Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Bedrettin KELEŞTİMUR << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 

Bedrettin KELEŞTİMUR ....:...: KÖŞETAŞI :

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa
Şiirlerim

Bedrettin KELEŞTİMUR

KARA DESTAN'DAN AK TOPRAKLARA!..
5 Nisan 2004 Pazartesi


            Ne olduysa Azerbaycan devlet televizyonundan  aralarında yazar Ahmet Oğuz, Yönetmen Şahettin  Mayıloğlu,  Kameraman Neriman Settaroğlu  üç yağız yiğidin şehrimize gelişleriyle oldu!..  

            Azerbaycan gibi bir ülkenin devlet televizyonundan nasıl bir program bu insanları Elazığ’a taşımıştı?.. Mutlaka bu ülke için ‘can alıcı bir konuydu…’ Bakü-Ceyhan boru hattı deseniz, Elazığ ile ne ilgisi olabilirdi ki?.. Doğalgaz hakeza öyle…Bizlere hepsinden mühim bir konu dediler…

         Evet!.. Kızıl ihtilalden sonra Türk yurtlarını kasıp kavuran ‘karanlık günler’ gelip çatmıştı…Fikre kelepçe vurulmuş; inanç ve irade kıskıvrak sürülmüş, asırlara medeniyet ışığı yayan Türk Yurduna bin bir pusu kurulmuştu!.. Belki de, tarihin en büyük sancısı başlamıştı!.. 70 yıl sürecek bir kızıl dikdatorya!.. Tarih kimliği, dil kimliği, inanç kimliği elinden alınmış…

         1930’lu yıllarda bir mücadele eri çıkmıştı…Bütün direncini ortaya koydu.. İşinden oldu, aşından oldu, yadından oldu… Bir ziyalı-ceditçi olarak ‘düşüncelerini korkmadan, çekinmeden söyledi…’ Ata yurdunda yapılması gereken ne varsa yaptı bu yiğit insan!.. Baktı ki, inancı ile birlikte Sibirya’ya sürgün edilerek bir ömür boyu mahkum edilecek…Teşbihte hata olmaz inşallah; ‘Küfrün bütün şiddetini artırdığı Mekke’yi hatırlatıyordu…” Göç veya daha sağlıklı bir ifadeyle hicret edeceği asrın Medine’si  Anadolu’ydu!.. Anadolu öyle bir yurttu ki; Yunuslara, Mevlanalara, Şah-ı Nakşi  Bendilere  Hacı Bektaş  Velilere, Şeyh Edibalilere, Somuncu Babalara ve daha nice (peygamber hırkasını taşıyan) gönül erenlerine gökçe çadır olmuştu!..

         13. asrın bunalımlı yılları sanki tekrar geri dönmüştü!.. O yıllarda doğudan gelen bir kasırga vardı; Moğol İstilası!.. Önüne gelen ne varsa yakıp yıkmaktaydı… Batıdan ise bir ayrı tufan esiyordu; Haçlı Seferleri!.. Anadolu gerçekten bir güçlü irade gösterdi, bu ablukaya karşı!.. O ablukayı öylesine kırdı ki; Bir yüksek iman, bir yüksek adalet, bir yüksek ahlak, bir yüksek moral üzerinde; Devlet-i Ebedi Müddet temayüz ediyordu!.. Bütün bunlar Anadolu’da yazılan destanlardı… Bütün bunlar, Anadolu’nun Türklüğün son kalesi olduğuna da bir güzel işaretti!..

            Gelelim, kızıl çizmeye karşı bir büyük direnç gösteren kahramanımız; Elmas Yıldırım’a…Ölümle çok defa burun buruna gelen bu edip, bu mütefekkir insan çareyi canından çok sevdiği Azerbaycan’ı göz yaşları içerisinde terk eder. İran’a gelir…Havasına gönlü ısınmamıştır. 1930’lu yıllarda Elazığ’a gelir. Burayı kendisine ‘vatan tutar…’ Ak Topraklar olarak bildiğimiz Ağın’da yıllarca kalacaktır.

         Maalesef bizler,  içimizde gizli hazine olarak yıllarca saklı kalan bu insanı, ‘üç yağız yiğidin…’ heyecanla bizlere anlattıkları ‘destanımsı…’ ifadelerle kendisini temayüz eden ifadelerden tanımaya başladık… Destan şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu  üzerinde öylesine etkileri olmuş ki, Niyazi Bey, ‘yıldırım…’ ismini kendisiyle özleşen bir fikri hayat boyu terennüm etmek için alıyor… Öyle inanıyorum ki, Elmas Yıldırım; döneminde yaşayan Elazığ’daki bir çok aydın üzerinde de etkili olmuştur.

         Yahya Kemal;

“Eslâf kapıldıkça güzelden güzele
Fer vermiş o neşve’yle  gazelden gazele
Sönmez seher-i haşre kadar şi’r-i  kadim
Bir meş’aledir  devredilir elden ele”

            Böyle bir meşaleyi Ağın Kültür ve Dayanışma Derneği daha şimdiden yakmayı amaçlamış.. Dernek Başkanı Günerkan  Aydoğmuş bizlere yaptığı açıklamalarda; Elmas Yıldırım’ın şahsında Türk Dünyasını Elazığ/Ağın’da buluşturacak bir büyük projenin çalışmaları içerisindeyiz. Bu proje üzerinde çalışma arkadaşlarımız arasında; Şener Bulut, Mustafa Öz, Murat Kuşçubaşı, Tahsin Öztürk, Mehmet Çelenk, Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Yrd. Doç. Mehmet Çevik, Prof. Dr. Vehbi Çelik, Ergün Yılmaz gibi aydınlarımız yer alıyor. Aydoğmuş, bu projemizi bütün ayrıntılarıyla hazırlayarak bayram sonrası basınımıza da bir açıklama yaparak Kültür Bakanlığına göndereceğiz. Nasip olursa Azerbaycan Halk Türkülerini yorumlayan sanatçıların katılacağı bir nezih geceyi bahar ayında gerçekleştireceğiz. Bir ömür boyunca hürriyet mücadelesi veren Elmas Yıldırım’ın şahsında; Azerbaycan’ın bağımsızlığının tekrar kutlanacağı gün olacak… ‘Turan Ülküsü…’ için yemin edilecek.. Çok geniş bir katılımın düşünüldüğü bu gecenin anısına şairlerimizin; Elmas Yıldırım’ın kara günlerde yazarak adını verdiği “Kara Destana…” nazire olarak, “Ak Destanı…” yazmalarını büyük bir arzuyla bekliyoruz. Yazımızı Elmas Yıldırım’ın yazmış bulunduğu Kara Destan’dan ile bitirelim.


KARA DESTAN

 

“Kimse bilmez Tanrıdağın  yaşını

Düşman almış Altayların başını

Uçurmuşlar baştan devlet kuşunu

Satvetine yüz çevirmiş zaman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Dört bir yana dağılmış Türk soyları

Sönmüş ocak, göçüp gitmiş boyları

Dertli dertli akar bozkır çayları

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Azerbaycan dert içinde boğulmuş

Sevenleri diyar diyar kovulmuş

Ağla şair ağla yurdun dağılmış

Nerde kopuz, nerde kırık keman hey

Nerde büyük vatan, nerde Turan hey…”

 

“Kimse bilmez Tanrıdağın yaşını

Düşman almış Altayların başını

Uçurmuşlar baştan devlet kuşunu

Satvetine yüz çevirmiş zaman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Dört bir yana dağılmış Türk soyları

Sönmüş ocak, göçüp gitmiş boyları

Dertli dertli akar bozkır çayları

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Ağ alnıma kara yazı yazılmış

Yaylalarda düğün dernek bozulmuş

Gelinlerin kur saçları çözülmüş

Yada kalmış dilek elden yaman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Dağdan dağa çarkıp  gitmiş doğanlar

Kayalara iz bırakmış al kanlar

Ordulara buyruk vermiş ilhanlar

Harda kalmış setler yıkan ferman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Harap olmuş Buharası  Başkenti

Matem tutmuş Semerkant’ı, Taşkent’i

Kendi söyler döker gözden yaş kendi

Ne ozan var, ne yazan, ne şaman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Kazan, Başkurt batmış, Kırım sürülmüş

Benim badem gözlü yarim sürülmüş

Konum komşum bütün varım sürülmüş

Bulunur mu Sibirya’da iman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Türk elleri birbirine yadlanır

Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek otlanır

Azeri Türk yanar içten  odlanır

Ana yurdum içden  hali duman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Orhun çağlar, yatmış eller ayılmaz

Tarım çayı doğru yöne koyulmaz

Hey! Seslenir Amuderya  duyulmaz

Siriderya da kalmamıştır derman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Hazar coşar haber salır  kuruna

Akar gedip kur sürüne sürüne

İdiz ağlar, Altınordu  yödine

Aral kendi varlığından pişman hey

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey

 

Azerbaycan dert içinde boğulmuş

Sevenleri diyar diyar kovulmuş

Ağla şair ağla yurdun dağılmış

Nerde kopuz, nerde kırık keman hey

Nerde büyük vatan, nerde Turan hey…

Yorum Formu

Bedrettin KELEŞTİMUR - E-posta: bedrettin@elaziz.net
Haberleşmek için :
  Günışığı Gazetesi - ELAZIĞ
Tel: 0.424. 218 24 24

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Şiirlerim Başa Dön

 
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş