Azerbaycan
Kültür Bakan Yardımcısı Edalet Veliyev,Yazarlar
Birliği’nin Serdi (Başkanı) Anar Bey, Devlet Bakanımız
Beşir Atalay her iki ülkeden üst düzey bürokratların,
sivil toplum kuruluşu ile Basın Yayın Kuruluşları
temsilcilerinin, şiir ve sanat dostlarının katıldıkları Xl.Hazar
Şiir Akşamları 10 Nisan 2004 Tarihinde Azerbaycan Devlet
Musiki Komedya Tiyatrosu’nda “muhteşem” bir
katılımla gerçekleşti…
Türkiye’den; Ahmet Tevfik Ozan, Ali Akbaş, Bekir Sıtkı
Erdoğan, Erdem Beyazıt, İsa Kocakaplan, Metin Önal
Mengüçoğlu, Nazım Payam, Osman Baş, Rıfat Aras,Yahya Akengin,
Yavuz Bülent Bakiler,Azerbaycan’dan; Chingiz Alıoğlu,
Ekber Qoshalı, Elchin Isgenderzade, Firkat Qoca, Nurengiz
Gün, Qabi, Ramiz Rovshen, Sabir Rustamhanlı, Selim
Babulluoğlu, Tamilla Abbashanlı, Zelimhan Yagub,
Makedonya’dan; Esat Bayram, Ahmet Oktay, K.K.T.
Cumhuriyeti’nden; Harid Fedai, Mahmut İslamoğlu,
Kazakistan’dan; Bavırcan Ömir, Januli, Bolat Şarakıbay’ın
okudukları şiirler dakikalarca alkışlandı…
Programın
sunuculuğunu Ahmet Tevfik Ozan ve Tamilla Abbashanlı küçük
Hazar’dan büyük Hazar’a gönül yolculuğunu ince bir gergef
gibi işleyerek yaptılar…
Azerbaycan
saatiyle 18.00’de başlayan Şiir Şöleni, ‘Ödül töreni’
ile başladı…Günümüz Türk Dünyası’nın usta
kalemi/gönüllerimizi yangın alevine çeviren ismi Bahtiyar
Vahapzade’ye Türk Dili’ne hizmet ödülü verildi…
Elazığ
Valisi Kadir Koçdemir’e,Uluslar arası İlim Merkezi’nin
Fahri Doktora unvanı takdim edildi…Gerekçeli kararda; “Türkiye-Azerbaycan
arasındaki alakalarının geliştirilmesindeki faaliyet ve
Türk Medeniyeti’nin/Türk Kültürü’nün İnkişafındaki
Hizmetlerine katkısı” olarak belirtildi…
Azerbaycan’ın tarihi Bakü şehri, “rüzgâr” anlamına
geliyor.. Güzel Sanatların her dalında zirve eserlerin
verildiği bir şehir… Gönüllerin kalesi haline gelen Xl.Şiir
Akşamları’nın gerçekleştirildiği Devlet Musikili Komedya
Tiyatrosu, 750 kişilik 3 katlı locaları bulunan Türk
sanat ve estetiğinin inceliklerini yansıtan mimari
dekoruyla daha da zirvelere taşındı.Şiir Akşamları
hakkında Azeri Şair,Bakü Devlet Üniversitesi Öğretim
Görevlisi Elçi Bey ; “Bağımsızlıktan sonra son on
yılda en heyecanlı kültürel bir program oldu…En başlıcası
Azerbaycan’ın uzun seneler okunan/sevilen şairleri kendi
özlerini gördü.Biz yalnız Yahya Akengin’i,Yavuz Bülent
Bakiler’i görmüştük. Tarihi bir sürpriz oldu…” Elçin
Bey bizlere, “Türk Dünyasının
diğer Cumhuriyetlerinden Şiir Şölenine katılan şairlerle
aynen “Türk ailesi” olarak bir araya gelerek Türk Şiirinin
durumunu, aynı zamanda tüm Türk Dünyasının Ekonomik,
politik ve diğer alanlarda kaygıları ile ortak konular
konuşulmuş oldu.
Şair Metin
Önal Mengüçoğlu, “Bağdat’ta yapılan Menbit Şiir
Akşamlarına (MÖ geleneği olan),
Strasburgda ki Şiir Şöleni, Almatı,
Aşkabat’ta yapılan Şiir Şölenlerine defalarca katılan bir
şair olarak, hiçbirisindeki resmi heyet şairlerle bu kadar
sıcak temas içerisinde değildi. Hazar Şiir Akşamlarında
Harput’u izleyicilere hatırlatmak amacıyla özellikle
Rahmi Harputi’nin meşhur gazelini okuma ihtiyacını
duydum. Küçük Hazar’ın ruhunu Büyük Hazar’a taşımaktan
büyük onur duydum. Bugüne kadar katıldığım Şiir Şöleni
içerisinde en sıcak duyguları yaşadığımı yâd edeceğim.
Şair Rıfat
Aras, “Organize amacına
ulaşmıştır. Bunun ispatı katılımcıların balkonlar/localar
dahil salonu doldurmalarıdır. Daha büyük salon olsaydı
şüphesiz dolup taşacaktı.
Nazım Payam;
“Dil’de, fikir’de, İş’te fikir
hareketinin uç beyleri olarak görüyorum şairleri. Şairler,
hissettikleriyle hissetmelerini aktarmalarıyla alternatif
düşünce de üretmişlerdir. İktidarların elbette yaptıkları
önemlidir. Ama şairlerin işledikleri, çevrelerine
saçtıkları doğrular daha önemli, daha kalıcıdır. Çünkü
onlar gönle, geleceğe hitap ediyorlar..
Ahmet
Tevfik Ozan ise organizasyonun yükünü omuzlayan/
organizasyonun çekirdek ismi…Tabir caizse günün 24
saatinde bir gönüllü fedai olarak koşturdu…Bizlere sadece,
“Organizasyonun başarıya ulaşmasının mutluluğunu
gözlerimden okuyun” diyorlardı.
Kıbrıslı
şair Harid Fedayi ise bizlere; “XI.Hazar Şiir Şöleni
iki Hazar’ın birleştiği bir ortamda yapıldı.Bir hayalin
gerçekleştiğini görmenin zevkini tattıklarını…” ifade
ediyorlardı.
Tamilla
Abbashanlı, Gecenin sunuculuğunu yapan Azeri
Şairimiz…Bizlere çok duygulu/içten açıklamaları oldu.Tamilla
Hanım, “İlk defa Hazar Şiir
Şölenlerine iştirak ederken yüreğimden böyle fikir geçti.
Keşke bu Şiir Şöleni Azerbaycan sahilinde olsa idi. Çok
sevinerim ki benim bu arzum gerçekleşti. Konakların
gelmesini sabırsızlıkla gözledim. Hava alanında geçirdiğim
hisleri… Ellerimi göğe açtım, Tanrı’ya şükür ettim.
Dünyanın dört tarafından Türkler, Türk Şairler Baku’ye
gelmişti, demek onlar buradan öz ülkelerini tanıtacak,
Şiirlerini okuyacak,Baku’yü görecek ve buradan öz
ülkelerine Azerbaycan sevgisini aparacaklar.. Elazığ
Valisi tarihi iş gördüler. Dünyayı Azerbaycan’la
tanıştırdılar. Aynı zamanda Elazığ Valisi kutsal bir iş
gördü. Yoksa biz Makedonya’dan, Kazakistan’ dan, KKT
Cumhuriyetinden, gelen şair kardeşlerimizle bizi tanış
etti. Şölenin başlamasına bir iki dakika kalmış,
heyecandan kalbim duracaktı. Salonda ayak üstünde durmaya
bile yer yoktu. Şölen başlandı. Bahtiyar Vahapzade’ye
ödülü küçük Bahtiyar’a verildiğinde göz yaşlarımı
tutamadım. Bahtiyar’ın yeri boş kalsa da, herkesin
yüreğinde Bahtiyar sevgisi vardı. Elazığ Vali’sinin
Rektörün elinden Fahri Doktora alması da beni
heyecanlandırdı. Söylenen şiirleri dinlemedim, su gibi
içtim. O geceye azıcıkta olsa benim de emeğim geçti. O
gece özüm dünyanın en bahtlı kadını saydım. Çünkü
birbirlerine kavuşmuş kardeşleri gördüm. O gece kulağımda
önder Atatürk’ün, Mehmet Emin Resulzade’nin, Elçibey’in,
Haydar Aliyev’in sesi geldi. Onlar her zaman bir arada
görmek istiyorlardı. Onların arzusu hakikat olmuştur. ”
Esat
Bayram,11.Şiir Şölenine Makedonya’dan iştirak eden bir
gönül ereni…O da,bizlere bu büyük buluşmanın/bu büyük
heyecanı birlikte yaşamanın bütün övgülerin üzerinde bir
hadise olduğunu belirtiyorlardı…
“Bu girişimi selamla saygılıyorum. Sözüm Hazar Şiir
Akşamlarına… Bu akşamlar adına dünyada ne kadar varsa,
övgü sözlerimi kullansam da kıvancımı ve sevincimi
bildiremeyecekler.. Katıldığım için sevinçliyim…Kıvanç ve
sevinç duyarken nice yıllar mutluluklar arz ederim..”
Oktay
Ahmet,O bir akademisyen şair…Makedonya’dan katılmış şiirin
efsunkâr havasına…Bizlerle yaptığı özel sohbetlerinde;
“İlk defa Azerbaycan’da, ilk defa
Baku’de bulundum. Bu duygu fırtınası, bu coşku, bu sevinci
birkaç kelimeye sığdırmak mümkün değil. Azeri
kardeşlerimiz ve şölene katılan tüm şairlerle
paylaştığımız bu birkaç günün hatırası ebediyen kalbimde
yaşayacaktır. Çoğu zaman göz yaşlarıma sahip olamadım. O
kadar uzak, oysa o kadar yakın olan gönüllerimiz, aynı
dili konuşuyordu. Şairler söz ustasıdır. Ama biz gönül
gözlerimizle de çoğu kez konuştuk. Bu hisleri yaşamak
inanılmaz bir tecrübeydi.”
Osman
Baş,Tokat’tan katılan şairimiz…Duygularını bir dörtlüğe
sığdırıyordu; “Baku’de Hazar’ın
kıyısında/Dalga dalga efkâr dağıtıyorum/Türk’ün
günü,yarını bir arada/Kardeş bayraklara rüzgâr okuyorum…”
Evet…İçimizden biri…diyebileceğim Elazığ’ın bahtlı
siması/ Şehremenisi Süleyman Selmanoğlu belki de,gönül
coğrafyamızdan/
uzak
diyarlardan bir araya gelen şairlerimizden/ediplerimizden
en büyük alkışı alıyorlardı…Seçimin hemen arifesinde
böylesine kutlu bir şölende bulunmakla kültür,sanat ve
edebiyatla ne kadar iç içe olduğunun sıcak mesajını
veriyorlardı…
Elazığ
İlimiz Valisiyle,Rektörüyle,Belediyesiyle,İş Dünyasıyla,
gönüllü kuruluşlarıyla,ve özellikle vurgulamak istiyorum
büyük bir efor gösteren basınıyla birbirine sımsıcak
kenetlenmenin en kalıcı fotoğrafını sergilediler…Bir büyük
coğrafyayı şiirin manevi gücüyle buluşturan
şairlerimiz,rahmetli Şeref Tan’ın ifadeleriyle hiç
sönmeyecek bir ateşi, “birlik ateşini…” Hazar’da
yaktılar…Valimiz Kadir Koçdemir,F.Ü.Rektörü Feyzi
Bingöl,Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu ve
şairlerimizin katıldıkları değerlendirme toplantısında,2004
yılında 12.Hazar Şiir Şöleni’nin Eylül ayı içerisinde,
Elazığ’da yapılacağını belirttiler…13.Hazar Şiir
Şöleni’nin ise 2005 yılı içerisinde büyük bir ihtimalle
Tarihi Türk Şehri Üsküp’te yapılacağı yönünde karar
belirtildi…
Azeri
Devlet adamlarından Büyükelçi Nevruzoğlu, Gaspıralı
İsmail’in göstermiş olduğu yol, “Hazar’da aydınlık sokağa
çıkıyor…” Doğu ve Batı kültürünü buluşturan Elazığ’ın
21.asrın aydın yüzü kâh Baku’de gülümsüyor,kâh yarın bir
başka Türk Dünyası’nda gülümseyecek…Türklüğün yüzü bu
tebessümle aydınlık yolda,yoluna devam edecek…
Azerbaycan’ın Başkenti Baku’nün en göze çarpan
noktalarını,Hazar Şiir Akşamları’nın afişleri
süslemiş…Baku’nün aydınları, Elazığ’ı kendilerine gönül
sıcaklığı veren “Küçük Hazar’ı” konuşuyor… Baku’de
yayın yapan radyo ve TV kurumlarında, “Şiirin Hikmeti…”
anlatılıyor…10 yıl aradan sonra “Hasret Köprüsünü…”geçen
şairlerin isimlerinden/eserlerinden söz ediliyor…10 Nisan
2004 Tarihinde, Baku’de bir büyük Tarih yazıldı…Emeği
geçenleri gönül sıcaklığı içerisinde selâmlıyorum…