Dışarıdan gelen hemşehrilerimiz bizlere,
“Elazığ’ın çehresi ne kadar değişmiş... Zübeyde Hanım
Caddesi şehre modern bir görüntü kazandırmış..”
ifadelerini kullanırken gözlerimiz nemleniyor!..
Aileleriyle birlikte akşam gezisine çıkan
birçok aile; “gürültü ve dinlenme nasıl bir arada olsun
ki!.” serzenişinde bulunuyorlar..
Bu insanlarımıza hak vermemek mümkün değil..
Bu bağlamda, ilgililerden farklı bir teklifimiz olacak;
--Akşam saatlerinden itibaren 20.00 ila 24.00
arasında Zübeyde Hanım Caddesi Çaydaçıradan itibaren
Öğretmenevi’nin önüne kadar trafiğe kapatılsın!..
Çoluk, çocuk, genci, yaşlısı ile
insanımız günün yorgunluğunu ve stresini üzerinden atma
imkanını bulsun!.. Tabiatıyla bizler, bütün meseleleri
‘insan merkezli...’ olarak düşünüyor ve onların sosyal
ihtiyaçları olarak değerlendiriyoruz..
** **
**
Sadece Elâzığ’ın
değil, ‘Bölgenin Sağlık Merkezi..’ olarak
nitelendirdiğimiz Elazığ Tıp Merkezi çalışanlarından
bizlere, ‘ulaşım/servis’ konusunda yakınmalar
geliyor... Asgari ücretli Fırat Tıp Merkezinde çalışan
personel daha önce Üniversitenin servis araçlarından
istifade ediyorlarmış.. Son aylar içerisinde sadece
kadrolu personele bu imkan sağlanmaya başlanıyor!..
Buradaki ikilem ortadan kaldırılmalı... Zaten dar gelirli
çalışana bir ikinci külfet yüklenilmemeli... Bizler,
sağlık ve eğitimin öncelikle insana hizmeti esas aldığını
düşünerek yola çıktığımıza göre, çalışana da aynı
keyfiyetle yaklaşmalıyız.. Sürekli motive edilen/ moral
değerleri olarak yüksek tutualan .bir hizmetliden şüphesiz
ki, daha fazla verim alabileceğimizi de unutmayalım...
** ** **
--Hazar Gölü’nde Mavi Bayrağa Doğru!..
Artık bir inanç, bir güzel irade
insanımızda yerleşmeye başladı.. Bunun en ciddi
belirtilerini Elazığ’ın oksijen çadırı olarak tanımlanan/
coğrafyamızın tabiat harikası olarak dört mevsimi bir
arada tasvir edilen, Hazar Gölü’müzde ‘kirlenmeye..’
karşı/ atık maddelerin atılmasına karşı çok çarpıcı
tedbirlerin alındığını gözlemledik... Hazar Göl şeridinde
yer alan ‘uyarıcı ve çarpıcı levhalar..’ ile
birlikte, ‘çöp bidonları..’ ve birçok kooperatif
evlerinin önünde yer alan ‘arıtma tesisleri..’
Hazar Gölü’ne artık gözünün ve gönlünün bir parçası olarak
bakmaya başlayan bir düşüncenin uyandığını/tebreştiğini
göstermesi bakımından memnuniyet verici... Bundan sonra
verilecek mesajda, ‘mavi bayrağımı istiyorum..’
ifadeleri bu bağlılığın ve ilkeli duruşun/tavrın ve
vakarlı yürüyüşün adımı olacağına yürekten inanıyorum!..
**
** **
“—Bir musibet, bin nasihattan evla mı?..”
diyelim!.. “Ateş bacayı
sarmayıncaya kadar çare ve de çözüm düşünmeyiz mi?..”
diyelim...
Türkiye’nin gündemine, ‘hızlı tren
faciasıyla...’ DDY bir anda giri verdi!.. 10. yıl
marşımızda haklı olarak bir yer alan, ‘raylarımız..’
sonra ki yıllarda ihmalin ve de bakımsızlığın kurbanı
oldu!.. Israrla içerisinde yer almaya çalıştığımız batı
dünyası toplu taşımacılıkta, ‘raylı sisteme..’ önem
verirken/ bütün teknolojisini bu yönde geliştirirken
bizler politika olarak, ‘kara treni türkülerimizle
başbaşa bıraktık..’ Sakarya/ Pamukova’da meydana
gelen ‘kaza..’ bir balyoz gibi başımıza düştü...
DDY’nı konuşmaya/ enine boyuna tartışmaya başladık..