Elazığ
insanının hafızasının güçlü olduğunu gayet iyi
bilenlerdenimdir!.. Elazığ insanında ki, ‘demokrasi
terbiyesi…’ dışarıda sürekli bir fazilet mücadelesi
olarak yorumlanmıştır…Bu şehrin insanı, ‘dinlemeyi
sever…’ Nasıl, Niçin, Nerede, Ne Şekilde sorularını
belki seslendirmez ama, kendi yüreğiyle ona en sağlıklı
cevapları ‘demokrasi adabı…’ içerisinde sandıkta
vermesini bilmiştir!..
Dün, bu şehrin meydanlarında neler
söylendi?.. TV ekranlarından neler seslendirildi?.. Kendi
insanına neler vaat edildi?.. Bizler sözü nasıl biliriz;
--Edep dairesinde pervane gibi dönen
nasihat!..
Nas ve Hat!..
--Halkın önüne getirdiğiniz çizgi!..
--Bir doğruyu/bir çizgiyi meydana
getiren bütün noktalarda, dürüstlük!..
Kini, öfkeyi ayaklarımızın altına alarak,
sözün edebini koruyarak, ‘dünü sorguluyoruz…’
Öyle ki, ne deniyor;
--Dünü, teraziye alıyoruz!..
Ne için?.
--Bugünü ve yarınlara karar vermek
için!..
18 Nisan 1999 sabahına verilen vaatler
nelerdi?
--Harput ne alemde?..
Sizlere tebessüm eden o güzelim ‘şelale
projesi..’ nerelerde?.. Harput denince bir tarihi
kimlik aklımıza gelir!. O tarihi dokuyu ne kadar
koruyabildik?.. Sadece, beton yollar yaptık!.. Tarihin
manevi iklimi zengin/ efsunkâr şehri, ‘koca bir
mezarlık…’ haline getirdik!.
--Büyük Şehir Hayali!.. Şu şehirde, sivil iradeyi
güçlendirecek bir misyona ne kadar sahip olabildik?..
Belediyeleri her zaman için ‘şehremini’
olarak yorumlamış ve şehir iradesinin ‘sivil
inisiyatifinin lokomotifi…’ şeklinde değerlendirmeler
getirdik…En büyük eksiğimiz ne olmuştur; --istişare
zemininde… Bilgilendirme zemininde… Bu zeminin yerinde
ne olmalıydı; --Şehir Meclisi!.. İlkeli ve
toparlayıcı bir iradeyi ne kadar çok arzuladık değil mi?.
-- Elazığ hala, 35 bin nüfuslu iken yapılan Belediye
Sarayında Hizmet Veriyor!.. Ne söylenmişti?. 18 Nisan
1999 sabahı kepçelerimiz Orman Fidanlık alanında olacak!..
Çok şeye hasret bırakıldık…Doğu-Batı istikametinde koca
ovayı yıllar boyu katlettik!.. Ne saf tanıdık ve ne
de insaf!. Güzelim bağlar, bahçeler, yeşillikler yerini
‘koca binalara…’ terk etti… Bütün bunlarla birlikte,
‘yeşil dedik…’ kültür parkından bahsettik…Halkın önüne
rengarenk proje maketleri getirdik…Ne oldu?.. Aynı
yerdeyiz!..
--Gazi Caddesini ve dolayısıyla trafiği rahatlatacak yarım
km olmayan Vali Fahri Bey Caddesini
hala genişletemedik!..
--Ta, Temizer zamanında projelendirilen şehrin can simidi
olarak gördüğümüz kalıcı fuar alanı hala gerçekleşmedi!..
Vaatler arasında yerini bir başka bahara bıraktı!..
Bütün bunları söylerken, geçmişi ‘reddi miras…’
olarak tarihe şerh düşme haddine sahip değiliz… Bizatihi,
bu şehre yapılan ve yapılacak her hizmeti alkışladık!..
Bir şey var ki, şehrin sosyal/ tarihi/ kültürel kimliği
korunsun dedik… Bütün bunları defaatle köşemizde
yazdık…Şunu gayet iyi biliyoruz ki,
--Elazığ Belediyesinin son bir asrını yorumlayacak bir
arşivi mevcut değil!.. Dünden bugüne yanan ve de
yıkılan eski tarihi çarşılarımız içimizde ‘derin bir
sızı…’ bırakmıştır!.. Bugün nelerden bahsediyoruz; Yok
olan şıra meydanından/ handan/çarşılardan değil sadece,
‘kapalı çarşıdan…’ O da, elimizden gidebilir!.. Kazım
Efendi Sokağının Elazığ kokan o efsunkâr havasından söz
etmeye çalışıyoruz… Dahası mı, şimdilerce karakol olarak
kullanılan, --eski tarihi Vilayet Konağından!..
Burası çok amaçlı kültür merkezi olarak tabiatıyla
değerlendirilebilir…
Evet!.. Doğuda ve Batıda birçok şehir gezdik…Elazığ’ı, bir
Kayseri, bir Gaziantep, bir Konya, bir Malatya(!) ile
kıyaslamanız mümkün değil!. Maalesef şehir, çarpık bir
yapılaşmanın kurbanı edilmiş…Yeşil budanmış!.. Öylesine
çoraklaşmış ki, koca şehir beton duvarlarla kaplı bir
labirent haline getirilmiş…
Bu şehirde, yüz binin üzerinde çocuk yaşıyor!.. Çocuk veya
genç nelere hasrettir?.. 37 mahallesi bulunan şu güzelim
şehirde, ne çocuk kulüplerinden/ ne geçmişin zengin
kütüphanelerinden/ ne kompleks halindeki spor
tesislerinden söz etmeniz mümkün değil!.. Şehir, sosyal
hayatın bütün zenginliklerini içerisinde alan ‘medeni…’
kavramıyla ruh ve gönül zenginliğinin bütünleştiği
beldelerdir…Gelin, bir Üniversite Öğrencisinin ağzından
dinleyin günlük hayatın çoraklığını!.. Ne parkından, ne
bahçesinden, ne kültür kulüplerinden, ne tiyatro ve musiki
alanındaki gösterimlerden ve nede edebi sohbetlerin
yapıldığı mekanlardan sıcak bir duyguyla bahsetmeniz
mümkün değil!..
Dünü yorumlamak!.. Doğu ve Batı Kültürünü kendi nefsinde
toparlayan bir şehrin kritiğini yapmak gerçekten çok
zor!.. Bir gerçek var ki, Elazığ ve onun güzel insanı
layık ve haklı olduğu şartlarda ve zeminlerde henüz değil…