘satışa çıkarıldığını..’ öğrenmiş bulunuyoruz..
En büyük üzüntüm nedir?..
--Halen büyük kültür hizmetlerine
imzasını atan Elazığ Musiki Cemiyetinin bulunduğu Özel
İdare İş Merkezinin satılmasıdır!..
Burada, en büyük zararı/ en büyük darbeyi
‘sivil iradeye..’ vuracağız!.. Mekanında gelmiş
geçmiş bütün Cumhurbaşkanlarını misafir ederek büyük
takdir toplayan ‘kamu statüsündeki..’ bu önemli
halk okulunun korkarım ki dağılma sürecine girmesi
olacaktır!.. Bunun vebalinin altından, söylerim;
‘siyasi irade..’ nasıl kalkacaktır?.. Asrımızın en
büyük kanseri olarak bilinen, ‘kültür yozlaşması..’
karşısında siyasilerimiz nasıl bir politika takip
edeceklerdir?.. Bunlar, sadece bugünün değil; yirmi-otuz
yıl sonrasının Elazığ’ını dert edinen aydınlarının
sorularıdır. Bir şey var ki, bu şehirde böylesine
politikalarla, ‘gönüllü hareketleri..’ öldürmüş
oluyorsunuz!..
Söylerim sizlere, son on beş yıla damgasını
vuran sosyal organizeli faaliyetlerin temelinde nasıl bir
irade vardır; --Samimiyet,
dürüstlük, doğruluk fedakarlık, ve hakkaniyet ölçülerine
dayanan sivil irade vardır!..
Satıyorum demek veya sattım demek çok
kolay!.. Siyasi irade acaba bütün bunların yerine, bir
temel ideal, bir temel prensip koyabiliyor mu?..
Vebale ortak oluyorsanız, ‘satın..’
derim!..
Çok değil, 5 yıl-10 yıl sonrasında, hesap
vermeye hazırsanız, ‘satın..’ derim!.. Sözün özü,
bir evi/ bir çatıyı/ bir binayı
dağıtmak kolaydır.. Ama, bir daha aynısını yapmanız
inanınız zordan öte, imkansız!..
Burada herkesi, her kesimi vicdanının
sesini dinlemeye çağırıyorum!.. Bu ülkenin meselelerinin,
‘rantla dönmediğini...’ gözlerimizle görerek
yaşadık. İnsan merkezli bir çaba gerekiyor..